Kamuoyunda çok konuşulan ve olası çevresel etkileri üzerine felaket senaryoları üretilerek çözümsüzlük noktasında kilitlenmeye çalışılan altın madenciliği, her kesimden insanımızın dikkatle izlediği bir konu olmaktadır. Medyaya yansıyan şekliyle altın madenciliği bir çevre felaketi olarak tanımlanmaktadır. Oysaki bilimsel altyapılara dayırılmış, çözümsüzlüğü değil bilgiyi öne çıkaran yaklaşımlarla, çevresel etkileri ortadan kaldırılmış, riski azaltılarak maksimum faydanın sağlığı ‘çevresel değerlere duyarlı modern madenciliği’ olanaklı kılacaktır.
Doğal kaynakları yönünden çeşitlilik gösteren ülkemizde madencilik sektörü, bugüne kadar istenilen gelişmişlik düzeyine ulaşamamıştır.Yıllardan beri bor, demir, krom, manyezit, barit, mermer gibi yeraltı varlıklarıyla zaman zaman dünya üretiminde ön sıralara gelmiş olmamıza rağmen , ürün pazarlama veya duraylı ve güven verici madencilik politikaları oluşturulmadığı için, bu kaynaklarımızın değerlendirilmesi rekabetçi dünya pazarlarında istenilen düzeylere çıkarılamamıştır.
1985’ li yıllardan itibaren önem kazanan, özellikle yabancı yatırımcılar tarafından ciddi boyutlarda yatırım yapılabilecek bir alan olarak değerlendirilen Türkiye altın madenleri varlığı, tartışılamayacak kadar açıklık kazanmıştır.Ülkemiz gündeminde yıllardır, gerekli önemle yerini bulamayan madencilik sektörünün, ‘Altın Madenciliği’ ile gündemi yakalamış olması ve madenciliğin ülke genelinde tanınmaya başladığı bir dönemde, varılan noktanın altın madenciliği özelinden çok genel madenciliğimiz açısından ciddi kaygılara neden olduğu görülmektedir.Dünya altın madenciliği uygulamalarının başlangıçta karşılaştığı tepkileri çok benzer biçimde yaşayan ülkemizde de, altın madenciliğinin, kısa sürede çağdaş teknolojilerle donanımlı üretim ve istihdam sağlayıcı nitelikleri ile madencilik sektörü içinde ‘olağan madencilik faaliyetleri’ gibi yerini alması temenni edilmektedir.
Madencilik ve çevrenin birbirinin argümanıymış gibi gösterilmesi, ulusal kalkınma için itici bir sektör olmak zorundaki madenciliğimize ciddi zararlar verebilecektir. Çağdaş bir madencilik anlayışı içinde çevrenin de önemli bir parametre olduğu bilinciyle ‘Ya madencilik ya çevre’ dayatması yerine her iki anlayışın bilimsel verilere dayalı ortak çözümler üretmesi gerekmektedir.
1.GİRİŞ Altın, insanlığın kıymetli metalleri tanıyıp kullanmaya başladığından itibaren çeşitli uygarlıkların doğmasında ve devrini tamamlamasında etkili bir güç kaynağı ve en önemli metal olma özelliğini korumaktadır.Kaynaklardan ilk kez Anadolu’da kullanıldığına ilişkin kuvvetli deliller bulunmaktadır.Yazılı belgelerden, M.Ö. 3000 li yıllarda Anadolu’da kullanıldığı bilinene bu metalin, Lidyalılar tarafından altın para olarak kullanımı M.Ö. 615-620 yıllarına rastlamaktadır.
Altın ekstraksiyon yöntemleri olarak kullanılan amalgamasyon da cıva; siyanür liçinde de siyanür, çok zehirli olmaları nedeni ile çevre kirliliği yaratma potansiyeline sahiptir.Bu nedenle tüm dünyada ve ülkemizde de konu ile ilgili yasal düzenlemeler mevcuttur, ve altın işletmecilerinin bu yasalara uyması zorunludur.Buna karşın kamuoyu çoğu kez konuyu bilimsel açıdan ele almayan kişi ve/veya ‘çevreci’ bazı örgütlerce yanıltılmakta ve altın madencilerine karşı güçlü bir muhalefet oluşturulmaktadır.
