GIRISMetalurji; metallerin cevher ve diger kaynaklardan (hurda vs.) kazanilmasi, rafinasyou (saflastirilmasi ) ve alasimlandirma, sekil verme ve isil islemlerle metal endüstrisinin kullanimina uygun özellikler kazandirarak bu özelliklerin çesitli testlerle incelenmesi konularini kapsayan bir bilim ve teknoloji dalidir .Bu tanima göre metalurjinin bir kimyasal bir de fiziksel yani vardir.
Kimyasal Yönü; Metallerin çesitli yöntemle kazanilmasi, rafinasyonu ve alasimlandirilmasi
Fiziksel Yönü; Endüstrinin hizmetine sunulacak metallerin iç yapilarinin incelenmesi, çesitli etkilere karsi davranislarinin incelenmesi ve bazi fiziksel ve termik islemlerle metallere iyi özellikler kazandirilmasi
ÖRNEK: Dogada genellikle Fe2O3 ve Fe3O4 bilesikleri seklinde bulunan demir mineralleri gangdan ayrildiktan sonra kok ve curuf yapici maddelerle yüksek firina sarj edilir. Karmasik ve büyük bir donanima tipik bir örnek olan böyle bir tesiste, günde yaklasik 1000 ton demir üretimi için 3000 tonun üzerinde cevher ve yardimci malzeme ergitilmekte ve koklastirma, sicak hava, rafinasyon, döküm ve nakliye gibi islemler için ayri bir sehir görünümünde alan isgal edilmektedir. Burada üretilen demir daha sonra uygulanan rafinasyon ve alasimlandirma islemlerinden sonra dahi, nihai kullanim için uygun özellige getirilebilmis degildir; uygun parça haline dökülmesi veya haddelenmesi ve isil islem gibi yapiyi islah edici islemlere de ihtiyaç göstermektedir.
Metalurjinin Tanimi, Tarihçesi ve SiniflandirilmasiBir çok metal atomunun ancak çok azi yeryüzünde serbest halde bulunmaktadir, geri kalani ise oksijen, kükürt, arsenik, silis ve karbon gibi metalik olmayan elementler ile birlesik durumdadir. BU birlesikler de ayrica kayaç ve kil gibi kütleler içerisinde yer almaktadir. Söz konusu metallerin kazaniminda ilk adim bu bilesikleri birlikte bulundugu kayaç ve kil gibi yabani maddelerden ayirmaktir. Teknolojik gelismeler, daha az yakit kullanimi, daha az çevre kirliligi ve daha fazla verim elde edilmesi için hizla yol almaktadir. Günümüzden 50 yil önce bakir, çinko ve kursun için % 5-6, demir ve mangan için % 48-50 isletilebilir cevher tenörlerinin bugün bakir için % 0.5, kursun için %0.7, çinko için % 2.7, mangan için % 25 ve Fe için % 30 seviyelerine kadar inmis olmasi bu teknolojik gelismelerin sonucudur.
Cevherlerden metal elde edilmesi için yapilan islemler sunlardir;
Konsantrasyon: Metal içeren minerallerin gang minerallerinden mümkün oldugu oranda ayrilmasi ve yüksek tenörlü ayri bir ürün olarak toplanmasidir. Bu islem basit bir ufalama-eleme islemiyle mümkün oldugu gibi, farkli minerallerin farkli özelliklerinde yararlanilarak da yapilabilir. Bu islem basamagi “Cevher Hazirlama” bilim dalinin konulari içinde yer almaktadir. Bu asamada genelde metal minerallerinin kimyasal yapisi ayni kalmaktadir.
Metal Ekstraksiyonu (Metal Üretimi) : Konsantrasyon islemini takip eden bu adimda; sicakligin hakim oldugu “piro” yöntemler ile ya da sulu ortamlarin hakim oldugu “hidro” yöntemler ile yapilir.
Pirometalurji-Piro Yöntemler: Kalsinasyon ve Kavurma gibi erime derecesinin altindaki islemleri; Sivilastirma gibi yalnizca istenilen metalin sivi hale getirilip, geri kalaninin kati halde birakilmasini; Tam Ergitme gibi metal ve gang minerallerinin tümünün eritilerek curuf yapicilar yardimiyla sivi fazlara ayirma gibi islemleri; Distilasyon gibi yalnizca ilgi duyulan metalin gazlastirilip daha sonra yogunlastirilmasi islemlerini kapsar.
Hidrometalurji-Hidro-Yöntemler: Cevherdeki metalin sulu bir ortamda çözeltildikten (Liç) sonra bu çözeltiden kimyasal veya elektrolitik olarak çökelmesi gibi kademeleri kapsar. Piro veya Hidro yöntemlerle yapilan ekstraksiyonlari rafinasyon islemi takip eder.
