Çamköy(gölhisar-burdur) Yöresi Kuvaterner Yaşlı Plaserlerin Jeolojik Özellikleri ve Ağır Mineral İçeriğinin İncelenmesi
1.GİRİŞBu çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Jeoloji bölümünde bitirme tezi olarak hazırlanmıştır.
1.1 Amaç ve YöntemBitirme tezi kapsamında sallantılı elek ve manyetik deneyleri sonucunda mikroskobik incelemeler ile Çamköy (Burdur) yöresindeki kromit içerikli plaser tipi tortulların cevher potansiyelinin araştırılması amacı ile yapılmıştır.
1.2 CoğrafyaÇalışma alanı Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı Çamköy’ün 3 km kuzeydoğusundadır. Denizli-Fethiye yolu üzerindedir. Denizli'ye 80 km, Fethiye'ye 125 km, Antalya'ya 140 km dir. Doğusunda Küçükalan köyü, Batısında Darıveren kasabası, Güneyinde Yusufça kasabası ve Kuzeyinde Kumavşarı kasabaları ile çevrilidir. Burdur'a uzaklığı 113 km, Gölhisar'a ize 15 km dir. Etrafında Karatepe, Eşeler, Tepsili Dağları bulunmaktadır. Köyün yakınından Dalaman Çayının 2 kolu geçmektedir. Karasal iklim görülmektedir. Yazları sıcak ve kurak, Kışlar ise soğuk ve yağışlıdır. Bitki örtüsü, dağlarda Çam, Çalı ve Ardıçlarla kaplıdır.

