Gönderen Konu: Bakır, KurÅŸun ve Çinko Yatakları  (Okunma sayısı 4699 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7472
  • Liked: 83
  • İtibar: +16831/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Bakır, Kurşun ve Çinko Yatakları
« : 23 Mayıs 2009, 21:54:55 »
11. BAKIR, KURŞUN VE ÇİNKO YATAKLARI
11. 1. Temel Jeokimyasal Özellikleri


Bu üç element genellikle birlikte zenginleşerek maden yataklarını oluştururlar. Ancak yalnızca bir veya ikisinin zenginleştiği yataklar da bulunmaktadır. Ayrıca bu yataklarda Mo, Au, Ag, Cd, Bi, Ge, Ga ve As gibi elementler de zenginleşebilmekte ve yan ürün olarak kazanılabilmektedir.
Bu elementlerin temel jeokimyasal özellikleri aşağıda olduğu gibi belirlenmiştir.




Atom ve iyon büyüklükleri bakımından Cu ve Zn, Fe, Ni, Co, Mn ve Mg gibi elementlere, Pb ise K' a benzer özellikler göstermektedir. Bu elementlerin her üçü de kalkofil elementler olup, sülfürlü mineralleri yaygındır. Magmatik ayrımlanma sırasında belirtilen elementlerle birlikte hareket eder ve ayrımlanarak zenginleşirler.
 Bu elementlerin en çok zenginleÅŸtikleri evre hidrotermal (± pnömatolitik) evredir. Ancak bir miktar bakırın, sıvı ayrışım evresinde ultramafik kayaçlarla iliÅŸkili nikelli pirotin yatakları içinde zenginleÅŸtiÄŸi de görülmektedir.
Yüzeysel ortam koşullarında Cu ve Zn' nun hareketlilikleri oldukça yüksek iken Pb' nun hareketliliği oldukça düşüktür. Sülfürlü minerallerin bozunması sırasında Cu ve Zn, kolayca 2+ değerlikli iyonlar şeklinde çözeltiye geçerken, Pb, galenitin anglezite dönüşmesi ile ortamda kalmaktadır. Biyolojik açıdan Cu ve Zn bitkiler için kısmen yararlı iken Pb zararlı etki yapmaktadır.

Bu elementlerin clark sayıları ve çeşitli kayaç türlerindeki dağılımları aşağıda olduğu gibi belirlenmiştir (Krauskopf, 1979 ve Rose ve diğ., 1979).


(*) 1000 ppb'ye kadar çıkabilmektedir.



11. 2. Önemli Cevher Mineralleri
Bakır, kurşun ve çinko içeren önemli cevher mineralleri aşağıda olduğu gibi sıralanabilir.
Nabit bakır      Cu
Kalkopirit         CuFeS2
Bornit         Cu5FeS4
Tedraetrit         (Cu,Fe,Zn,Ag)12Sb4S13
Kovellin         CuS
Kalkosin         Cu2S
(Neodigenit)      Cu9S5
Tenorit         CuO
Kuprit         Cu2O
Malahit         Cu(OH)2.CuCO3
Azurit         Cu(OH)2.2CuCO3

Sfalerit         ZnS
Wurtzit         ZnS (T>1000 oC)
Simitsonit         ZnCO3
Hemimorfit  (Kalamin)   H2Zn2SiO5
Hidrozinkit         Zn5[(OH)3/CO3]2

Galenit         PbS
Jamesonit         Pb5FeSb6S14
Boulenjerit       Pb5Sb4S11
Seruzit         PbCO3
Anglezit         PbSO4
Piromorfit         Pb5Cl(PO4)3±Cu,V
Vulfenit         PbMoO4

Ayrıca az miktarlarda da olsa bakırca zengin yataklarda; vallerit (Cu2Fe4S7), kübanit (CuFe2S3), burnonit (PbCuSbS3),
enarjit (Cu3AsS4/rombik), Luzonit Cu3AsS4/tetragonal),
kalkantit (CuSO4.5H2O), Tennantit (Cu,Fe,Zn,Ag)12As4S13),
antlerit (Cu3(SO4)(OH)4), Brokantit Cu4(SO4)(OH)6),
Türkuas CuAl6(PO4)4(OH)8.4H2O), linarit (PbCu(SO4)(OH)2,
şenöviksit (Cu2Fe2(AsO4)2(OH)4.H2O), dioptas (CuSiO2(OH)2),
krizokol (CuSiO3.nH2O), atakamit (Cu2(OH)3Cl), nantokit (CuCl) gibi mineraller de gözlenmektedirler.


11. 3. Önemli Yatak Tipleri ve OluÅŸum Süreçleri 

* Tabakalı Ultramafik Kayaçlarla İlişkili Nikelli-Pirotin Yatakları İçinde Cu Zenginleşmeleri
* Granitoyitik Kayaçlarla İlişkili Yataklar
   - İntraplütonik (Porfiri) Cu Yatakları
   - Kontak Metasomatik ve/veya Skarn Tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
   - Damar Tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
* Volkanik ve Volkano-Sedimanter Kayaçlarla İlşikili Yataklar
   - VHMS ve/veya SEDEX tipiCu-Pb-Zn Yatakları
   - Damar tipi yataklar
* Taneli Sedimanter ve Şeyl Yankayaçlı Stratiform Cu-Pb-Zn
* Karbonat Yan Kayaçlı, Strata-bound Tipi Pb-Zn Yatakları
* Konglomera ve Kumtaşları İle İlişkili Karasal Kurak Havza (Red-bed) Tipi Cu Yatakları


11. 3. 1. Tabakalı Ultramafik Kayaçlarla Ilişkili Nikelli-Pirotin Yatakları İçinde Cu Zenginleşmeleri
Tabakalı ultramafik kayaçlar içinde sıvı ayrışım süreçleri ile oluşan nikelli pirotin yatakları içinde yer yer Cu mineralleri de zenginleşmekte ve bu yatakların değerlendirilmesi sırasında yan ürün olarak kazanılabilmektedir.


11. 3. 2. Granitoyitik Kayaçlarla Ilişkili Yataklar
   - İntraplütonik (Porfiri) Cu Yatakları
   - Kontak Metasomatik ve/veya Skarn Tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
   - Damar Tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
i. İntraplütonik (Porfiri) Cu Yatakları
Hidrotermal çözeltilerin ürünlerini granitoyitik plütonik kütlelerin iç kısımlarında çökeltmeleri sonucu oluşmuş yataklardır. Bölüm 4.8’ de ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı gibi bu yatakların oluşabilmesi için plütonik kütlenin dış kısmında geçirimsiz bir kabuk oluşması gerekmektedir. Plütonik kütlelerin dış kısmları iri kristalli, iç kısımları ise porfirik dokuludur. Yan kayaçlarının porfirik dokulu olması nedeniyle porfiri Cu yatakları olarak ta adlanmaktadırlar.
Bu yataklar, yitimli yaklaşan plaka sınırlarında (eğimi fazla), asıl yay bölgelerinde oluşmuş I tipi granitoyitlerlerle ilişkili olup granitoyitler genellikle granit, granodiyorit, tonalit, kuvars monzonit ve diyorit bileşimli olup, kuvars monzonit ve kuvars diyoritler çoğunluktadır.
Bakır cevherleşmeleri, dıştaki iri kristalli kabuk ile içteki porfirik dokulu kısmın sınırında, ileri derecede breşleşmiş geçiş zonları içinde gelişmiştir (Şekil 11.1). Bu breşik zonlar daha önce, hidrotermal cevherleşmelerin oluşumu konusunda anlatıldığı magma içindeki kolay uçucu bileşenlerin oluşturduğu iç basınç nedeniyle gelişmektedir.
   CevherleÅŸme, breÅŸik zon içinde stockwork tipi kılcal aÄŸlar ÅŸeklindedir. Özellikle kılcal çatlakların kesiÅŸtikleri yerlerde zenginleÅŸen mineral kümeleri, cevherleÅŸmeye saçınımlı bir görünüm vermektedir. Cevher minerali olarak kalkopirit ve pirit hakim olup, ender olarak sfalerit ve galenit gibi mineraller ile diÄŸer Cu mineralleri de gözlenebilmektedir.
Bu yataklar, düşük tenörlü (% 0.4 - 1.0 Cu), fakat büyük rezervli (50 - 500 milyon ton) yataklardır.
Cevherli granitoyit kütleleri içinde çok iyi gelişmiş alterasyon zonları gözlenebilmektedir. Bu alterasyon zonları, içten dışa doğru potasik, fillik, arjilik ve propillitik zonlar şeklinde sıralanmaktadır (Şekil 11.2). Potasik zon; kuvars, serisit, klorit ve ikincil olarak gelişmiş ortoklaz ve biyotit, fillik zon; kuvars, serisit, pirit, klorit, illit ve rutil, arjilik zon; kaolenit ve montmorillonit, propillitik zon ise; klorit, epidot, kalsit ve pirit gibi minerallerden oluşmaktadır. Cevherleşmeler, potasik zon ile fillik zonun geçişinde zenginleşmektedir.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7472
  • Liked: 83
  • İtibar: +16831/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Bakır, Kurşun ve Çinko Yatakları
« Yanıtla #1 : 23 Mayıs 2009, 22:00:06 »

