Gönderen Konu: Artık Karar Verme Zamanı  (Okunma sayısı 275 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7468
  • Liked: 83
  • İtibar: +16831/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Artık Karar Verme Zamanı
« : 18 Mayıs 2009, 13:34:10 »
“5177 sayılı Kanun sonrası  hiçbir anlam ifade etmeyen “içi boş” bir İzin Yönetmeliği çıkarılmıştır. Bu yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali için  muhalefet partisi  ile bazı sivil toplum örgütleri Anayasa Mahkemesine dava açmıştır. Temennim Anayasa Mahkemesi bu yönetmeliğin tamamını iptal etmesi,  madencilerin de  bu yönetmeliğin dayanağı olan  Kanunun ilgili maddesinden kurtulup eskiye dönülmesidir.”  demiştim.

28.Ocak.2009 tarihinde de “Anayasa Mahkemesi Maden Kanunun 7.maddesinin  1.fıkrasını iptal  etmiştir.”  başlığı ile web sayfasında bir yazım olmuştu. Bu yazımda da “Acaba Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen Kanunun 7.maddesinin  ilk fıkrası ile Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği madenciliğe ne kazandırmıştır? Şu anda iptal edilen  fıkra ile  İzin  Yönetmeliği hiç olmasaydı  madencilik faaliyetlerinde bir aksama olur muydu?”   demiş bazı önerilerde bulunmuştum.

Danıştay İZSU ve bazı kişilerin açtığı Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin İptali ile ilgili olarak açtıkları iki dava sonuçlanmıştır. Dava sonucuna göre  mevcut İzin Yönetmeliğinin 9, 54, 57, 78, 79, 81, 82, 82A, 82C maddeleri ile 21.04.2007 gün ve 26500 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan  Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2, 3, 5, 6, 7, 10, 12, 14, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 34, 35, 36, 38, 30 ve 40ıncı maddelerinin yürütülmesinin durdurulması kararı verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Maden Kanunun 7.maddesinin 1.fıkrasını iptal ettiğinde hemen bir çalışma başlatılıp şu anda Sektörün elinde   hazırlanmış “Kanun Taslağı, Yönetmelik Taslağı” gibi  bir çözüm önerisi olması gerekir. Ama  herkesin arkasına sığındığı mazeret “Anayasa Mahkemesinin  gerekçeli kararının beklendiği”dir. Bence bir çalışma  yapmak için  geçerli bir mazeret değildir. Çünkü  gerekçenin ne olacağını tahmin etmek hiç de zor değildir. Bu nedenle çalışma yapmak için  beklemeye gerek yoktur.

Şu anda    ARTIK KARAR VERME ZAMANI geldi diye düşünüyorum. Yasama ve Yürütme organları artık aşağıdaki  sorulara yanıt  verip karar almalıdır:

1-Ülkemizde  madencilik yapılması isteniyor mu?
2-Bu ülkedeki yerli madencilere değer veriliyor mu?
3-Yoksa madenlerimiz  yabancı firmalara mı teslim edilmek isteniyor?
Yabancı  sermaye ile ilgili görüşlerimi iki yazımdan alınmış iki alıntı ile ifade edebilirim:

Türkiye 16. Madencilik Kongresi, Ankara 1999, “20. Yüzyılın Sonunda Ülke  Madenciliğinin Sorunlarına Bir Bakış”:
“………………Ülkemizde sanayi yabancı sermayeye açıktır. Yabancı sermayenin ülkemizi kalkındırmak için gelmeyeceği bir gerçektir. Bu sermaye yatırımlarını yaparak, yasaların gerektirdiği vergilerini öder, istihdam yaratır, kazandığını da yasalar çerçevesinde alıp götürür. Sektörle ilgili yabancı sermaye konusunda tavrımız açık ve net olarak ortaya konulmalıdır.”

Boyut, Düşün, Sanat ve Eğitim Dergisi, Ankara 2003:
“………Böyle bir ortamda madenciliğin kimin ya da kimler tarafından yapılacağı fazla bir önem taşımamaktadır. Önemli olan; madenlerin üretilerek ekonomiye katkı sağlaması, ülkemizde madenciliğin kaynak kaybı olmadan, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları çerçevesinde, çevre ile uyumlu sürdürülmesi, üretilenin  ülke ekonomisine olan katkısının büyüklüğü, üretilenin  üretenle devlet arasında ülke menfaatleri doğrultusunda paylaşımı ve bu paylaşımın topluma yansımasıdır.”

Eğer  ülkemizde  madenciliğin yapılması, madenciliğin ekonomi içindeki katkısının artırılması isteniyor, ülkemiz madencilerine   eziyet edilmek istenmiyorsa şu anda bir fırsat doğmuştur.  Yasama ve yürütme organları yanı sıra sektör  bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Bu konudaki önerilerimi tekrar etmekte yarar görüyorum:

5177 sayılı Kanun ile değiştirilen Maden Kanununun 7. maddesi ve bu maddedeki  yaptırımlar madencilik faaliyetleri için alınması gereken  izinlerin tamamının Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından alınacağı hesabı üzerine  düzenlenmişti.  Kanun yürürlüğe girdikten sonra  Bakanlık  bu sorumluluğu üstlenmemiş,  2007 yılında da İzin Yönetmeliğinde yapılan yeni düzenleme ile yasal sorumluluktan tümü ile kurtulmuştur.  Sonuçta Kanunun 7.maddesi  düzenlenirken  söylenenler rafa kaldırılmış, madenciler Kanunun 7. maddesindeki cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmış,  madencilik faaliyetleri durdurulmuş, ruhsat teminatları irat kaydedilmiştir.   Bu gün gelinen durum itibarı ile iki seçenek vardır:

1-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı madencilik faaliyetleri ile ilgili tüm izinleri madenci adına almalı madenciye sorunsuzca çalışabileceği izinleri alınmış bir ruhsat vermelidir.
2-Eğer Bakanlık bu sorumluluğu üstlenmeyecekse, 5177 sayılı Kanun öncesine dönüş yapılmalı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü İşletme ruhsatı ve iznini vermeli diğer hiçbir izne karışmamalıdır. Madenci gerekli izinleri kendisi almalı, aldığı izinlerle ilgili olarak da izni aldığı kuruma  karşı sorumlu olmalıdır.  Hiç değilse bu uygulama ile madenci  2004 yılı sonrası  ciddi boyutta ruhsat güvencesini tehdit eden Kanunun 7.maddesine dayalı olarak  yapılan teminat iratlarından kurtulacaktır.

Diğer taraftan  artık madenciye  çalışmasına izin verilmeyecek  alanlara arama ruhsatı verilmemelidir.  Ancak böyle bir uygulama da her önüne gelen kurumun madenciliğe izin vermeme sakıncasını gündeme getirecektir. İşte burada  yasama organına  önemli görevler düşmektedir.  Değişik kurumlarca   bilimsel dayanaktan yoksun sit, avlak, mera, koruma alanı vs gibi değişik isimler altında  alanlar belirleyerek madencilik kısıtlanmamalıdır.

Şu anda  Maden Kanunun aynı fiili işleyen  ruhsatlara  uygulanan teminat iratları arasında  uçurum vardır. Bu uçurumu da  “ruhsat teminatlarını”   “idari para cezalarına çevrilerek”  düzeltmek mümkündür.   Diğer bir yanlışlık da  Kanuna göre işlenmiş bir fiil için birden fazla ceza uygulanmasıdır.  Örnek vermek gerekirse  mera alanında izinsiz çalışıldığında  Maden Kanununa göre  faaliyet durdurulurken teminat irat kaydedilmekte, diğer taraftan da  Mera Kanununa göre  ruhsat sahibine üçüncü bir ceza verilmektedir.

Tekrar etmekte yarar görüyorum; Şu anda yaşanan izinlerle ilgili fiilili durumun çözümlenmesi için beklenmemelidir. Madencilik sektöründeki meslek örgütleri  bir araya gelerek  ortak hareket etmeli,  sorunlarının çözümü için kıpırdanmalı,  Maden İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri ile  iyi bir diyalog kurulmalıdır.

Alıntı
Necati Yıldız

Tags: