5.5.4. Kalıntı Tipi Plaser Yatakları (Fiziksel Kalıntı Tipi Yataklar) Bu yataklar zenginleşmenin serbestleşme bölgesinde geliştiği plaser tipi yataklardır. Topoğrafyanın düz olduğu bölgelerde oluşmaktadırlar. Bazıları, üzerinde geliştikleri kaynak kayaca göre hiç bir zenginleşme göstermemektedirler. Bazılarında ise, kimyasal bozunmaya dayanıksız minerallerin kimyasal bozunma ile ortamdan uzaklaşması sonucu kimyasal bozunmaya dayanıklı bazı minerallerin bir miktar zenginleştiği gözlenmektedir. Bu tür yataklarda, minerallerin zenginleşmesini sağlayan temel özellik, kimyasal bozunmaya karşı dayanıklılık olup, bazan beril gibi yoğunluğu düşük olan minerallerin de bu yataklarda zenginleştikleri görülmektedir. Kalıntı tipi plaser yataklar ,yalnızca topoğrafyanın düz olduğu ve kimyasal bozunmanın iyi geliştiği yerlerde oluşabilmektedirler. Topoğrafik eğimin yükselmesi ile elüviyal plaser yataklara geçildiği görülmektedir (Şekil 5.6). Brezilya ve Uganda'daki karbonatitler üzerinde gözlenen plaser tipi apatit yatakları, bu tipin karakteristik örnekleri olup, niyob, zirkon, baddeleyit, manyetit gibi mineralleri de içermektedirler (Evans,1987; s.249).
5.5.5. Elüvial ve/veya Yamaç Tipi Plaser Yatakları Tanesel zenginleşmenin, kaynak kayacın bulunduğu yamacın topoğrafik olarak alçak kesimlerinde geliştiği plaser yataklardır. Bu oluşumlar, bozunma bölgesine ve kaynak kayaca çok yakındırlar. Bazı kaynaklarda bu tip plaser yataklar, kaynağa yakınlıkları ve yamaç üzerindeki konumları bakımından "elüviyal (kaynağa en yakın ve yamacın en üst bölgesinde), deliviyal ve/veya talus (yamacın orta kesiminde) ve proluviyal ve/veya colluviyal (yamacın tabanında) plaserler" şeklinde alt bölümlere ayrılabilmektedirler (Smirnov,1976; s.390-391).

Şekil 5.6: Kalıntı tipi ve elüviyal tip plaser yatakların konumu (Evans, 1987; Şekil 19.1'den)
Bu tip yataklarda, bozunma ürünlerinin yamaç aşağı sürüklenmesi sırasında yerçekimi etkisiyle veya yamaç aşağı akan yağmur sularının etkisiyle, bir miktar zenginleşme de gelişebilmektedir. Bu zenginleşme, kalıntı plaserlere göre daha iyi, ancak tekrarlanmalı zenginleştirme mümkün olmadığından alüvyonal plaserlere göre daha düşüktür. Minerallerin zenginleşmesini, topoğrafik eğim ve iklim koşulları kontrol etmektedir. Özellikle iklim koşullarının ve yağış miktarının daha etkili olduğu düşünülmektedir. Ancak, sıcak ve çok yağışlı iklim koşullarında karaların yoğun bitki örtüsü ile kaplı olması durumunda erozyon çok azaldığı için, bitki örtüsünün az olması durumunda ise erozyon çok arttığı için bu tip plaser yatakların oluşumu zorlaşmaktadır. Elüviyal yatakların en iyi örnekleri olarak Zairedeki Bakwanya elmas yatakları gösterilmektedir (Edwards ve Atkinson, 1986; s.181).
Bazı yerlerde elüviyal plaserlerin taban kayaç içindeki çukurluklarda ve çözünme boşlukları içinde zenginleştikleri görülmekte olup, Malezyadaki mermerler içindeki çukurluklarda kassiterit zenginleşmeleri en tipik örnekleridir.
5.5.6. Alüviyal (akarsu yatağı tipi) Plaser YataklarıBu tip plaser yataklar, bir akarsu yatağı içinde taneler şeklinde taşınmakta olan malzemenin, akarsuyun hızının azalması nedeniyle çökelmesi sonucu oluşmuş yataklardır (Şekil 5.7). Bu yataklar, en yaygın gözlenen plaser tipi yataklar olup, içinde taşındıkları suyun fiziki gücünün etkisi ile, tekrarlanmalı olarak zenginleşmeler gelişebilmektedir.
Kırıntıların büyük bir kısmının, akarsular içinde, asılı olarak veya tabanda sürüklenerek taşındıkları kabül edilmektedir. Akarsuyun akma hızının çok yüksek olması halinde, akarsu yatağı içinde herhangibir çökelme olmadan, tüm taneler taşınmaya devam edeceklerdir. Akma hızı azalmaya başladığında ise öncelikle yoğunluğu yüksek ve büyük boyutlu taneler, daha sonra ise yoğunluğu yüksek ve küçük boyutlu taneler ile, yoğunluğu az fakat büyük boyutlu taneler, en sonun da ise yoğunluğu az ve küçük boyutlu taneler çökelerek tutuklanacaklardır. Yoğunluğu yüksek, büyük boyutlu tanelerin miktarları çok az olup, daha önceki kısımlarda özellikleri belirtilen plaser mineraller küçük boyutlu ve yoğunluğu yüksek taneler grubunda yer almaktadırlar. Bu grup tanelerin, yoğunluğu düşük ve büyük boyutlu tanelerden ayrılarak, belirli yerlerde tutuklanmaları ile bu yataklarda zenginleşmeler gelişebilmektedir. Birlikte çökelmekte olan bu iki tane grubunun birbirinden ayrılmasında, büyük tanelerin daha geniş olan dış yüzeylerinin, özellikle asılı halden sürüklenir hale geçiş sırasında ve sürüklenme sırasında, akarsuyun fiziki gücü için daha geniş bir temas yüzeyi oluşturmasının etkili olduğu düşünülebilir.
Akarsu yatakları içinde plaser minerallerin zenginleşmeleri;
i. Hızlı akan akarsuların tabanında çıkıntılar yapan, sertliği yüksek ara bandların bulunduğu yerlerde (Şekil 5.7a),
ii. Akarsu yatağı içinde su düşmelerinin gözlendiği yerlerde (Şekil 5.7b),
iii. Ana akarsu yatağına yan kolların karıştığı yerlerde (Şekil 5.7c),
iv. Hızlı akan menderesli akarsu yataklarında, kıvrımların dış kısımlarında, akış hızının yükselip tekrar azaldığı yerlerde (Şekil 5.7d),
v. Akarsu yataklarının eğimlerinin ve dolayısıyla akış hızlarının azaldığı yerlerde gelişebilmektedir.
Diğer yandan, akarsuların akış hızlarının çok yüksek olduğu genç dönemlerinde ve akış hızlarının çok azaldığı yaşlı dönemlerinde plaser yatakların oluşumu ve zenginleşmesi mümkün olamamaktadır.
Oluşan plaser yatakların korunabilmeleri için, üzerlerinin örtülmesi veya akarsu yatağı içinde akış rejiminin yatağın aşınarak yok olmasına neden olacak derecede değişmemesi gereklidir. Akarsu yatağının profili boyunca erozyon taban seviyesinin değişmesi, iklimsel değişiklerin gelişmesi ve kaynak bölgesinin topoğrafik olarak yükselmesi gibi durumlarda bu yataklar aşınarak yok olabilmektedirler.
Dünya kalay üretiminin büyük bir bölümünün yapıldığı, Brezilya ve Malezya' daki kalay plaserlerinin çoğunluğu, bu tip plaser yataklardır.

Şekil 5.7: Bir akarsu yatağı boyunca alüviyal tip plaser yatakların oluşabileceği olasıl mineral zenginleşme yerleri ; a- akarsu yatağı içindeki sert çıkıntılar, b- çağlayan tabanlarındaki oyuklar, c- yan kolların ana yatağa bağlandığı yerler, d- menderes tipi kıvrımlı yerlerde akarsu hızının değiştiği yerler (Evans, 1987; Şekil 19.2 - 19.5' ten değiştirilerek).
5.5.7. Plaj (sahil kumu) Tipi Plaser YataklarıBu tip plaser yataklar, bir sulu ortamın (deniz veya göl) kıyısında, gerekli özelliklere sahip minerallerin taneler şeklinde tutuklanmaları ve zenginleşmeleri sonucu oluşmuş yataklardır. Bu tip plaser yataklar için, akarsularca karalardan taşınan taneli malzemeler, kıyıda yüzeyleyen ağır mineral içeriği yüksek kayaçlar veya kıyıda yüzeyleyen cevherleşmeler kaynak olabilmektedirler.
Sulu ortamın kıyısında biriken malzemelerde, dalgaların, akıntıların, Ay'ın çekim etkisi ile oluşan gel-git olaylarının, esen rüzgarların ve fırtınaların etkisi ile önemli miktarda tekrarlanmalı zenginleşmelerin geliştiği gözlenmektedir. Kırılan dalgalar, karaya doğru ilerlerken hızları yüksek olduğundan önemli miktarda malzemeyi karaya doğru taşırlar ve hızlarının azalması ile bu malzemeyi toplu halde çökeltirler. Bu sırada dalga ile gelen su, bir miktar ilerler ve daha sonra geriye doğru akmaya başlar. Bu geriye akış sırasında, daha önce toplu halde çökeltilen malzeme, tane büyüklüğü ve yoğunluk farkına bağlı olarak ayrımlanmaya tabi tutulur. Bu olay, geri yıkama olarak bilinmekte olup, iri çakıllar ve yoğunluğu yüksek küçük boyutlu taneler kara tarafında kalırken, yoğunluğu düşük ve küçük boyutlu taneler açık su tarafına doğru taşınmaktadır. Bu yataklarda plaser mineraller, iri çakıllar içinde zenginleşmekte ve yatak çevresindeki çökellerde ters boylanma gözlenmektedir.
Bölgede gelişecek gel git olayları, dalga hareketlerinin etkisiyle gelişen ayrımlanmayı daha da artırmakta, ayrıca özellikle dalga hareket doğrultusu ile açı yapacak şekilde gelişen akıntılar, rüzgar ve fırtınalar ise ayrımlanmaya ikinci bir bileşke kuvvet şeklinde etki ederek zenginleşmeyi artırmaktadır.
Oluşan plaserlerin erozyondan korunabilmesi için, ya çok miktarda malzeme taşınarak üzerlerinin örtülmesi veya deniz suyu seviyesinin, bu malzemelerin dalga hareketlerinin etkisinden kurtulabileceği kadar alçalması gerekmektedir. Bir sahil boyunca, farklı zamanlarda oluşmuş plaser yataklar, oluşum zamanlarındaki deniz suyu seviyesine bağlı olarak farklı seviyelerde oluşmuş zenginleşmeler şeklinde gözlenmektedirler.
Bu tip plaser yatakların tipik örnekleri arasında, Alaska'daki Nome altın plaserleri, Namibya'daki elmas plaserleri, Hindistan'daki Travencore ve Quilon rutil plaserleri, Avustralya kıyılarındaki rutil, zirkon ve ilmenit plaserleri, Yeni Zelanda'nın Kuzey Adası' ndaki manyetit plaserleri sayılabilmektedir (Evans, 1987; s-252).
5.5.8. Kıyı Ötesi (Denizel) Plaser Yatakları Bu tip plaser yatakları, kıta yokuşu ve/veya kıtasal şelf ortamı olarak tanımlanan ortam içinde, kıyıdan 5 km uzaklığa kadar olan kesimde gözlenmektedir. Esas olarak, daha önce karasal ortamlarda veya sahil kumları içinde oluşmuş plaser yatakların, su altında kalmış örnekleri olarak görünmektedirler. Örneğin; Yeni Zelanda' daki Otago kıyısı açıklarındaki plaj plaserlerinin günümüzde deniz suyu altında kaldıkları düşünülmektedir. Ayrıca bu tipte oluşmuş; Tayland, Endonazya ve Ingiltere kıyılarında kalay plaserleri, Namibya'da elmas plaserleri, B.D.T.(S.S.C.B)' de ve Alaska' da altın plaserleri bilinmektedir. Bazı yerlerde, kıyı ötesi akıntıların plaser minerallerinin yeniden dağıtılmasına ve zenginleştirilmesine neden oldukları da düşünülmektedir.
5.5.9. Rüzgar Tipi (çöl) Plaser Yatakları Bu tip plaser yataklar, taneli malzemenin rüzgarların etkisi ile taşınması ve yoğunluğu yüksek olan minerallerin zenginleşmesi şeklinde oluşmuş yataklardır. Yaygın olarak çöl ortamlarında gözlenirler. Çöl ortamlarında, rüzgar hızına bağlı olarak taneler yoğunluklarına ve tane boylarına göre çok iyi bir şekilde ve tekrarlanmalı olarak ayrılabilmektedirler (Şekil 5.

.
Yoğunluğu yüksek olan mineraller, genellikle kum yığınlarının rüzgarın geldiği taraflarındaki az eğimli yüzeyin uç kesimlerinde veya rüzgar doğrultusuna dik olan yüksekliklerin önünde zenginleşmektedirler.
Bu tip plaser yatakların en önemlileri, sahil plaserlerinin rüzgar etkisi ile yeniden zenginleştiği plaser yataklar olup, Yeni Zelanda' nın Kuzey Adası kıyılarındaki sahil kumları içinde oluşmuş manyetit yatakları en tipik örnekleri olarak düşünülmektedir. Bu yataklarda 1 milyar tondan daha fazla titanomanyetit eşdeğeri rezerevin bulunduğu tahmin edilmektedir (Evans, 1987; s-253).

Şekil 5.18: Rüzgarların etkisi ile çöl tipi plaserlerin oluşumu (Simirnov, 1976; Şekil 220' den).
5.5.10. Buzul Tipi Plaser Yatakları Buzul kütlelerinin, özellikle vadi buzullarının, önemli miktarda malzeme taşıdıkları bilinmektedir. Katı buzul kütleleri içinde taşınan malzemelerin, tane büyüklüklerine ve/veya yoğunluklarına göre ayrılmaları ve ekonomik değeri olan minerallerin zenginleşmeleri mümkün olamamaktadır. Ancak, buzulların erimesi sonucu oluşan akarsuların, buzul içinden serbestleşen kırıntıları bir miktar daha taşıdıkları ve kısmen bir ayrımlanma ve zenginleşme sağladıkları görülmektedir. Bu tip plaserler ekonomik açıdan fazla önemli değillerdir.
5.5.11. Paleo Plaser Yataklar Plaser yatakların büyük çoğunluğu, genç ve/veya güncel sedimanlar içinde, gevşek dokulu yığışımlar halindedirler. Bu yatakların tüm jeolojik devirlerde oluşmaları mümkün ise de, yaşlı sedimanter kayaçlar içinde gözlenmemeleri, genellikle karasal ve/veya geçiş ortamlarında oluşan bu yatakların, aşınarak yok oldukları şeklinde düşünülmektedir. Ancak az sayıda da olsa, eski jeolojik devirlerde oluşmuş ve taşlaşmış plaser yataklar da bilinmektedir. Bunların en tipik örnekleri, Güney Afrika'daki Witwatersrand altın plaserleri ve Kanada'daki Blind River uranyum plaserleridir.
Her iki yatak ta, akarsuların bir sulu ortama boşaldığı yerlerde oluşmuş, deltalar ve/veya alüvyon yelpazeleri içinde zenginleşmişlerdir. Bu yataklarda, altın ve uranyumun yanısıra, bir miktar taneli pirit te bulunmakta olup, oksidan koşullarda uraninit ve piritin tanesel olarak taşınması mümkün olmadığından, oluşumları sırasında atmosferin oksijeninin az olduğu düşünülmektedir.
5.5.12. Plaser Yatakların Büyüklükleri ve TenörleriKalıntı ve elüviyal tip plaser yataklar, genellikle küçük boyutlu iken, sahil plaserleri büyük boyutlara ulaşabilmektedir. Ayrıca, alüviyal ve sahil plaserleri, tekrar tekrar zenginleşebilmeleri nedeniyle, kalıntı ve elüviyal plaserlere göre daha zengin olmaktadırlar. Zenginleşme yeri ve süreci ne olursa olsun, tüm plaser yatakların işletilmekte olan diğer tip yataklara göre daha düşük tenörlü oldukları görülmektedir. Ancak, kazı ve diğer işletme masraflarının düşük olması nedeniyle, ekonomik olarak üretim yapılabilmektedir. Bir örnek vermek gerekirse, kalay üretiminde sert kaya madenciliğinde minimum ekonomik tenör % 1-1.5 Sn iken, plaser yataklarda % 0.15 Sn' ye kadar düşmektedir. Ayrıca plaser yatak madenciliğinde kullanılan işletme metodlarına göre de, minimum ekonomik tenörler değişmekte olup, Endonezya' daki kalay işletmelerinde 1983 yılında yapılan üretimlerde min. ekonomik Sn tenörlerinin olağan açık işletme yönteminde 0,41 kg/m3, çakıl pompalama yönteminde 0.18 kg/m3, dredging tarama yönteminde ise 0.14 kg/m3 olduğu görülmektedir (Edwards ve Atkinson, 1986; s.180).