Rafinasyon: Piro veya hidro yöntemlerle kazanilan metal fazi içindeki empüritelerin miktarinin düsürülüp belli seviyede tutulmasi islemidir. Bu ise piro veya elektrometalurjik yöntemler ile yapilir.
Pirometalurjik Rafinasyon: Safsizliklarin oksidasyonu ve ardindan istenen metalin çok dikkatli bir sekilde de-oksidasyonu temin edilerek yapilir.
Elektrometalurjik Rafinasyon: Pirometalurjik rafinasyon ile elde edilen safliktan daha fazla bir saflik derecesi isteniyorsa elektroliz veya vakum teknigi kullanilir. Elektroliz içeren bu yönteme de elektrometalurjik rafinasyon adi verilir.
Metalurjinin Tarihi Gelisimi: Insanligin metaller ile ilk temasi en eski çaglara kadar gider. Metallerin insanlik tarihinde oynadiklari rol ve istifade imkanlari, metaller hakkindaki bilgilenme ile dogrudan ilgilidir. Bugün bile bir toplumun dünyadaki ekonomik ve endüstriyel yeri kullanilan metal miktariyla belirtilmektedir. Artan nüfus ve toplumlar arsinda ortaya çikan hastaliklar, savaslar ve hakim olma duygusu arastirmalari tesvik etmis ve yeni buluslar ortaya konmustur.
Insanoglu önce taslari kullanmaya baslamis ve bir gün bilesik teskil etmeyen ve tabi vaziyetiyle dikkati çeken altin, bakir ve gümüsü fark etmistir; Gevrek tas aletler yerine bunlarin dövülerek sekillendirilebilir oldugunu görmüstür. Ilk defa dövülmüs bakirin kullanilmasinin MÖ 4500 yillarina rastladigi ve ancak bundan 2000 yil sonra cevherlerden bakirin üretilebildigi sanilmaktadir. Altin, gümüs ve bakirin arkasindan demirin kullanildigi, ancak digerlerine kiyasla kesfedildigi yerde sir olarak tutuldugu dikkati çekmektedir. Çünkü demir, daha önce bakirli kalay cevherlerinin birlikte ergitilmesi ile elde edilen bronzdan (tunç) daha serttir ve silah yapimi için üstün özelliklere sahiptir. Ayrica demirin redüklenmesi bakira göre daha zor oldugu için ilk kesfedildiginde, önceleri ancak “sünger demir” seklinde kismen redüklenmis olan ve beraberinde redüklenmemis oksit ve silikatli empüriteleri ihtiva eden bir bilesik elde edilebilmekte idi. Bu madde belli bir sicaklikta dövüldügünde yalnizca bu empüriteler ergiyor ve geriye ham demir kaliyordu. Bugün ki dökme demirlerin degisik yöntemler ile çok önceleri üretilmis olmasina ragmen, yüksek karbonlu alasimlarinin yapilmasi ve sonra da bunlarin karbonundan temizlenmesi, yani bugün ki ÇELIK özelliginin elde edilmesi ancak son 200 yilda basarilabilmistir; Bunda 18.yy’in sonlarinda odun yerine kömürün kullanilmaya baslanmasi ve 19.yy’in ortalarinda BESSEMER PROSESI ile ilk defa sivi ham demirden çelik üretilmesinin payi büyüktür. Bundan sonra demir-çelik konusundaki gelismeler bas döndürücü bir hizla ilerlemistir.
Metallerin kesif ve üretimi bakir, tunç, pirinç ve demir sirasina göre olsa da, bu sira dünyanin her yerinde ayni degildir. Bazi yerlerde demir devrinin basa geçtigi görülür. Bu konuda gerçek olan bölge halkinin söz konusu metaller ile olan ilk temasinin tamamen tesadüfi olmasi ve bölge özelligine bagli bulunmasidir. Civanin kesfi bakir kadar eskilere dayanmakta ve Romalilar bunu altinin “amalgamasyon” teknigi ile kazanilmasinda kullanmaktaydilar. Saf çinkonun son yüzyila kadar kesfedilmemis olmasina ragmen yine Romalilar tarafindan bakir cevherleri ile birlikte karisik olarak izabe edilmesi sonucunda pirinç alasimi seklinde kullanildigi bilinmektedir. Alüminyum üretimi ancak 1886 yilindan itibaren, magnezyum ise 20.yy’in ortalarindan itibaren mümkün hale gelmistir. II. Dünya harbi yillari ise uranyum, berilyum, niobyum, titanyum ve zirkonyum gibi stratejik metallerin kesfedildigi devredir.