ISYERI HAVASI [ Occupational air ] Fabrikalardaki yada diger is yerlerindeki kapali
mekanlardaki hava.
IYON DEGISMESI [ Ion exchange ] Sivi atik aritiminda kullanilan, sert suyu yeniden
kullanmak için uygulanan yumusatma islemi. Bu islemde sividaki istenmeyen iyonlar
sivinin içinden geçirildigi reçinedeki zararsiz iyonlarla yer degistirir.
IYONLASMA [ Ionization ] Nötr bir atomun yada atom grubunun elektron kaybi yada
kazanilmasi yoluyla elektrik yüklü hale gelmesi süreci.
IYONOSFER [ Ionosphere ] Atmosferin yer yüzeyinden 80 kilometre ve daha
yukaridaki tabakalari.
IYOT 131 [ Iodine 131 ] Bir gamma isini yayicisi ve genellikle inek sütüyle insanlara
geçebilen bir kirlilik kaynagi.
IX REÇINE [ IX resin ] Iyon degistirici reçine.
IZ BÖLGESI [ Footprint ] Uçak gürültüsünden akustik açidan etkilenen alan.
IZIN VERILEBILIR AZAMI YOGUNLUK [Maximum permissible concentration ]
Normal ölçüde teneffüs edildiginde yada tüketildiginde, kritik bir organ için azami makul
dozu geçmeyen, havada , suda, sütte vb. bulunan radyoizotop yogunlugu.
IZLEME PROGRAMI [ Monitoring program ] Herhangi bir kirletici maddenin
varliginin, etkisinin yada düzeyinin nicelik yada nitelik yönünden saptanmasi yada
ölçülmesi amaciyla ölçüm donaniminin karmasik bir sistemle devreye sokulmasi.
IZOTOPLAR [ Isotopes ] Ayni elemanin degisik atom agirligindaki atomlari.
JEOLOJIK HARITA [ Geologic map ] Kaya olusumlari ile fay hatlari gibi diger
fiziksel özelliklerin dagilimlarini ve aralarindaki iliskileri gösteren harita.
JEOLOJIK TEHLIKELER [ Geologic hazards ] Faylar, yanardaglar, heyelanlar,
depremler ve toprak çökelmeleri gibi, dogal kökenli yada insan faaliyetinin yol açtigi
tehlikeli jeolojik kosullar.
JEOSFER [ Geosphere ] Yeryüzünün, atmosfer, hidrosfer ve biyosfer disindaki kati,
cansiz bölümü.
JEOTERMAL ENERJI [ Geothermal energy ] Belli elemanlarin radyoaktif
ayrismasindan olusan, yeryüzünün iç isisi; bu isi, potansiyel olarak büyük ve aslinda
ulasilmamis bir enerji kaynagidir.
KABA KIRLILIK [ Coarse pollution ] Agirlik yada yogun kirlilik; bir inçin 1/8 'inden
daha büyük boyutlu, istenmeyen herhangi bir madde.
KABOT DENETIMI [ Cabot control ] Yüzeye bir fitil sokup dökünt üyü tu
KAÇAK [ Blow out ] Basinç kontrolü kayboldugunda ortaya çikan yag yada gaz sizintisi.
KAHVERENGI DUMAN [ Brown smoke ] Fosil yakitlarin nispeteb düsük isida
yanmasindan olusan ve siyah dumandan daha az yogun duman.
KALINTI [ Residue ] Kati atigin islenmesi sonucunda ortaya çikan nihai ürün; yakma
isleminden sonra firinda olusan kati maddelerden ibaret kalinti.
KALINTI KLOR [ Residual chlorine ] Klorlama islemi sonrasi suda kalan klor miktari.
KALMA SÜRESI [ Residence time ] Incelenen bir maddenin bir havuzda yada
rezervuarda kaldigi ortalama süre.
KALSIYUM HIDROKSIT [ Calcium hydroxide ] Sönmüs kireç diye de bilinen, aritma
süreçlerinde pH ayarlamasi ve pihtilastirma islemlerinde kullanilan kalsiyum bilesigi.
KANAL [ Channel ] Suyun belirli bir dogrultuda akmasini saglayan dogal yada yapay
olusum.
KANALIZASYON ANA BORULARI [ Sewer mains ] Atik suyu kanallardan toplayan
ve ana kanallara ileten, çapi genis lagim kanallari.
KANALIZASYON ANA HAT KANALI [ Trunk sewer ] Atik suyu lagim ana
borularindan toplayan ve aritma tesisine yada bir bosaltma menfezine ileten, genis çapli
ana borusu.
KANALIZASYON KAPASITESI [ Sewer capacity ] Bir kanalizasyon borusunun
tutabilecegi azami atik su miktari; beher gün için kisi basina belli syida galon olarak ifade
edilir.
KANALIZASYON SISTEMI [ Sewerage system ] Atik suyun toplanmasinda,
islenmesinde ve tasfiyesinde kullanilan donanim.
KANALLAMA [ Channelization ] Büyük miktardaki suyun, su düzeyini tehlikeli
biçimde yükseltmeksizin iletilmesini saglamak üzere akinti kanallarinin degistirilmesi.
KANSER YAPICILAR [ Carcinogenes ] Kansere yol açan etki maddeleri.
KAPALI AKIFER [ Confined aquifer ] Kaya katmanlari arasinda sikisip kalmis yer alti
suyu.
KAPALI SISTEM [ Closed system ] Disindaki nesnelerle madde alisverisi olmayan
sistem.