13. 3. 9. Plaser Tipi Demir Yatakları Manyetit, hemen hemen tüm kayaç türlerinde gözlenebilen bir aksesuar mineraldir. Özellikle mafik ve ultramafik kayaçlarda daha yaygındır. Kayaçların yüzeysel koşullarda bozunmaları ve/veya fiziksel olarak dağılmaları sırasında taneler şeklinde serbestleşen manyetit kristalleri özellikle sahil kumları içinde zenginleşebilmektedir. Işletilebilir özellikteki plaser demir yataklarının özellikle daha önce başka bir süreçle oluşmuş cevherleşmelerin yakınında yamaç veya yamaç dibi plaserleri şeklinde oluştukları görülmektedir. Divriği Yöresindeki C plaseri demir yatağı bu tipin en iyi örneklerindendir. Doğu Karadeniz Bölgesindeki sahil kumları içinde de önemli miktarlarda manyetit zenginleşmeleri gözlenmektedir.
13. 3. 10. Metamorfik Demir Yatakları Yukarıda anlatılan süreçlerle oluşmuş demir yataklarının metamorfizma geçirmiş ürünleri şeklindedirler. Özellikle bantlı demir yataklarının hemen hemen tamamı metamorfizma geçirmiş durumda olup, değişik yerlerde bu yataklar üzerinde kontak, dinamik ve bölgesel metamorfizma izleri gözlenmektedir.
Metamorfizma etkisi ile hematit ve sideritlerin manyetite, piritlerin pirotine, turinjitin fayalite dönüştükleri, manyetit ve kuvarsın reaksiyonu sonucu fayalit oluştuğu, jel pirit içindeki arsenopiritlerin ayrıştığı ve metamorfizma derecesine bağlı olarak kristal büyüklüklerinin arttığı gözlenmektedir. Genel olarak metamorfizma sırasında gelişen reaksiyonlar sonucu demir yataklarının kalitelerinin düştüğü söylenebilir.
13. 4. Dünya Demir Üretimi Dünya demir üretimi incelendiğinde; Çin, Eski Sovyetler Birliği, Brezilya gibi ülkelerin başta geldiği görülmektedir (Çizelge, 13.1).
Çizelge 13.1: Demir üretici önemli ülkelerin 1993 (Metals & Minerals Ann. Rev., 1994 s. 54'
ten) ve 1996 (Crowson, 1999; Minerals Handbook 1998-99) yıllarına ait üretim
miktarları (- işaretliler, bilinmiyor veya çok az)

Şekil 13.5: Türkiye' de önemli demir yatakları ve/veya bölgeleri
13. 5. Türkiye Demir Yatakları
13. 5. 1. Genel Durum ve Dağılım Ülkemizde demir yatakları içeren önemli bölgeler aşağıda olduğu gibi sıralanabilir (Şekil 13.5). Ayrıca, Önder (1987), Erseçen (1989) ve Cihnioğlu ve diğ. (1994) gibi yayınlarda önemli yataklar hakkında özet bilgiler bulunmaktadır.
i. Divriği - Kangal (Sivas) - Pınarbaşı (Kayseri) Bölgesi,
ii. Hekimhan (Malatya) Bölgesi,
iii.Yahyalı çevresi (Kayseri - Niğde - Adana Bölgesi),
iv. Bingöl Bölgesi,
v. Çamdağ (Sakarya) Bölgesi,
vi. Edremit (Balıkesir) Bölgesi.
Ülkemizin değişik yerlerinde, değişik süreçlerle oluşmuş, büyüklü küçüklü çok sayıda demir yatağı bulunmaktadır. 1993 yılı itibari ile demir-çelik fabrikalarının cevher ihtiyaçlarının % 40 kadarının bu yataklardan üretildiği anlaşılmaktadır. Ancak demir cevheri üretiminin ve ekonomik olarak üretim yapılabilen yatak sayısının gün geçtikçe azaldığı görülmektedir. Arama faaliyetleri artırılmadığı takdirde bu açık gün geçtikçe artacaktır. Ayrıca ülkemizdeki yatakların pek çoğu ya düşük tenörlü veya istenmeyen bileşenleri yüksek olan yataklar şeklindedir. Bu yatakların değerlendirilebilmesi için de cevher hazırlama ve zenginleştirme problemlerinin çözülmesi gerekmektedir.
13. 5. 2. Sivas (Pınarbaşı - Kangal - Divriği - Iliç) Bölgesi Demir Yatakları Sivas Bölgesi' nde, Pınarbaşı (Kayseri)'ndan başlayıp, Iliç (Erzincan)' e kadar devam eden kuşak boyunca, çok sayıda demir yatağı bulunmakta olup, bölge demir yatakları için doğal bir müze durumundadır. Bölgede ultramafik kayaçlarla kireçtaşı bloklarından oluşan Divriği Ofiyolitli Karışığı hakim olup, yer yer granitoyitik sokulumlarla kesilmiş ve Neojen yaşlı sedimanter ve volkanik birimlerle örtülmüştür.
Bu bölgedeki yataklar, Türkiye demir rezervinin yaklaşık olarak % 21.6' sını içermektedirler (Cihnioğlu ve diğ., 1994, s.57'den).
Divriği yakınlarındaki A ve B Kafa demir yatakları, bölgenin en önemli yataklarıdır. Ultramafit - kireçtaşı - granitoyit üçlü dokunağında yataklanmışlardır. Bu yataklar, D-B uzanımlı ve G eğimli, masif iç yapılı, büyükçe birer mercek şeklindedirler. A Kafa yatağında manyetit ve maghemit, B kafa yatağında ise hematit hakim demir cevher mineralidir. Üçlü dokunakta yeralmaları granitoyitlerle ilişkili skarn tipi veya kontak metasomatik tip bir oluşumu düşündürmektedir (Koşal, 1974). Ancak ultramafitler içinde manyetit saçınımları yaygın olup, cevherleşme ofiyolit-granitoyit dokunağı boyunca derine doğru da devam etmekte ve granitoyit dokunağı yakınlarında yeniden kristallenme izleri taşımaktadır (yazarın kendi gözlemi). Dolayısıyla cevherleşmenin granitoyit sokulumundan daha önce oluştuğu ve granitoyit sokulumu sırasında pasif olarak dokunağa yerleştiği ve granitoyitin etkisi ile yeniden kristallenme geçirdiği düşünülebilir. Divriği yakınlarındaki Dumluca Fe yatağı ve Kangal yakınlarındaki Davutoğlu Fe yatağı da A ve B Kafa yataklarına benzer özellikler göstermektedirler.
A ve B kafa yataklarından türemiş manyetit ± hematit çakıl ve bloklarının bu yatakların doğusundaki yamacın dibinde ve Pliyosen yaşlı çakıltaşları içinde zenginleşmeleri sonucu bölgedeki C-Plaseri olarak bilinen plaser tipi demir yatağı oluşmuştur.
Bu yatakların doğusunda, Kızılyatak Sırtı üzerinde kimyasal kalıntı tipi demir zenginleşmeleri gözlenmektedir. Akdağ demir yatağı, oluşum anındaki yeraltı su tablası seviyesinde veya yerel bir sulu ortam kıyısında (Eosen yaşlı ?) çökelmiş sünger tipi bir oluşum izlenimi vermektedir. Yöredeki Purunsur ve Taşlıtepe yatakları ise, bu yataklardan türemiş çakıl ve blokların Pliyosen yaşlı çakıltaşları içinde zenginleşmesi şeklinde oluşmuş plaser tipi yataklar olarak düşünülebilirler.
Diğer yandan Divriği - Kangal arasında ofiyolitler üzerinde silisli ve karbonatlı örtüler çok yaygın olup, içlerinde yer yer hematitli ve limonitli zenginleşmeler (Alacahan Fe yatağı gibi) gözlenmektedir. Bu oluşumların tamamen yüzeysel koşullarda oluşmuş kimyasal kalıntı tipi bozunma ürünleri mi, yoksa hidrotermal süreçlerden de etkilenmiş listvenitik oluşumlar mı oldukları tartışmalıdır.
Pınarbaşı yakınlarındaki Halkalı Fe yatağı, ultramafitlerle kireçtaşları dokunağında oluşmuş bir yataktır. Yakınında granitoyitik sokulumlar gözlenmemektedir. Çevresinde silisli ve karbonatlı oluşumlar çok yaygındır. Yatakta hematit ve maghemit (± manyetit) hakim cevher mineralidir. Sıvı kapanım çalışmaları, yatağın hidrotermal koşullardan etkilendiğini göstermektedir. Oluşum bakımından, ultramafik kayaçların bileşiminde bulunan silis ve magnezyumun sıcak sulu çözeltilerce çözülüp, taşınması, demirin ise olduğu yerde kalması şeklinde oluşmuş, hidrotermal kalıntı tipi bir yatak veya iki kayaç türünün dokunağında o günkü su tablası yakınlarında oluşmuş ve hidrotermal süreçlerden etkilenmiş sünger tipi (?) bir yatak olarak düşünülebilir (Sezerer, 1992 ve Yazarın kendi gözlemleri).
13. 5. 3. Hekimhan (Malatya) Yöresi Demir Yatakları
Hekimhan Yöresinde Hasançelebi, Deveci ve Karakuz yatakları olmak üzere 3 adet önemli yatak bulunmaktadır. Bu bölgedeki düşük tenörlü yataklar olup, Türkiye demir rezervinin % 36.8' ini içermektedirler (Cihnioğlu ve diğ., 1994, s.57'den).
Yataklar Üst Kretase yaşlı volkanosedimanter birimler içinde oluşmuşlardır. Hasançelebi yatağında manyetit ve hematit, Deveci yatağında siderit, Karakuz yatağında ise hematit hakim cevher mineralleridir. Çeşitli çalışmalarda Deveci yatağının volkanosedimanter veya kimyasal sedimanter yataklar olduğu, Hasançelebi yatağının pnömatolitik çözeltilerin yankayaçları skapolitleştirmesi sonucu oluştuğu, Karakuz yatağının ise volkanosedimanter bir yatak olduğu belirtilmektedir (Önder, 1987' den).
13. 5. 4. Yahyalı Çevresi (Kayseri - Niğde - Adana Bölgesi) Demir Yatakları Bu bölgedeki yataklar, Türkiye demir rezervinin yaklaşık olarak % 7.1' ini içermektedirler (Cihnioğlu ve diğ., 1994, s.57'den). Bölgedeki yataklar, killi şist, metakumtaşı, kuvarsit, kalkşist ve mermerleşmiş dolomitik ve yumrulu kireçtaşı gibi kayaçlardan oluşmuş Üst Devoniyen yaşlı düşük dereceli metamorfik kayaçlar içinde veya bu kayaçları kesen granitoyitik kayaçlar çevresinde oluşmuşlardır. Attepe, Karamadazı, Karaburun, Kovalı, Sayburnu, Nevruztepe-Kurbağapınarı, Dereköy-Karataşlık Fe yatakları bunların en önemli örnekleridir.
Bu yataklarda, kontak metasomatik ve/veya skarn tipi oluşum süreçlerinden, metamorfitler içinden yüzeysel veya hidrotermal koşullar altında ikincil zenginleşme ve/veya remobilizasyon süreçlerine kadar oldukça değişik süreçlerin izleri gözlenebilmekte olup, oldukça değişik görüşler ileri sürülmüştür (Ayrıntılı bilgi için; Şenöz, 1985, Oygür, 1986, Temur ve Baş, 1992 ve Cihnioğlu ve diğ., 1994 gibi çalışmalar önerilebilir).
13. 5. 5. Bingöl Bölgesi Demir Yatakları Bu bölgedeki yataklar, Türkiye demir rezervinin yaklaşık olarak % 5.8' ini içermektedirler (Cihnioğlu ve diğ., 1994, s.57'den). Bölgedeki yataklar düşük tenörlü ve fosfat içeriği yüksek yataklar olup, günümüz de değerlendirilememektedirler. Bölgedeki önemli yatakları; Genç-Avnik-Koşal, Genç-Avnik-Hamek, Genç-Avnik-Arduvan, Genç-Avnik-Haylandere, Genç-Avnik-Gonaç, Bitlis-Merkez-Meşesırtı ve Öküzyatağı yatakları şeklinde sıralamak mümkündür (Erseçen, 1989, s. 14-15).
Bu demir yatakları Bitlis Masifi içinde tanımlanan Alt Birlik metamorfitleri içinde yeralmaktadırlar. Cevherleşmelerin önemli bir kısmı metamorfizma geçirmiş volkanosedimanter kayaçlar içinde bantlar ve mercekler şeklinde olup, metamorfizma öncesinde volkanosedimanter süreçlerle oluştukları düşünülmektedir. Cevherleşmeler çevresinde daha sonra gelişen çeşitli süreçlerle ilişkili olarak oluşmuş yeniden dağılım (remobilizasyon) ve yeniden kristallenme ürünü oluşumlar da gözlenmektedir. Manyetit ve apatit içermeleri ile karakteristiktirler. Ayrıntılı bilgi için; Önder, 1987, Erdoğan ve Dora, 1983, Helvacı, 1984 ve Aral, 1986 gibi çalışmalara bakılması önerilebilir.
13. 5. 6. Çamdağ (Sakarya) Bölgesi Demir YataklarıBu bölgedeki yataklar, Türkiye demir rezervinin yaklaşık olarak % 5' ini içermektedirler (Cihnioğlu ve diğ., 1994, s.57'den). Bu yataklar, oolitik demir yataklarının tipik örnekleridir.
Orta - Üst Devoniyen yaşlı grovak ve kireçtaşları arasında gözlenmektedir. Altta karbonatlı, üstte ise silisli cevherleşme gözlenmektedir. Alttaki karbonatlı cevherin denizel bir sedimanter ortamda deniz taban topoğrayasındaki dar boğaz ve eşiklere bağlı olarak sideritli ve hematitli oolitler şeklinde çökeldiği, üstteki silisli cevherin ise karbonatlı cevherin bozunması sonucu oluştuğu düşünülmektedir (Önder, 1987).
13. 5. 7. Balıkesir Bölgesi Demir YataklarıBu bölgedeki yataklar, Türkiye demir rezervinin yaklaşık olarak % 2-3 kadarını içermektedirler (Cihnioğlu ve diğ., 1994, s.57'den). Balıkesir Bölgesinde bilinen önemli demir yatakları, Ayazmant, Büyükeğmir, Küçükeğmir ve Şamlı yörelerinde bulunmaktadır (Erseçen, 1989 ve Cihnioğlu ve diğ., 1994).
Bunlardan Ayazmant ve Şamlı yatakları Paleozoyik yaşlı metamorfitlerle bunları kesen granitoyitlerin dokunağında ((amfibolit - mermer - granitoyit üçlü dokunağında) gözlenmekte olup, kontak metasomatik yataklar olarak düşünülmektedirler (Önder, 1987). Eğmir yöresindeki yataklar ise porfiri andezit, ayrışmış andezit, andezitik aglomera ve tüflerle ilişkili olarak oluşmuş olup, volkano sedimanter yataklar oldukları düşünülmektedir (Önder, 1987). Ancak bu yatakları yöredeki volkanitlerin yüzeysel koşullarda bozunması sırasında oluşmuş sünger tipi yataklar olarak ta düşünülebilirler.
13.5.8. Doğu Karadeniz Bölgesi Demir ZenginleşmeleriD. Karadeniz Bölgesi' ndeki sahil kumları içinde plaser tipi manyetit zenginleşmeleri yaygındır. Özellikle Samsun ile Ordu arasında kalan bölgede % 3.5 - 5.8 Fe3O4 içerikli 150 Milyon ton kadar rezerv tesbit edilmiştir (Erseçen, 1989, s. 19 - 20). Ancak günümüzde herhangi bir işletme faaliyeti bulunmamaktadır.
13. 6. Kullanım Alanları Demir, sayılamacak kadar çok geniş bir kullanım alanına sahip, günlük yaşantımızın her noktasında kullanım yeri bulan bir metaldir. Bu nedenle kullanım alanlarının anlatılmasına gerek duyulmamıştır.