Şekil 11.1: Porfiri Cu yataklarının plütonik kütle içindeki konumu (Lowell ve Guilbert, 1970' ten değiştirilerek)


Şekil 11.2: Porfiri Cu yatakları çevresinde gözlenen alterasyon zonları (Lowell ve Guilbert, 1970' ten).


Bu yatakların oluşumu sırasında; plütonik kütlelerin eşit taneli dış kısımlarının derinlerde kristallendikten sonra sığ derinliklere (0.5 - 2 km) yükseldikleri, iç kısımlarının bu sığ derinlikte porfirik dokulu olarak kristallendiği, bu sırada iç kısımdan serbestleşen kolay uçucu bileşenlerin iç basıncı çok yükseltmesi nedeniyle daha önce kristallenmiş dış kısımları ileri derecede breşleştirdiği (cracle brecciation), dış basıncın ve sıcaklığın düşmesi nedeniyle kolay uçucu bileşenlerin geriye kaynama (retrograde boiling) sonucu sıcak sulu çözeltiler haline geldikleri, plütonik kütlenin üst ve alt (ve/veya iç ve dış) kesimleri arasındaki sıcaklık farkı nedeniyle kolay uçucu bileşenlerin devridaime başladıkları, bu sırada plütonik kütlelerin derin kesimlerinden çözdükleri elementleri breşleşmiş kesimdeki kılcal kırık ve çatlaklar boyunca çökelterek cevherleşmeleri oluşturdukları ve yan kayaç içindeki alterasyonların da bu sırada geliştiği düşünülmektedir.
Yapılan kükürt izotopları jeokimyası incelemeleri, bu yataklarda kükürtün magmatik kökenli (* 34S = -3 - +1 o/oo) olduÄŸunu,  oksijen ve hidrojen izotopları jeokimyası incelemeleri ise; potasik zonda magmatik kökenli suların, arjilik ve propillitik zonlarda ise yüzeysel kökenli suların etkili olduÄŸunu (Böl. 4; Åžekil 4.1) göstermektedir (Sheppard, 1977; Evans, 1987' den).
Jeotektonik konum bakımından porfiri bakır yataklarını içeren tüm granitoyitler, yitimli yaklaşan plaka sınırları ile ilişkilidirler. Jeokimyasal bakımdan ise bu kayaçlar I tipi granitoyitler şeklindedir. Ilksel stronsiyum izotop oranları, 0.702 ile 0.705 arasında değişmekte olup (McMillan ve Panteleyev, 1980; Evans, 1987, s. 175'ten), dike yakın eğimli olarak yiten okyanusal plaka içindeki kayaçlardan serbestleşen suyun etkisiyle, yitim zonunun üstünde kalan alt kabuk veya üst manto malzemesinin kısmen erimesi ve ayrımlanması sonucu oluştukları düşünülebilir. Magmatik etkinlikler çok evreli olarak gelişmiş gözükmekte ve cevherleşmelerin en iyi ayrımlanmış granitoyitlerin, en son evre ürünleri ile ilişkili oldukları görülmektedir.
Porfiri bakır yataklarının bu şekilde oluşumu Lowell ve Guilbert (1970) modeli olarak bilinmektedir. Ayrıca düşük silis/alkali oranına sahip bazı sokulumlarda da bu tip yatakların gözlenmesi sonucu Diyorit modeli (Hollister, 1975) olarak bilinen bir model de geliştirilmiştir. Ayrıntılı bilgi için; Türkçe kaynak olarak, Aral ve Erler (1981) ' e bakılması önerilebilir.

ii. Kontak Metasomatik ve/veya Skarn Tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
Bu yataklar plütonik kütlelerle yan kayaçların (özellikle karbonatlı) dokunağında oluşmuş Cu-Pb-Zn yataklarıdır. Genel özellikleri ve oluşumları Bölüm 4.8.2’ de ayrıntılı bir şekilde tatışılmıştır.
I tipi granitoyitler çevresinde oluÅŸanları Cu bakımından, S tipi granitoyitler çevresinde oluÅŸanları ise Pb-Zn bakımından zengindirler. Cevher mineralleri ile birlikte bulunabilecek skarn mineralleri ve oluÅŸum sıcaklıkları oldukça deÄŸiÅŸken olabilmektedir. Hidrotermal çözeltilerdeki su, bazılarında magmatik kökenli iken pek çoÄŸunda plütonik sokulum nedeniyle derinlere inerek ısınmış yüzeysel kökenli su ÅŸeklindedir.   

iii. Damar Tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
Bu yataklar, hidrotermal çözeltilerin ürünlerini her türden kayaçlar içinde gelişmiş kırık zonları boyunca çökeltmeleri sonucu oluşmuş Cu-Pb-Zn yataklarıdır. Çok yaygın olarak gözlenirler. Rezervleri küçük olmasına karşın tenörleri yüksek olabildiğinden küçük yeraltı ocakları halinde işletilebilmektedirler. Genel özellikleri ve oluşumları, Bölüm 4.8.3’ te anlatıldığı gibidir.
I tipi granitoyitler ve mafik volkanik kayaçlar içinde ve/veya çevresinde oluşanları Cu bakımından, S tipi granitoyitler ve felsik volkanikler içinde ve/veya çevresinde oluşanları ise Pb-Zn bakımından zengindirler. Ayrıca, yüksek sıcaklıklarda oluşanları Cu bakımından, düşük sıcaklıklarda oluşanları Pb ve Zn bakımından zengindir.


