Yer kabugunun yüzeye yakın yada daha alt tabakalarda çesitli mineral
karısımları halinde bulunan cevherleri kırma, ögütme, eleme islemlerinden sonra
yüzdürme yoluyla zenginlestirilmesi olayına flotasyon denilmektedir. Baska bir
deyisle, flotasyon isleminde sıvı ortamında (genellikle su) bulunan ögütülmüs
mineral parçacıkları uygun kimyasal reaktiflerle muamele edilirler ve daha sonra
ortama gaz kabarcıkları gönderilir. Toz halindeki mineral parçacıklarından uygun
özellikteki bazıları gaz kabarcıklarına tutunarak sıvı yüzeyine hareket ederler ve
böylece diger mineral parçacıklarından ayrılırlar. Bu islemde mineral parçacık
yüzeylerinin yapısı yanında kullanılan kimyasal reaktifler ile parçacık yüzeyleri
arasındaki reaksiyonlar minerallerin yüzdürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır.
Flotasyon yöntemi, gravite yöntemleri ile zenginlestirilmeleri mümkün
olmadıgı için degerlendirilemeyen düsük tenörlü veya kompleks yapılı pek çok
cevherin islenmesini saglayarak madencilik endüstrisinde büyük bir gelisme ve
üretim artısına yol açmıstır. Günümüzde bakır, çinko, kursun, demir, gümüs gibi
metaller ile birçok endüstriyel hammaddenin üretimi büyük ölçüde flotasyon
yöntemine dayanmaktadır.
Tarihsel bakımdan mineral endüstrisindeki en önemli yenilik, günümüzden
bes bin yıl önce bulunan ergitme (smelting) yöntemidir. Daha önceleri sadece saf
halde bulunan bakır, altın gibi metaller islenmekteydi. Fakat ergitme yöntemi
gelistirilince farklı katkı maddeleri kullanılarak, çesitli minerallerden çinko, demir,
kalay, kursun gibi metaller elde edilmis, degisik metallerin birlikte islenmesiyle de
çesitli alasımlara ulasılmıstır. Tarihsel plandaki ikinci önemli bulus ise, yasadıgımız
yüzyılın baslarında uygulanan, düsük tenörlü ve kompleks yapılı cevherleri
kullanılabilir forma getiren flotasyon yöntemidir.
Flotasyonun en çok kullanıldıgı alan, metal-sülfür minerallerinin zenginlestirilmesidir.
Oksit yapılı bütün mineraller ve metalik-olmayan minerallerin
tümü flotasyon yöntemiyle zenginlestirilmektedir. Flotasyon isleminin köpük, film
ve yag flotasyonu olmak üzere üç versiyonu bulunmaktadır. Maden ve metalurji
endüstrisinde en çok kullanılan yöntem ise köpük flotasyonudur [28,34,35,36].
1800’lü yılların ortalarından itibaren genis bir uygulama alanı bulmakla birlikte,
teknigin büyük ölçüde gelismesi 1900 ile 1925 yılları arasında olmustur.
Günümüzde, dünyanın bakır, kursun, çinko, nikel, gümüs, molibden, magnezyum,
krom, kobalt, tungsten ve titanyum içeren mineralleri köpük flotasyonu kullanılarak
islenmektedir. 1997’de, köpük flotasyonu yoluyla üretilen mineral miktarı küresel
ölçekte yaklasık iki milyar tona ulasmıstır. Yöntemin yogun olarak kullanıldıgı bir
baska alan kömür endüstrisidir. Flotasyon bu alanda kükürt giderme ve atıklardan
ince taneli kömürleri geri kazanmak amacıyla kullanılır.