Şekil 1.1 Çamköy(Gölhisar-BURDUR) plaser tipi tortulların yer bulduru haritası

Şekil 1.2 Çamköy plaser tipi tortulların uydu görünümü

Şekil 1.3 Çamköy plaser tipi tortulların jeolojik haritası (Yağmurlu, 2008)
1.3 Önceki ÇalışmalarYağmurlu, F. tarafından 2008- yaz döneminde Burdur ve Yeşilova çevresinde yapılan çalışmalar sırasında, Çamköy yöresinde bulunan plaser kumları içinde önemli oranda kromit ve ağır mineral bulunduğu tespit edilmiştir. Bu yeni bulgunun ortaya çıkarılmasından sonra, plaser kumları içindeki kromit ile buna eşlik eden ilmenit ve titanomagnetit gibi ağır minerallerin değerlendirilmesi ve potansiyelin ortaya çıkarılmasına dönük olarak yeni bir proje başlatılmıştır. Bu yeni proje kapsamında, Çamköy yöresinde yer alan kromit içerikli plaserlerin alansal dağılımına dönük jeoloji haritası yapılmıştır. Bunun yanı sıra, plaserin değişik noktalarından alınan örneklerden hazırlanan konsantreler, XRD, kimyasal ve mikroskobik yöntemlerle incelenmiştir. (Yağmurlu, 2008)
1.4 Plaser (Kırıntı) YataklarıPlaser veya kırıntı yatakların oluşumunun esası, fiziksel olarak parçalanıp, ufalanan-aşınan minerallerin taşınarak (allokton), yoğunluklarına göre birbirinden ayrılıp, aynı ya da benzer yoğunlukta olanların belirli bir bölgede birikmesine dayanır. Plaser yataklar tipik olarak senjenetik yataklardır. Plaser yataklar akarsu gelişimi sırasında oluşan alüvyal plaserler olabileceği gibi, deniz kıyısı boyunca gelişen plaj plaserleri şeklinde de olabilirler. Plaser terimi İspanyolca plaza(yer) dan gelmektedir. Bilinen plaserlerin çoğu son jeolojik dönemdeki erozyon evrimleri sırasında oluşmuştur. Ancak az sayıda ve son derece önemli fosil plaserler de mevcuttur. Böylesi yataklar oluştuktan hemen sonra sedimenter veya volkanik malzeme ile örtülmus, bunun etkisiyle erozyondan etkilenmemiş ve sonunda da her ne kadar bazıları kıvrımlanmış ve metamorfizmaya uğramış olsalar bile günümüze kadar korunabilmişlerdir.
Magmatik yataklar kadar önemli olan plaser zenginleşmeler, özellikle rutil açısından dünyanın en önemli yatak tiplerini oluştururlar. Ticari değeri olan tüm plaserler ya bütünüyle rutil ya da rutille birlikte ilmenit üretiminin yapıldığı kaynaklardır. Sedimanter kayaçların TiO2 değerleri Force, 1976 ayının verileri dikkate alınarak Tablo 1'de topluca sunulmuştur. Buna göre şeyller en yüksek, kireçtaşları İse en düşük TiO2 değerlerine sahip kayaçlar olup, ilksel malzemeleri plaser oluşturmaya yatkın olan kumtaşlarının titanyum miktarı çoğunlukla yüksek değerler gösterir. Plaser titanyum yatakları çoğunlukla kıyı ve fluviya oluşumlar halinde, daha seyrek olarak da alüvyal plaserler şeklinde gözlenir. Ancak, kıyı plaserlerinin önemi diğer tür oluşumlara göre daha fazladır. Kıyı yataklar çoğunlukla, onlarca metre kalınlık ve birkaç on kilometre uzunluğunda mercek, örtü veya tabaka şekilli yapılar gösterir. Cevherli seviyeler, birbiri ardınca yataklanmış ‘kıyıya paralel şeritler' halinde veya korunmuş fosil oluşumlar ile taraçalar şeklindedir. Zaman zaman deniz seviyesinin altında olanlarına da rastlanmıştır. Büyük yataklar çoğunlukla fosil ve teras plaserlerinin yeniden işlendiği, dalga hareketi ile kıyı akıntılarının etkili olduğu sahillerde oluşur. Kıyı plaser yataklarda, yüksek boylanma özelliği kazanmış ağır ve hafif mineral tanelerinden oluşan kırıntıların taşınma ve yer değiştirmesi esas olarak deniz tabanıyla temas halinde gerçekleşir. Taşınma, eşdeğerliliği olarak da tanımlanan bu hareket mekanizması kumlardaki eş boyutlu sedimanların çökelimini sağlayan başlıca faktördür {Best, and Bratshaw, 1985; Reid and Hrostick, 1985; Tourtelot, 1986).
1.4.1 Plaser MineralleriBir mineral plaser koşulları altında varlığını sürdürebilmesi için oksitlenmemesi, çözünür olmaması ve akarsu kanalı ve deniz kıyısında yer alan kendisinden daha iri malzemelerin aşındırmasına dayanıklı olması gerekir. Galen gibi çok iyi dilinimli olan mineraller böylesi koşullar altında varlıklarını sürdüremezler ve kil boyutlu parçacıklara ayrılırlar. Buna karşın bir plaser mineralinin sert olması da gerekmez; altın yumuşaktır ama aynı zamanda koheziftir ve her ne kadar akarsu kanalındaki çakılların sürekli çarpması sonucu ince, düz, levhamsı parçacıklar şeklinde deforme olsa da varlığını sürdürür. Film endüstrisi tarafından verilen imajın aksine plaserlerde iri altın parçaları çok nadirdir. Bir altın tanesine iri denilebilmesi için, altın tavasına düşürüldüğünde sesi işitilebilecek kadar iriliğe sahip olması gerekir; plaser altının büyük bir çoğunluğu mercimek tanesi veya toplu iğne başı büyüklüğünde ve hatta daha da incedir.
İyi zenginleşebilmesi için bir plaser mineralin, yatak yükünün geri kalan kısmını oluşturan kayaç parçalarından göreceli olarak daha yoğun olması gerekmektedir. Kasiterit, spesifik gravitesinin 7, sertliğinin 6, çözünmez oluşu ve dilinimi olmaması nedeniyle ideal bir plaser mineralidir. Gerçekten de kalay üretiminin önemli bir bölümü plaserlerden karşılanmaktadır. Ancak, bir titanyum oksit minerali olan rutil ve hatta elmas gibi daha düşük yoğunluklu pek çok mineral de plaserlerde zenginleşirler. Bir elmas plaserini tanımlamak için kullanılan zenginleşme (konsantrasyon) terimi, ortalama bir milyar çakıldan yalnızca elli adedinin elmas olması durumunu ifade etmek için kullanılır. Ancak bu bile normal bir çakıl taşının sahip olabileceği elmas miktarından yüzlerce hatta binlerce kat daha fazladır.
Plaserler kullandığımız minerallerin çoğunu bulundurmaktadır. Kalay ve altının büyük bir bölümü ve platinin bir bölümü plaserlerden gelir; üretilen elmasın, özellikle endüstriyel minerallerin ve değerli taşların önemli bir bölümü de plaserlerden çıkartılmaktadır; aynı zamanda rutil, zirkon ve garnet gibi pek çok yararlı diğer minerallerin kaynağı da plaserlerdir. Ama bunlar genelde plaj plaserlerinden elde edilmektedir. Hatta kayda değer miktarlarda demir cevheri de Japonya ve Yeni Zelanda kıyılarında plaserlerden elde edilmektedir.