Çevre konusunda çok hassas olan ABD, Kanada, ve Avustralya gibi ülkelerde yaklaşık bir asırdır kullanılan siyanürün kimyası ve çevreye etkisi konusunda yeterli bilgi mevcuttur.
Günümüzde dünya altın üretiminin yaklaşık %85’i henüz endüstriyel açıdan alternatifi olmayan siyanür ile gerekli önlemlerin alınması halinde çevre kirliliğine yol açmadan yapılmaktadır.
Konunun özellikle bilim ve meslek adamları tarafından sentezi çok iyi yapılmalıdır.Diğer bir deyişle madencilik ve çevre ortak bir noktada yaşayabilme koşullarını bulmak zorundadır.Bu yazıda, altın madenciliği, altın üretim yöntemleri, bazı ülkelerde hala kullanılmakta olan amalgamasyon nedeniyle cıvanın; siyanürlemede kullanılan siyanür ve onun diğer bileşiklerinin,metal komplekslerinin kimyası ve çevreye etkisi, arıtma metodları ile birlikte verilmektedir.
2.ALTIN MADENCİLİĞİ VE ALTIN ÜRETİM YÖNTEMLERİ Altın madenciliğinde cevher üretimi diğer madencilik çalışmalarından hiçbir farkı olmaksızın, açık ocak veya yer altı işletmesi biçiminde yapılmaktadır.Dünya da halen ekonomik olarak üretim yapılan madenlerde altın içeriği 1 gr/ton ile 15-20 gr/ton arasında değişmekte ve altın üretiminde %85 den fazla bir oranla siyanür liçi prosesi kullanılmaktadır.
Burada altın-gümüş madenciliğine ait genel kazanım proses kademelerine geçmeden evvel çok çok eski bir kazanım yöntemi olan Amalgamasyon yönteminden bahsedelim.
2.1.Amalgamasyon Ülkemizde, ne yakın geçmişte ne de günümüzde endüstriyel anlamda uygulanmış bir metoddur.Ancak günümüzde, Brezilya, Venezuella, Tanzanya, gibi ülkelerde önemli ölçülerde uygulanmaktadır.
Amalgamasyonla altın üretimi, göreceli iri taneli (>50 micron), temiz yüzeyli, serbest altının cıva ile AuHg2, Au8Hg gibi bileşikler yapmasına dayanır ve çok eski bir yöntemdir.
Cıva, 20 santigrad derecede bile 0.0013 mm Hg gibi diğer metallerden en az milyonlarca defa fazla buhar basıncına sahip, 357º C’ de kaynayan bir metaldir.İşte bu özelliği ile cıva, altın üreticilerinin plaser tip dediğimiz altın yataklarından altın üretiminde önemli bir yer işgal etmiştir.Çünkü, cıvanın altın yüzeylerine teması ile gerçekleşen reaksiyon, altının, gang minerallerinden kolayca ayrılmasını sağlar.Daha sonra cıva 500-700º C’ de ‘retort’ larda tamamen gaz fazına geçirilerek altın üretilmektedir.Düşük sıcaklıklarda bile çok çabuk gaz fazına geçen cıvanın tamamen kontrol altında tutulması gerekmektedir.Bilinçsiz kullanımın yaygın olduğu küçük ölçekli (bireysel aile işletmeleri) üretim birimlerinde kullanılan ilkel ‘retort’ lardan çevreye, üretilen her kg altın için 1.32 kg cıva yayılmaktadır.
Cıva, doğada pek çok maddenin içinde değişik derişimlerde bulunmaktadır.Aşağıdaki çizelgede (ÇİZELGE.1) cıvanın doğal dağılımı verilmektedir.
MADDE YerkabuÄŸu
Toprak
Kömür/Petrol
Tatlı Sular
Deniz Suyu
Hava
Deniz Yosunları/Bitkileri
Kara Bitkileri
Hayvanlar
Balıklar
CIVA DERİŞİMİ(ppb)30-100
10-300
100-1000
<0.1
0.03
0.1-1
30
5-30
<50
20-200
Çizelge.1’ den görüleceği üzere çevremizdeki cıva kirliliğinin en önemli kaynağı kömür ve petroldür.Bu enerji kaynaklarının bilinçsiz tüketimi artıkça hava ve sulara geçen cıva miktarı da artmaktadır.Ayrıca, göreceli eski teknolojilerden türeyen bazı endüstriyel atıklar ve dişçilerin kullandığı amalgamın normal atıklara karışması da ciddi cıva kirlenmeleri yaratmaktadır.Cıva kirliliğinin ne anlama geldiğinin en çarpıcı örneği; 1900’ lerin başından itibaren Japonya’nın Minamata körfezine atılan cıvalı atıkların 1950’ lerde 100.000’den fazla balıkçının ölmesi, pek çok insanın zehirlenerek hastalanması ve o bölgede anormal doğumların büyük bir sıklıkla ortaya çıkmasıdır.
Çeşitli kaynaklardan çevreye karışan cıvanın insan üzerindeki zehirlilik derecesi cıvanın hangi halde bünyeye girdiğine bağlıdır.Örneğin, doğada çok yaygın bulunan Entero bacter aerogenes ve Escherichia coli adlı bakteriler metalik cıva’yı, metil-cıva’ya (CH3Hg) dönüştürürler ki metil-cıva da Hgº ve Hg ² den çok daha fazla zehirlidir.Zira metil-cıva insan ve hayvan dokuları tarafından kolayca absorblanır.Besin zincirinde, metil-cıva, balık ve diğer deniz hayvanlarında birikim yapar ve bu besinleri tüketenlere geçer.FAO/WHO tarafından konulan standartlarda metil-cıva alım miktarı 0.2 mg’ı geçmemek şartı ile tolerans limiti 0.3 mg/hafta dır.
Cıva, öncelikle yakın çevredeki insanlarda beyin-sinir sistemi ve böbreklere bağlı hastalıklara ve ölümlere yol açmaktadır.Brezilya’nın Amazon bölgesinde ‘Garimpos’ olarak adlandırılan yerli halk arasındaki cıva zehirlenmeleri ilkel madencilik kaynaklı cıva zehirlenmelerinin dünyadaki en önemli örneğidir.Brezilya hükümeti bu bölgede alternatif teknolojilerin kullanımı ve cıva kirlenmesinin önüne geçilebilmesi için 1989’dan beri aktif bir program uygulanmaktadır.
2.2. Altın ve Gümüş Madenciliği Bir altın-gümüş madenciliğinde, madenin üretiminden, metal altın ve gümüşün kazanımına kadar geçen süreçlerde diğer birçok madencilik faaliyetlerinde izlenen olağan süreçlerden geçmektedir.Bu metallere ait madencilik proses kademeleri aşağıda verilmiştir:
*Cevher Üretimi (Mining)
*Boyut Küçültme (Processing)
*Kimyasal Çözündürme (Leaching)
*Berraklaştırma (Purification)
*OksijensizleÅŸtirme (Deaeration)
*Katı Faza Alma (Precipitation)
*Katı-Sıvı ayırımı (Filtration)
*Ergitme-Rafinasyon (Fluxing-Refining)
*Metal Altın Eldesi (Casting)
Genellikle altın cevherleri önce boyut küçültme işlemlerine tabi tutularak zenginleştirme işlemlerine hazırlanmaktadır.
KAYNAKLAR [1] Ü.İpekoğlu, "Siyanür, Altın Madenciliği ve Avrupa’ daki Uygulamaları" Türkiye’de Altın Madenciliği, Eds: G.Önal, A.E.Yüce, S.Karahan, TMGV Yayınları, 1997, s:143-155
[2]A.E. Yüce, "Altın Üretim Yöntemleri ve Çevre",Altın Madenciliği ve Çevre Toplantısı,10 Temmuz 1997, Sivas,İTÜ Maden Fakültesi (Yayınlanmamış)
[3]Çiçek, F., 1994, "Gümüşköy’de Siyanür Liçi ile Gümüş Üretimi", Altın Madenciliği Semineri, Ankara, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, İstanbul, sayfa:60-65
[4]Canbazoğlu, M., Çözelti Madenciliği Ders Notları, Sivas, 2001, sayfa:31-36,60-64
[5]web:
http://www.maden.org.trAlıntıdır...