11. 3. 5. Volkanik ve Volkano-Sedimanter Kayaçlarla İlşikili Yataklar
   - VHMS ve/veya SEDEX tipiCu-Pb-Zn Yatakları
   - Damar tipi yataklar

i. VHMS ve/veya SEDEX tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
Tanım ve Sınıflama
Bu yataklar, cevher getirici hidrotermal çözeltilerin ürünlerini sulu ortamlar içine boÅŸaltmaları sonucu oluÅŸmuÅŸ yataklardır. ÇeÅŸitli kaynaklarda volkanojenik, volkanik hidrotermal, eksalatif volkanojenik yataklar gibi deÄŸiÅŸik isimlerle adlanmaktadırlar. Bölüm  4.8’ de anlatıldığı gibi, volkanik  malzemelerin hakim olduÄŸu yerlerde ve/veya volkanik faaliyetlerle eÅŸ zamanlı olarak oluÅŸanları volkano-sedimanter (VHMS tipi) yataklar ÅŸeklinde, volkanik faaliyetin durduÄŸu dönemlerde ve/veya bulunmadığı yerlerde oluÅŸanları ise eksalatif sedimanter (SEDEX tipi) yataklar ÅŸeklinde tanımlanmaktadırlar.

Bu yatakları, oluştukları jeotektonik bölgeler ve önemli özellikleri dikkate alınarak;
* besshi / kieslager tipi (yaylar ile ilişkili hendek bölgesinde),
* primitif tip (asıl yay bölgesinde)
* kuroko tipi (yaylarla ilişkili rift bölgesinde)
* kıbrıs tipi (okyanusal kabuk malzemesinin veya alpin tipi ofiyolitik karışıkların üst seviyelerinde)
yataklar şeklinde sınıflandırmak mümkündür (Şekil 11.3).


Åžekil 11.3: Volkanik ve volkanosedimanter kayaçlarla iliÅŸkili  Cu-Pb-Zn yataklarının jeotektonik konumları (Hutchinson, 1980' den deÄŸiÅŸtirilerek)


Hepsinde gözlenen ortak özellikleri;  cevherli çözeltilerin geldiÄŸi kanalların derin kesimlerinde damar tipi, üst kesimlerinde stockwork tipi, cevherli çözeltilerin su içine boÅŸaldıkları yerlerde ise masif ve/veya bantlı tip cevherleÅŸmelerin gözlenmesi,  kenar kesimlerde jips ve barit içeren sülfatlı çökellerin, en üst kesimlerde ise demirce zengin çört ve tüflerin bulunması ÅŸeklinde özetlenebilir.

Besshi / Kiesleger Tipi Cu-Zn ±Pb Yatakları
Bunlar yitim zonlarındaki hendek ve yay gerisi sulu ortamlarda gelişmiş sedimanter ve/veya eksalatif sedimanter masif sülfid yataklarıdır. Sedimanter yan kayaçlar içinde ince cevher bantları ve mercekleri şeklinde olup, yan kayaçlar içinde volkanik malzemenin azlığı ile karakteristiktirler.
 CevherleÅŸmeler, yerel olarak geliÅŸmiÅŸ masif sülfürlü zenginleÅŸmeler ÅŸeklinde olup, riyolitik akıntı faaliyetlerinin kesildiÄŸi dönemlerde oluÅŸmuÅŸ gözükmektedirler. Bu yatakların tipik örnekleri Kanada da Noronda Bölgesi'nde tanımlanmış olup, pirit, sfalerit ve kalkopirit içeren, özellikle taban kesimleri pirit ve kalkopiritçe zengin olan merceksi yataklar ÅŸeklindedirler. Kanada' nın Matagami Bölgesindeki örnekleri ise tabanda riyolitlerin, tavanda ise piritli tüflerin bulunduÄŸu zonlar içinde gözlenmektedirler.

Primitif Tip Zn-Cu ±Pb Yatakları
Bu yataklar özellikle Cu ve Zn içeren, yan ürün olarak Au ve Ag te üretilebilen yataklardır. Yitimli yaklaşan plaka sınırlarının asıl yay (adayayı veya kıtasal volkanik yay) bölgelerinde oluşmaktadırlar. Yan kayaçları çok iyi ayrımlanmış, bazaltik ve riyolitik bileşimli lav ve piroklastikler, grovak, şeyl ve çamurtaşı şeklindedir. Cevherleşmelerde ve yan kayaçlarında sıkışma tektoniğinin izleri hakim olup, büyük ölçekli çökme yapıları da gözlenebilmektedir.
Cevher oluşumu özellikle volkanik faaliyetin açık renkli evreleri ile ilişkilidir. Genellikle küçük boyutlu ve dik kenarlı riyolit domlarının yakınlarında gözlenmektedirler. Bu riyolitik domların altında genellikle volkanik çıkış yolları ile ilişkili besleyici kanallar bulunmaktadır.



Åžekil 11. 4: Kuroko tipi Cu-Pb-Zn yataklarının tip kesiti (Sato, 1974 ve Franklin ve diÄŸ., 1981; Edward ve Atkinson, 1986 ;  Åžekil 3.37' den alınmıştır)


Kuroko Tipi Cu-Pb-Zn Yatakları
Bu yataklar, jeotektonik konum olarak yay gerisi bölgelerdeki rift ortamları ile ilişkilidirler. Tipik örnekleri Japonya' daki Kuroko Bölgesi' nde tanımlandığı için bu adla bilinmektedirler.
Cevherleşmeler çevresinde, su altı volkanizmasına bağlı olarak oluşmuş dasitik akıntılar, piroklastikler ve riyolitik domlar gözlenmektedir. Cevherleşmelerin riyolitik domlarla ilişkili olarak volkanik faaliyetin durduğu dönemlerde gelişen hidrotermal süreçlerle oluştukları düşünülmektedir.
Cevherleşmelerin tip kesitleri, Şekil 11. 4' te görülmekte olup, alt kesimlerinde stockwork tipi, üst kesimlerinde ise masif tip cevherleşmeler gelişmiştir. Cevher kütlesi içinde aşağıdaki cevher zonları ayrılabilmektedir.
Silisli ve stockwork tipi cevher (keiko ore) zonu; pirit, kalkopirit ve kuvars içeren kılcal ağlar şeklinde olup, stratiform ana cevher kütlesinin altında onu besleyen kanallar çevresinde görülmektedir. Genellikle asitik tüf bileşimli yan kayacın ileri derecede breşleştiği (patlama breşi), hidrotermal alterasyon geçirdiği ve silisleştiği gözlenmektedir.
Sarı cevher (oko ore) zonu; pirit ve kalkopirit içeren ve stockwork tipi cevher zonunun hemen üzerinde gözlenen stratiform cevher zonudur. Az miktarlarda sfalerit ve barit te bulunabilmektedir. Üstteki siyah cevher zonunun taban kesimlerinde yeralma tipi oluşumlar şeklinde geliştikleri düşünülmektedir. Siyah cevher zonuna göre daha yüksek sıcaklıklarda oluşmuştur.
Siyah cevher (kuroko ore) zonu; ana bileşen olarak sfalerit, galenit ve barit az miktarlarda da pirit ve kalkopirit içeren stratiform bir cevher zonudur. Cevher genellikle masif ve tıkızdır. Ancak yer yer tabakalanma ve kırıntılı yapı gözlenebilmektedir. Kolloform ve framboidal dokular yaygındır.
Jips Zonu; silisli cevherin kenarında ve tepesinde gelişmiş, ana bileşen olarak jips ve anhidrit, az miktarlarda da pirit, kalkopirit, sfalerit, galenit ve kuvars içeren bir zondur. Az miktarlarda damarlar şeklinde zenginleşmeler de gözlenebilmektedir.
Barit zonu; siyah cevher zonu üzerinde gözlenen ve hemen hemen yalnızca barit içeren, çok ender olarak kalsit, dolomit ve siderit içerebilen, stratiform bir zondur. Ince ve iyi gelişmiş tabakalanma gösterebilmektedir.
Demirli çört zonu; stratiğrafik olarak en üstte bulunan demir oksit boyamalı çört zonudur.
Bu cevher zonlarının kalınlıkları, bağıl bollukları ve tenörleri, yataktan yatağa oldukça farklılaşmalar gösterebilmektedirler. Bunların dışında gerek yan kayacı oluşturan breşleşmiş (tabakasız) tüfler içinde gerekse üstteki tabakalı örtü tüfleri içinde saçınımlar halinde pirit zenginleşmeleri yaygın olup, piritli cevher zonları olarak ta tanımlanabilmektedirler.
Japonya' daki yatakların bulunduğu bölge "Yeşil Tüf Bölgesi" olarak ta bilinmekte olup, düşük dereceli metamorfizma izleri de gözlenmektedir. Yan kayaçlarda alterasyonlar da yaygındır.

Kıbrıs Tipi Cu-Zn ± Pb Yatakları
Bu yataklar okyanusal kabuğun kıtasal plakalar üzerine sürüklenmiş dilimleri olarak düşünülen alpin tipi ofiyolitik karışıkların üst seviyelerindeki yastık yapılı bazaltik volkanitler içinde gözlenmektedirler. Tipik örnekleri Kıbrıs Adası' nda gözlendiği için bu isimle adlanmaktadırlar. Ayrıca Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ nde ve alpin tipi ofiyolitik kayaçların bulunduğu diğer ülkelerde de örnekleri bulunmaktadır.
Bu yatakların, okyanus ortası sırt bölgelerinde, okyanus tabanından derinlere inerek ısınmış deniz sularının  okyanusal kabuk içindeki gabroik ve bazaltik kayaçlardan çözdükleri metal iyonlarını üst seviyelere doÄŸru taşıyarak bu yatakları oluÅŸtukları yaygın bir ÅŸekilde kabül edilmektedir. ZenginleÅŸme büyük ölçüde yastık yapılı bazalt seviyeleri içinde, yastıklar arasında dolgular halinde gözlenmekte olup, cevherleÅŸmenin derin kesimlerinde cevherli çözeltilerin içinde geldiÄŸi kırıklar boyunca oluÅŸmuÅŸ stockwork tipi ve damar tipi oluÅŸumlar, sıcak suların deniz tabanına boÅŸaldığı üst kesimlerde ise, denizel sedimanlar içinde çökelmiÅŸ masif sülfid kütleleri ve/veya bantları da gözlenebilmektedir (Åžekil 11.5). OluÅŸum zamanı bakımından; derin kesimleri epijenetik, sedimanlar içindeki üst kesimleri ise sinjenetiktir.
Ancak, belirtilen kayaçlar içinde okyanusal kabuğun yatay hareketi ve kıtasal kabuk üzerine yerleşimi sırasında veya yerleşimlerinden daha sonra herhangi bir dönemde oluşmuş olabilecek yataklar da bulunmaktadır.
Bu yatakların rezervleri, ender olarak 1 milyon tonu geçmektedir. Bu yataklarda Pb ve Zn'ya göre Cu hakim olup, çok az miktarda Zn ve çok eser olarak ta Pb mineralleri gözlenebilmektedir.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7472
  • Liked: 83
  • İtibar: +16831/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Bakır, Kurşun ve Çinko Yatakları
« Yanıtla #2 : 23 Mayıs 2009, 22:04:22 »

Åžekil  11.5: Okyanusal kabuÄŸun üst seviyelerinde Kıprıs tipi bakır yataklarının konumu ve olası cevherleÅŸme tipleri

Kıbrıs' taki yataklarda yapılan sıvı kapanım incelemelerinde cevherleşmeleri oluşturan çözeltilerin deniz suyuna yakın tuzlulukta oldukları, oluşum sıcaklıklarının 350oC civarında olduğu saptanmıştır (Spoonor ve Bray, 1977; Sawkins, 1984'ten). Hidrojen ve oksijen izotopları jeokimyası incelemeleri ise bu cevherleşmeleri oluşturan çözeltilerdeki suyun denizel kökenli olduğunu göstermiştir (Heaton ve Sheppard, 1977; Evans, 1987'den). Bu yatakların Türkiye’ deki tipik örneklerinden olan Ergani (Diyarbakır) Cu yataklarında yapılan kükürt izotopları incelemelerinde; piritler için +4.5 ile +9.3 o/oo, kalkopiritler için +4.5 ile +10.0 o/oo aralığında değişen değerler analiz edilmiş olup, frekans dağılımındaki iki farklı pik oluşması da dikkate alınarak deniz suyu içinde sülfattan indirgenme ve hidrotermal çözeltilerce getirim şeklindeki iki farklı kökenli kükürtün bulunabileceği, ancak denizel sülfat kökenli kükürtün daha hakim olduğu anlaşılmıştır (Koptagel ve diğ., 1998).

ii. Volkanik ve volkano-sedimanter kayaçlar içindeki damar tipi yataklar
11. 3. 6. Taneli Sedimanter ve Şeyl Yankayaçlı Stratiform Cu-Pb-Zn Yatakları

Dünya Cu, Pb ve Zn üretiminin yarısına yakın bir kısmı bu yataklardan yapılmaktadır. Kalınlıkları ince, ancak yanal devamlılıkları oldukça fazla olan yataklardır. Tenörleri de diğer yataklardan daha düşük değildir. Bu yataklardan masif yapılı olanlarının, sedimanter yan kayaçlı masif sülfid yatakları (SHMS) şeklinde adlandırıldıkları da görülmektedir.
Bu tip yatakların en iyi örnekleri arasında; Zambiya' daki stratiform Cu-Co yatakları, tüm Avrupa Kıtası'nda geniÅŸ bir yayılım gösteren Kupferschiefer tipi yataklar, Avustralya Kıtası' daki Broken Hill, Mount Isa, Hilton, Lady Loretta, Mc Arthur River yatakları ve Kanada' daki Sullivan yatağı sayılabilir. 
Bu yatakların yan kayaçları, genellikle kıta içi bir havzada, kristalin bir masif üzerinde gelişen grabenimsi jeotektonik ortamlar içinde transgresif olarak çökelmiş ve daha sonra metamorfizma geçirmiş; konglomera, kuvarsit, kiltaşı, bitümlü şeyl, dolomit, kumtaşı, kireçtaşı ve dolomitik şeyllerden oluşan metasedimanter kayaçlar şeklindedir. Yer yer tüflü volkanik malzemelerin, yer yer ise organik madde içeriklerinin arttığı gözlenmektedir. Benzer özellikler gösteren Olympic Dam yatağı ise hematitleşmiş granitik breşler içindedir.
Cevherleşmeler, özellikle organik maddece zengin şeyl seviyelerinde gözlenmekte olup, oluşumlarında organik maddelerce sağlanan indirgen koşulların etkili olabileceği sık sık ileri sürülmektedir.
Cevher minerali olarak, pirit, kalkopirit, sfalerit, kalkosin, kovellin ve bornit yaygın olarak gözlenmektedir. Yataklardaki Cu, Pb ve Zn içerikleri çok değişken olup, yataktan yatağa bu elementlerden birisi hakim hale gelebilmektedir.
Bu yatakların oluşumu, metallerin kökeni ve oluşum koşulları hakkında, karalardan getirim, sedimanlardan ve taban kayaçlardan çözülme, diyajenez sırasında sedimanlar içindeki formasyon sularınca zenginleştirme ve eksalatif sedimanter hidrotermal süreçlere kadar oldukça farklı süreçler ileri sürülmektedir. Pek çoğunda, sinjenetik veya epijenetik olarak hidrotermal çözeltilerin izleri bulunmaktadır.
Bu yatakların Avrupa Kıtası’ nın deÄŸiÅŸik bölgelerindeki örneklerine ait özellikler Mineralium Deposita isimli derginin 34. sayısında (1999) deÄŸiÅŸik yazarlar tarafından incelenmiÅŸ  (Large ve Walcher, 1999;  Saez ve diÄŸ., 1999 ve Oszczepalski, 1999 gibi) olup,  örneklerin pek çoÄŸu için SHMS (sedimanter yan kayaçlı masif sülfid yatağı) ve VHMS (volkanik yan kayaçlı masif sülfid yatağı) tipi ÅŸeklinde iki ayrı uç görüşün ileri sürülebildiÄŸi görülmektedir.

11.3.7. Karbonat Yan Kayaçlı, Strata-bound Tipi Pb-Zn Yatakları
Granitoyitlerle karbonatlı kayaçların dokunağında  gözlenen, kontak metasomatik ve/veya skarn tipi yataklar dışında tutulan, bu tip Pb-Zn yatakları oldukça yaygındırlar. Magmatik kütlelerle doÄŸrudan herhangi bir iliÅŸkileri  bulunmamaktadır.
Kalın karbonat istifleri içinde düzensiz şekilli kütleler halinde gözlenmektedirler. Karbonatlı kayaçlar içinde cevherleşmeler değişik özelliklere bağlı olarak zenginleşebilmektedir. Kamalı fasiyes değişiklikleri, çözünme boşlukları, göçmüş mağaralar ve fay zonları önemli zenginleşme yerleridir (Şekil 11. 6).


Åžekil 11.6: Karbonatlı birimler içinde Pb-Zn yataklarının oluÅŸabileceÄŸi  yerler (Sawkins, 1984; Åžekil 7.15' ten deÄŸiÅŸtirilerek)


Bu oluşumların köken ve oluşumları oldukça tartışmalı olup, karbonatlı yan kayaçların,özellikle sıcak bölgelerdeki denizlerin sığ sulu kesimlerinde (deniz kıyısı veya rift ortamları gibi) oluştukları ve pek çoğunun resifal karbonatlar oldukları görülmektedir.
Bazı yayınlarda bu yatakların temel özellikleri dikkate alınarak Missisipi Vadisi Tipi, Alpin  Tipi ve Irlanda Tipi yataklar ÅŸeklinde sınıflandırıldıkları görülmektedir (Sangster,1976, Sawkins, 1984, Edward ve Atkinson 1986, Evans, 1987 gibi). Bu yayınlarda Missisipi Vadisi Tipi yatakların yan kayaçların diyajenezinden daha sonra oluÅŸmuÅŸ (epijenetik), cevherleÅŸme öncesi yapısal özelliklerce kontrol edilen stratabound görünümleri ile, Alpin Tipi yatakların yan kayaçları ile eÅŸzamanlı olarak oluÅŸmuÅŸ stratiform özellikleri ile, Irlanda Tipi yatakların ise derin fay hatlarına baÄŸlılıkları ile karakteristik oldukları belirtilmektedir.


Hutchinson (1996) bu yatakları;
* Karbonat yan kayaçlı massif sülfid yatakları,
* Missisipi Vadisi Tipi yataklar,
* Baca (chimney / manto) tipi yataklar
şeklinde 3 tipe ayırmıştır (Şekil 11.7).



Åžekil 11.7: Karbonatlı kayaçlar içinde oluÅŸmuÅŸ farklı tip yataklar;   (A) karbonat yan kayaçlı massif sülfid yatakları,  (B) Missisipi Vadisi Tipi yataklar, (C) baca (chimney / manto) tipi yataklar, (D) skarn tipi yataklar (Hutchinson, 1996’ dan)


Bu yatakların tip ÅŸekilleri Åžekil 11.7’ de görülmekte olup, karbonat yan kayaçlı massif sülfid yataklarının  cevherli çözeltilerin ürünlerini karbonatların çökeldiÄŸi sulu ortamın tabanına boÅŸaltmaları ÅŸeklinde, sinsedimanter ve/veya sinjenetik olarak, Missisipi Vadisi tipi yatakların, cevherli çözeltilerin ürünlerini karbonatlı kayaçlar içindeki boÅŸluklar içinde çökeltmeleri ÅŸeklinde epijenetik olarak, baca tipi yatakların ise karbonat çökelimi sırasında, karbonat çökelimine paralele olarak yükselen hidrotermal çözeltilerin ürünlerini tekrarlanmalı bir ÅŸekilde sinsedimanter ve/veya sinjenetik olarak çökeltmeleri ÅŸeklinde oluÅŸtukları açıklanmaktadır. Baca tipi yatakların, karbonat yan kayaçlı massif sülfid yataklarının bir kaç kez tekrarlanmış örnekleri olduÄŸu düşünülebilir. Farklı tipler ÅŸeklinde ayrılan bu yatakların hepsinde, hidrotermal çözeltilerin magmatik faaliyetlerle herhangi bir iliÅŸkisi bulunmamakta olup,  karbonatlı kayaçlar içinde devridaim yapan formasyon sularınca ve/veya derinlere inerek ısınmış deniz sularınca oluÅŸturuldukları belirtilmektedir.
Ancak, Evans (1997, s. 181-187),  bu yataklarla ilgili açıklamalarında yalnızca Missisipi Vadisi tipi yatakları dikkate almakta, diÄŸer iki tip oluÅŸumun karbonat yan kayaçlı eksalatif-sedimanter (SEDEX) tipi yataklar olarak düşünülmesi gerektiÄŸini belirtmektedir.
   Bu tip yatakların en önemli örnekleri olarak düşünülen Missisipi Vadisi yatakları,  A.B.D.' nin merkezi ve doÄŸu kesimlerinde Missisipi Vadisi drenaj alanı içinde gözlenmektedir. Yataklar toplu olarak ele alındıklarında çizgisel bir dizilim gösterdikleri ve riftleÅŸme bölgesi üzerinde oldukları düşünülmektedir (Sawkins, 1984). Sfaleritlerde yapılan sıvı kapanım incelemeleri cevherli çözeltilerin, tuzluluklarının yüksek (%23.3 NaCl eÅŸdeÄŸeri), sıcaklıklarının ise 94 - 120 oC arasında olduÄŸunu göstermektedir (Roedder, 1977; Sawkins, 1984' ten). Sülfürlü minerallerin S izotopları bileÅŸimi ise % 0.9-21.3 arasında deÄŸiÅŸmekte olup, kükürtün evaporitik ve/veya deniz suyu içindeki SO4= kökenli olduÄŸuna iÅŸaret etmektedir (Sverjesky, 1981; Sawkins, 1984' ten).
Alpin Tipi Pb-Zn yatakları özellikle resifal özellikteki karbonatlara bağlılık göstermektedir. Resifin açık deniz tarafında şeylli, resif gerisi tarafında ise dolomitik arakatkılar bulunmaktadır. Pb-Zn zenginleşmesi ise resif gerisi ortamdaki aşırı tuzlu sulu ortamlarda gelişmektedir. Özellikle Schneider (1964) ve Maucher ve Schneider (1967) tarafından yapılan incelemelerde birincil cevherleşmelerin sinsedimenter süreçlerle oluştuklarına işaret eden önemli veriler bulunduğu belirtilmektedir (Sawkins, 1984). Ancak ekonomik değeri olan yatakların daha sonra gelişen epijenetik süreçlerle zenginleştikleri düşünülmektedir.
Sınıflanması ve adlaması nasıl yapılırsa yapılsın, bu yataklarda zenginleÅŸen Pb ve Zn’ nun ilksel zenginleÅŸmesi magmatik faaliyetlerle iliÅŸkili olabileceÄŸi gibi,  deniz suyu içindeki iyonların ince taneli sedimanlar üzerine adsorplanması, mikro organizmalarca zenginleÅŸtirilme, organik maddeler üzerine adsorplanma, metal-organik bileÅŸiklerin oluÅŸumu veya resif gerisi lagün ortamında buharlaÅŸma nedeniyle deniz suyundan zenginleÅŸme gibi deÄŸiÅŸik süreçlerle de geliÅŸebilir. IÅŸletilebilir yatakların ise belirtilen düşük tenörlü ilksel zenginleÅŸmelerden, karbonatlı kayaçlar içinde ve/veya taban kayaçlarla karbonatlı kayaçların dokunağı boyunca hareket eden formasyon  sularınca çözülüp yeniden zenginleÅŸtirilerek oluÅŸturulduÄŸu yaygın bir ÅŸekilde kabül edilmektedir.

11. 3. 8. Konglomera ve Kumtaşları İle Ilişkili Karasal Kurak Havza (Red-bed) Tipi Cu Yatakları
Bakır içeriği yüksek kayaçlar (ultramafik, mafik ve andezitik) ile kıyısı olan veya malzeme gelişi olan sulu ortamlara kırıntılar içinde veya su içinde çözülü olarak önemli miktarda bakır getirimi olmaktadır. Bakırın su içinde çözünmesi süreci, sedimanların birikmesi sırasında ve diyajenez evresinde formasyon sularının hareketi sırasında da devam etmektedir. Bu şekilde formasyon suları içinde zenginleşen Cu++ iyonları, aşırı doygunlaşma veya ortam koşullarının indirgenleşmesi sonucu konglomera ve kumtaşı taneleri arasındaki boşluklarda nabit bakır veya malahit - azurit dolguları şeklinde çökelmektedir.
Bu tip yataklar bakır üretiminin kolay olması nedeniyle çok  eski devirlerden beri bilinmekte ve iÅŸletilmektedir. Çok düzensiz ÅŸekilli, devamlılıkları ve tenörleri çok deÄŸiÅŸken olan yataklardır.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7472
  • Liked: 83
  • İtibar: +16831/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Bakır, Kurşun ve Çinko Yatakları
« Yanıtla #3 : 23 Mayıs 2009, 22:11:51 »
11. 3. 9. Cu-Pb-Zn Yataklarının Yüzeysel Koşullarda Zenginleşmesi
Daha önce, yüzeysel koşullarda maden yataklarının oluşumu bölümünde, tartışıldığı gibi sülfürlü mineraller yüzeysel koşullarda kimyasal bozunmaya en dayanıksız minerallerdir. Suyun ve O2, CO2 gibi gazların etkisi ile kolayca sülfatlı minerallere dönüşürler. Sülfatlı minerallerden çözünürlüğü yüksek olanlar su içinde kolayca iyonlaşır ve çözülü olarak daha alt seviyelere taşınırlar veya tamamen ortamdan uzaklaşırlar. Çözünürlüğü düşük olanlar ise bozunma zonunda kalarak zenginleşirler. Bunun sonucu olarak birincil cevherleşmeye göre sığ kesimlerde kurşunun, Y.A.S.S. civarında ise bakır ve çinkonun ikincil mineraller halinde zenginleştiği görülmektedir (Böl. 5; Şekil 5.6). Bu tür oluşumların, özellikle büyük boyutlu yataklarda önemli derecede farklılaşmalara ve ikincil zenginleşmelere neden olduğu görülmektedir (Şekil 11.8).



Şekil 11.8: Cu-Pb-Zn yataklarının yüzeysel koşullarda zenginleşmesine bir örnek; El Salvador bakır yatağı (Gustafson ve Hunt, 1975; Edwards ve Atkinson, 1986' dan)

11.4. Dünya Cu-Pb-Zn Üretimi
Önemli Cu-Pb-Zn cevheri üretici ülkelerin 1993 ve 1996 yıllarına ait üretim miktarları Çizelge 11.1'de olduğu gibi belirlenmiştir. Bu çizelgedeki ülkeler incelendiğinde dünya bakır üretiminin büyük bir kısmının porfiri tip ve taneli sedimanter kayaçlar içindeki stratiform tip yataklardan, kurşun-çinko üretiminin büyük bir kısmının ise karbonatlı, taneli sedimanter ve volkano-sedimanter kayaçlar içindeki yataklardan yapıldığı görülmektedir.
Kuzey ve Güney Amerika kıtalarının batı kıyılarında K-G doğrultuda uzanan volkanik sıradağlar (paleo yitim zonu olarak düşünülmektedir) porfiri bakır yataklarının ve volkano-sedimanter yankayaçlı Pb-Zn yataklarının yaygın olarak gözlendiği bir kuşak durumundadır. Orta Afrika' daki Zambiya ve Zaire gibi ülkeler de dünya bakır üretiminde önemli bir yer tutmaktadır. Avrupa Kıtası' ndaki Kupferschiefer tipi yataklar ve Avustralya kıtasındaki taneli sedimanter yankayaçlı yataklar, Missisipi Vadisi ve Alpin tipi Pb-Zn yatakları, kurşun ve çinko üretilen en önemli yataklar durumundadır.


Çizelge 11.1: Önemli Cu-Pb-Zn cevheri üretici ülkelerin 1993 (Metas & Minerals Ann. Review, 1994)  ve 1996 (Crown, 1999; Minerals Handbook, 1998-99) yıllarına ait metal eÅŸdeÄŸeri cevher üretim miktarları;  (-) iÅŸaretliler 1000 tondan daha az veya bilinmiyor.



Çizelge 11.1. (Devam ediiyor)



11. 5. Türkiye Cu-Pb-Zn Yatakları
11. 5. 1. Genel Dağılım

Ülkemiz Cu-Pb-Zn yatakları bakımından oldukça değişik tip yatakların gözlendiği bir ülkedir. Bu yatakların yurt madenciliğindeki payı önemli sayılabilecek düzeydedir. Türkiye Cu-Pb-Zn yataklarının temel özellikleri ve rezerv tenör durumları hakkında özet bilgiler, Yıldırım (1987), Akyol ve Pehlivanoğlu (19879, Erseçen (1989) ve Ulusu ve Turgay (1993), Erler (1994b ve c) gibi yayınlarda toplu olarak verilmektedir. Ülkemizde üretim yapılan önemli bölge ve/veya yatakları aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür (Şekil 11.9).

i. Güneydoğu Anadolu Bölgesi Cu ± (Zn, Pb) yatakları,
ii. Doğu Karadeniz Bölgesi Cu-Pb-Zn yatakları,
iii. Toros Karbonat Kuşağı Pb-Zn yatakları,
iv. Batı Anadolu Bölgesisi Pb-Zn ± Cu yatakları,
v. Küre (Kastamonu) Bölgesi Cu yatakları
vi. İç ve Doğu Anadolu Bölgeleri Cu-Pb-Zn yatakları,
vii. DiÄŸer Yataklar,



Åžekil 11.9:  Türkiye'nin önemli Cu-Pb-Zn yatakları ve bölgeleri


11. 5. 2. Güneydoğu Anadolu Bölgesi Cu ± (Zn, Pb) Yatakları
Bölgedeki önemli cevherleÅŸmeler arasında Elazığ - Maden (Ergani), Elazığ - Sivrice, Diyarbakır - Lice,  Siirt - Madenköy yatakları sayılabilir.
Bu yataklar Arap ve Anadolu plakalarının çarpışma hattı boyunca yüzeyleyen ofiyolitik kuşağa paralel olarak uzanan, mafik volkanik kayaç toplulukları içinde gözlenmektedir. Hattın batı ucu Kıbrıs Adasına kadar uzanmakta olup, yöredeki yataklar Kıbrıs tipi yatakların tipik örnekleri olarak bilinmektedirler. Eski tarihli çalışmalarda, bu tip yatakları içeren mafik volkanik kayaçların ofiyolitlerin bir bileşeni olduğu düşünülürken (Ileri ve diğ., 1976 gibi), son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda ofiyolitlerden daha sonra oluşmuş Eosen yaşlı volkanik kayaçlar oldukları düşünülmektedir (Asutay ve diğ., 1989 ve Üstüntaş ve Sağıroğlu, 1993 gibi).
Griffits ve diÄŸ. (1972), Elazığ-Maden yöresindeki ana cevherleÅŸmenin epijenetik karakterli olduÄŸunu, kırık ve fay zonlarında remplasmanlar ÅŸeklinde oluÅŸtuÄŸunu düşünmekte olup,  ana cevherleÅŸmenin birkaç yüz metre güneyinde bulunan ve cevherleÅŸme ile eÅŸ zamanlı oluÅŸtuÄŸunu düşündükleri bir damar içinden aldıkları adularya örneÄŸinde K-Ar yöntemi ile 31.5 ± 0.8 my.'lık radyometrik yaÅŸ saptamışlar ve cevherleÅŸmenin Orta Oligosen veya yakın sonrası bir zamanda oluÅŸmuÅŸ olabileceÄŸini düşünmüşlerdir.
Ileri ve diğ.(1976), bu kuşak içinde tabanı serpantinleşmiş ultramafik kayaçların oluşturduğunu, üste doğru sırasıyla diyabazlar, yastık yapılı bazaltlar, diğer volkanitler, piritli çörtler, klorititler, siyah çamurtaşları ve normal çamurtaşları gibi kayaç türlerinin geldiğini, cevherleşmelerin bu istifin değişik seviyelerinde damar tipi, yastık yapılı bazaltların topçukları arasındaki boşluklarda sıvama ve dolgu tipi, klorititler içinde yığışımlar şeklinde küme tipi ve siyah çamurtaşları içinde kırıntılar şeklinde saçınımlı tip oluşumlar şeklinde gözlendiğini belirtmektedirler (Şekil 11.10).
Asutay ve diğ. (1979), bölgedeki bu tip yatakları içeren mafik volkanik kayaçları, "Mobil Kuşak" olarak tanımladıkları bir kuşak içinde "Sivrice Grubu"' na ait "Maden Formasyonu" olarak adlamışlardır. Yazarlara göre Maden Formasyonu'nun yaşı Orta Eosen olup, Guleman Ofiyolitleri olarak tanımladıkları ofiyolitlerden ayrı bir oluşumdur.
Üstüntaş ve Sağıroğlu (1993), Zahuran (Maden-Elazığ) yöresinde; yastık lavlar içinde volkano-tortul ve faylar içinde damar tipi olmak üzere iki farklı cevherleşmenin gözlendiğini belirtmektedirler.
Bu bölgedeki yataklar, Türkiye bakır rezervinin %16' sını içermektedirler (Erler, 1994b).



Şekil 11.10: Kıbrıs tipi yatakların Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki örneklerinde belirlenmiş yan kayaçlar ve cevher tipleri (İleri ve diğ., 1976' dan basitleştirilerek)


11. 5. 3. DoÄŸu Karadeniz Bölgesi Cu-Pb-Zn Yatakları 
Doğu Karadeniz Bölgesi 400' den fazla Cu-Pb-Zn yatağının bulunduğu büyük bir metalojenik provens niteliğindedir. Bölgenin kuzeydoğu kesiminde stockwork, masif ve stratiform cevherleşmeler, batı ve güney kesimlerinde ise damar tipi cevherleşmeler yaygındır. Bölgedeki stockwork, masif ve stratiform yataklar Japonya' daki Kuroko yataklarına benzediklerinden kuroko tipi yataklar olarak adlanmaktadırlar.
Bu tip yataklar, bölgede hakim olan Liyas - Kuvaterner yaşlı volkano- sedimanter istifin Üst Kretase yaşlı dasitik seviyelerinde yeralmaktadırlar. Murgul (Artvin) Yöresi' ndeki Anayatak ve Çakmakkaya, Çayeli (Rize) Yöresi' ndeki Madenköy, Sürmene (Trabzon) Yöresi' ndeki Kutlular, Tirebolu (Giresun) Yöresi' ndeki Köprübaşı, Espiye (Giresun) Yöresindeki Lahanos, Killik, Kızılkaya, Karılar ve Karaoluk yatakları, bu yatakların tipik örnekleridir. Yatakların hepsinde tip bir kesit gözlenmemekle birlikte alt seviyelerde stockwork tipi, orta seviyelerde masif, üst seviyelerde ise bantlı tip cevherleşmeler gözlenmektedir (Şekil 11.11).
Bu yatakların su altı volkanik faaliyetlerinin durakladığı dönemlerde gelişen hidrotermal faaliyetlerin ürünü olarak eksalatif sedimanter süreçlerle oluştukları büyük bir araştırıcı grubu tarafından kabül edilmektedir (geniş bilgi için; Akıncı, 1980 ve 1985, Çağatay, 1993 ve Gökçe, 1992 önerilebilir). Kararlı izotoplar jeokimyası incelemeleri sülfürlü minerallerin yapısındaki kükürtün magmatik kökenli (Gökçe, 1992 ve Gökçe ve Spiro, 1999), hidrotermal çözeltilerdeki suyun ise meteorik kökenli (Gökçe ve Spiro, yayın hazırlanıyor) olduğunu göstermektedir.
Damar tipi yatakların en önemli örnekleri ise, Bulancak (Ordu), Koyulhisar (Sivas), Şebinkarahisar (Giresun) ve Torul (Gümüşhane) civarlarında gözlenmektedir.
Bu bölgedeki yataklar, Türkiye bakır rezervinin % 61' ini (masif sülfid yatakları % 43, damar tipi yataklar % 1, porfiri yataklar % 17), kurşun rezervinin % 17.6' sını, çinko rezervinin ise % 49' unu içermektedirler (Erler, 1994b ve c).



Şekil 11.11. Doğu Karadeniz Bölgesindeki kuroko tipi bazı yataklara ait kesit görünümler (Gökçe, ve Spiro, 2000’ den).


11. 5. 4. Toros Karbonat Kuşağı Pb-Zn Yatakları
Bu yataklar Orta ve Doğu Toroslar bölgesinde yaygın olarak gözlenen karbonatlı kayaçlar içinde oluşmuş yataklardır. Genellikle kireçtaşları içinde boşluk dolgusu (strata-bound) tipi yataklar şeklinde gözlenmektedirler. Bu yatakların önemli örnekleri, Hadim-Bozkır, Ulukışla-Bolkardağı ve Yahyalı (Aladağlar ve Zamantı) Bölgelerinde ve Gazipaşa - Karalar yöresinde gözlenmektedirler. Oldukça düzensiz şekilli kümeler şeklinde gözlenen bu yataklarda simitsonit, serüzit, anglezit, hidrozinkit gibi mineraller yaygın olup, galenit, sfalerit, pirit, arsenopirit, markazit, nabit gümüş ve altın gibi minerallerde gözlenebilmektedir. Geniş bilgi için; Akıncı, 1982, Öztunalı, 1982, Ayhan, 1983, Çevrim ve diğ., 1986, Akyol ve Pehlivanoğlu, 1987 gibi yayınlar önerilebilir.
Bu bölgedeki yataklar, Türkiye kurÅŸun rezervinin % 5.8' ini, çinko rezervinin %  8.4' ünü içermektedirler (Erler, 1994c).

11. 5. 5. Batı Anadolu Bölgesi Pb-Zn ± Cu Yatakları
Batı Anadolu Bölgesindeki Pb-Zn ± Cu yatakları, bölgede yaygın bir şekilde yüzeyleyen metamorfik, volkanik ve granitoyitik kayaçlarla ilişkilidirler. Balıkesir - Çanakkale Bölgesindeki Balya, Handeresi, Bağırkaç, Tozlu, Küserlik, Yenice, Dursunbey ve Koru yatakları, Manisa - Selendi Yöresindeki Rahmanlar yatağı ve Izmir - Bayındır Yöresindeki Sarıyurt yatağı Batı Anadolu Bölgesindeki en önemli yataklardır. Bu yatakların oluşumları tartışmalı olup, bir kısmı metamorfizma öncesi oluşmuş ve metamorfizma geçirmiş, bir kısmı ise metamorfizmadan daha sonra volkanik ve plütonik faaliyetlerle ilişkili hidrotermal süreçlerle oluşmuş cevherleşmelere ait özellikler göstermektedirler.
Bu bölgedeki yataklar, Türkiye kurşun rezervinin % 62' sini, çinko rezervinin % 30.5' ini ve bakır rezervinin % 1' ini içermektedirler (Erler, 1994b ve c).

11. 5. 6. Küre (Kastamonu) Bölgesi 
Küre Bölgesi yatakları, yastık yapılı sipilitik bazaltlar içinde oluşmuş, Kıbrıs tipi yataklardır. Aşıköy ve Bakibaba Yörelerinde iki ayrı yatak işletilmektedir. Ayrıca çok sayıda küçük boyutlu cevherleşme bilinmektedir. Yataklarda cevherleşmenin tabanında yastık yapılı bazaltlar, tavanında ise breşleşmiş yastık yapılı bazaltlar bulunmaktadır. Cevherleşmeler alt seviyelerde ağsı, üst sevilerde ise masif görünümlüdürler. Cevherleşme içinde, pirit, kalkopirit, bornit, kovellin, sfalerit, dijenit, markasit, tennantit, karolit gibi minerallerin varlığı saptanmıştır (Güner, 1980). Bu yataklarda rezerv genellikle az olup (Aşıköy yatağında 10 milyon ton kadar, diğerlerinde 50 000 ile 500 000 ton arası), Cu yanısıra Co (% 0.3) ve Au (2.5 g/t) içerikleri de yüksektir (Çağatay ve diğ., 1982).
Bu bölgedeki yatakların Türkiye bakır üretimindeki payı oldukça yüksek olup, Türkiye bakır rezervinin % 7' sini içermektedirler (Erler, 1994b).

11. 5. 7. Iç ve DoÄŸu Anadolu Bölgeleri  Cu-Pb-Zn Yatakları
Iç ve Doğu Anadolu Bölgelerinde Akdağmadeni ve Keban Pb-Zn yatakları uzun zamandır üretim yapılan önemli yataklardır. Bu yataklar Türkiye kurşun rezervinin % 8.8' ini, çinko rezervinin ise % 2' sini içermektedirler (Erler, 1994c).
Akdağmadeni bölgesinde cevherleşmeler, gnays ve mermerlerin hakim olduğu metamorfitleri kesen granitoyitler çevresindeki skarn zonlarında gelişmiş düzensiz şekilli kütleler ve damarlar şeklindedir. Karapiri Köyü, Akçakışla Köyü ve Tat Deresi yatakları bölgede üretim yapılan en önemli yataklardır. Ayrıntılı bilgi için, Sağıroğlu (1984)' e bakılması önerilebilir.
Keban yatağında Pb-Zn cevherleşmesi, kalkşist, grafit şist, kristalize kireçtaşı ve mermerlerden oluşan Paleozoyik yaşlı metamorfitler içine sokulum yapan siyenitik kayaçların masif kireçtaşı - serisitli şist dokunağını kestiği yerde kısmen metasomatik kısmen ise çatlak dolgusu tipi oluşumlar ve/veya şist - kireçtaşı dokunaklarında mercekler şeklinde gözlenmektedir (Köksoy, 1975, Akyol ve Pehlivanoğlu, 1987). Günümüzde yataktaki cevherin tamamına yakın bir kısmı işletilmiş bulunmaktadır.
Diğer yandan Çorum - Çankırı havzasında, Bayat ve Sungurlu (Çorum) ilçeleri çevresinde, Neojen yaşlı konglomera ve kumtaşları içinde karasal kurak havza tipi oluşumlar yaygındır. Bu oluşumlar Neojen yaşlı sedimanter havzanın tabanında çökelmiş konglomera ve kumtaşları içinde, taneler arası boşlukları dolduran nabit bakır, malahit ve azurit oluşumları şeklindedir. Ekonomik olarak işletilebilir bir zenginleşme bilinmemektedir.

11. 5. 8. DiÄŸer Yataklar
Ülkemizin değişik kesimlerinde oldukça değişik kayaç türleri içinde oldukça değişik süreçlerle oluşmuş küçük boyutlu Cu-Pb-Zn cevherleşmeleri gözlenebilmektedir. Bunların pek çoğu ekonomik olarak işletilebilecek yatak boyutunda değildir.
Ülkemizdeki granitoyitik kayaçlardan bazılarında porfiri tip Cu zenginleşmeleri bulunmaktadır. Tenörleri düşük olduğundan (genellikle % 0.3' ten daha düşük) günümüz için potansiyel kaynak durumunda olan bu zenginleşmelerin en önemlileri, Merzifon-Bakırçay, Erzurum-Ispir-Ulutaş, Kırklareli-Dereköy, Kırklareli-Demirköy-Şükrüpaşa, Kırklareli-Demirköy-Ikiztepeler, Trabzon-Maçka-Güzelyayla, Elazığ-Keban-Nazlıziyaret şeklinde sıralanabilir (Erseçen, 1989 ve Erler, 1994b). Ülkemizde değişik yerlerde kuşaklar şeklinde gözlenen granitoyitlerin petrolojik ve metalojenik özelliklerinin incelenmesi ve porfiri tip bakır yatakları içerip içeremeyeceklerinin belirlenmesi çok yararlı olacaktır.

11. 6. Kullanım Alanları
Bakır, elektrik iletkenliği çok iyi olan ve önemli miktarda tüketilen bir metaldir. Bakır cevherlerinin metallurji tesislerinde işlenmesi ile blister (ham) bakır elde edilir. Daha sonra elektroliz yöntemiyle üretilen saf bakır elektrolitik bakır olarak tanımlanır. Üretilen bakırın büyük bir kısmı iletken tel üretiminde kullanılmaktadır. Geri kalan kısmı ise pirinç (% 55 - 90 Cu ve % 10-45 Zn), bronz (% 88 Cu, %10 Sn ve %2 Zn) ve diğer alaşımların hazırlanmasında, göztaşı gibi kimyasal maddelerin üretiminde kullanılmaktadır.
Metalik çinkonun büyük bir kısmı paslanmayı önleyici kaplama (galvaniz) malzemesi olarak kullanılmaktadır. Çinko kaplamalı malzemeler, çatı örtü malzemesi, otomobil karbüratörü, pompa, junt kapağı gibi malzemelerin üretiminde kullanılmaktadır. Ayrıca altın üretiminde, eczacılıkta ve kimya endüstrisinde bir miktar çinko tüketildiği görülmektedir.
Metalik kurşun, akümülatör, boru, mermi, lehim üretiminde, kimyasal bozunmaya ve radyoaktivitiye dayanıklı kaplama yapımında kullanılmaktadır. Kurşunun boya ve petrol endüstrisinde kullanımı, zehirli etkisi nedeniyle gün geçtikçe azalmaktadır. Ancak halen petrol endüstrisindeki tüketimi % 20 kadardır.

Tags: