----------------------- ---------------

Gönderen Konu: Çevre Terimleri Sözlüğü  (Okunma sayısı 2641 defa)   Share 

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #15 : 06 Nisan 2009, 19:54:22 »
0
ISYERI HAVASI [ Occupational air ] Fabrikalardaki yada diger is yerlerindeki kapali
mekanlardaki hava.

IYON DEGISMESI [ Ion exchange ] Sivi atik aritiminda kullanilan, sert suyu yeniden
kullanmak için uygulanan yumusatma islemi. Bu islemde sividaki istenmeyen iyonlar
sivinin içinden geçirildigi reçinedeki zararsiz iyonlarla yer degistirir.

IYONLASMA [ Ionization ] Nötr bir atomun yada atom grubunun elektron kaybi yada
kazanilmasi yoluyla elektrik yüklü hale gelmesi süreci.

IYONOSFER [ Ionosphere ] Atmosferin yer yüzeyinden 80 kilometre ve daha
yukaridaki tabakalari.

IYOT 131 [ Iodine 131 ] Bir gamma isini yayicisi ve genellikle inek sütüyle insanlara
geçebilen bir kirlilik kaynagi.

IX REÇINE [ IX resin ] Iyon degistirici reçine.

IZ BÖLGESI [ Footprint ] Uçak gürültüsünden akustik açidan etkilenen alan.

IZIN VERILEBILIR AZAMI YOGUNLUK [Maximum permissible concentration ]
Normal ölçüde teneffüs edildiginde yada tüketildiginde, kritik bir organ için azami makul
dozu geçmeyen, havada , suda, sütte vb. bulunan radyoizotop yogunlugu.

IZLEME PROGRAMI [ Monitoring program ] Herhangi bir kirletici maddenin
varliginin, etkisinin yada düzeyinin nicelik yada nitelik yönünden saptanmasi yada
ölçülmesi amaciyla ölçüm donaniminin karmasik bir sistemle devreye sokulmasi.

IZOTOPLAR [ Isotopes ] Ayni elemanin degisik atom agirligindaki atomlari.

JEOLOJIK HARITA [ Geologic map ] Kaya olusumlari ile fay hatlari gibi diger
fiziksel özelliklerin dagilimlarini ve aralarindaki iliskileri gösteren harita.

JEOLOJIK TEHLIKELER [ Geologic hazards ] Faylar, yanardaglar, heyelanlar,
depremler ve toprak çökelmeleri gibi, dogal kökenli yada insan faaliyetinin yol açtigi
tehlikeli jeolojik kosullar.

JEOSFER [ Geosphere ] Yeryüzünün, atmosfer, hidrosfer ve biyosfer disindaki kati,
cansiz bölümü.

JEOTERMAL ENERJI [ Geothermal energy ] Belli elemanlarin radyoaktif
ayrismasindan olusan, yeryüzünün iç isisi; bu isi, potansiyel olarak büyük ve aslinda
ulasilmamis bir enerji kaynagidir.

KABA KIRLILIK [ Coarse pollution ] Agirlik yada yogun kirlilik; bir inçin 1/8 'inden
daha büyük boyutlu, istenmeyen herhangi bir madde.

KABOT DENETIMI [ Cabot control ] Yüzeye bir fitil sokup dökünt üyü tu

KAÇAK [ Blow out ] Basinç kontrolü kayboldugunda ortaya çikan yag yada gaz sizintisi.

KAHVERENGI DUMAN [ Brown smoke ] Fosil yakitlarin nispeteb düsük isida
yanmasindan olusan ve siyah dumandan daha az yogun duman.

KALINTI [ Residue ] Kati atigin islenmesi sonucunda ortaya çikan nihai ürün; yakma
isleminden sonra firinda olusan kati maddelerden ibaret kalinti.

KALINTI KLOR [ Residual chlorine ] Klorlama islemi sonrasi suda kalan klor miktari.

KALMA SÜRESI [ Residence time ] Incelenen bir maddenin bir havuzda yada
rezervuarda kaldigi ortalama süre.

KALSIYUM HIDROKSIT [ Calcium hydroxide ] Sönmüs kireç diye de bilinen, aritma
süreçlerinde pH ayarlamasi ve pihtilastirma islemlerinde kullanilan kalsiyum bilesigi.

KANAL [ Channel ] Suyun belirli bir dogrultuda akmasini saglayan dogal yada yapay
olusum.

KANALIZASYON ANA BORULARI [ Sewer mains ] Atik suyu kanallardan toplayan
ve ana kanallara ileten, çapi genis lagim kanallari.

KANALIZASYON ANA HAT KANALI [ Trunk sewer ] Atik suyu lagim ana
borularindan toplayan ve aritma tesisine yada bir bosaltma menfezine ileten, genis çapli
ana borusu.

KANALIZASYON KAPASITESI [ Sewer capacity ] Bir kanalizasyon borusunun
tutabilecegi azami atik su miktari; beher gün için kisi basina belli syida galon olarak ifade
edilir.

KANALIZASYON SISTEMI [ Sewerage system ] Atik suyun toplanmasinda,
islenmesinde ve tasfiyesinde kullanilan donanim.

KANALLAMA [ Channelization ] Büyük miktardaki suyun, su düzeyini tehlikeli
biçimde yükseltmeksizin iletilmesini saglamak üzere akinti kanallarinin degistirilmesi.

KANSER YAPICILAR [ Carcinogenes ] Kansere yol açan etki maddeleri.

KAPALI AKIFER [ Confined aquifer ] Kaya katmanlari arasinda sikisip kalmis yer alti
suyu.

KAPALI SISTEM [ Closed system ] Disindaki nesnelerle madde alisverisi olmayan
sistem.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #16 : 06 Nisan 2009, 19:55:37 »
0
KARADAN ESEN RÜZGAR [ Land Breeze ] Izellikle karanin denizlerden daha hizli
sogudugu bulutsuz gecelerde, karalardan denize dogru olan kara hareketi.

KARBOKSIHEMEGLOBIN [ COHb = Carboxyhaemoglobin ] Kanda oksijen tasiyan
hemoglobin pigmentinin karbon monoksit ile birlestiginde olusturdugu bilesik. Bu
madde, oksijen tasinimini engelleyip, ölüme yol açar.

KARBON DÖNGÜSÜ [ (Carbon cycle ] Karbon atomalrinin fiziksel, jeolojik, kimyasal
ve diger süreçler sonucunda atmosfet, okyanuslar, yeryüzü vb. arasindaki dolasimi.

KARBON SOGURMASI ( ABSORBSIYONU YADA ADSORPSIYONU ) [ CA=
Carbon absorption or adsorption ] Aktif karbon kullanilarak yapilan sogurma veya
adsorpsiyon.

KARBON DIOKSIT [ Carbon dioxide ] Yeterli oksiyen kosullarinda fosil yakitlarin
yanmasiyla olusan, atmosferde mevcut bir bilesik. Soludugumuz oksijeni yayan klorofili
bitkiler için gerekli olup kendi basina zehirli degildir, ancak yogun haldeyken bogucu
olabilir.

KARBON MONOKSIT [ Carbon monoxide ] Fosil yakitlarin yeterince hava ile
yanmamasindan olusan, gözle görülmeyen, tatsiz, kokusuzz ve son derece zehirli bir gaz.

KARISIK IMARLI BÖLGE [ Mixed developing zone ] Farkli imar (gelisme) tiplerinin
gerçeklestigi alan.

KATALITIK DÖNÜSTÜRÜCÜ [ Catalytic converter ] Bk. Katalitik susturucu (
catalytic mufflers )

KATALITIK SUSTURUCU [ Catalytic mufflers ] Katalitik dönüstürücü diye bilinir.
Içten yanmali motoru bulunan tasitlarin egzos borularina takilan hava kirliligini
denetleme aygiti.

KATI ATIK [ Solid waste ] Kati özellikleri tasiyan her türlü atik madde.

KATI ATIK YÖNETIMI [ Solid waste management ] Kati atiklarin toplanmasini,
islenmesini ve tasfiyesini, ayrica yeniden islenerek kullanilmasini planli biçimde
denetleme sistemi.

KATISIK GIDA [ Adulterated food ] Safligi giderilmis gida maddesi.

KATKI MADDELERI [ Additives ] Istenen özellikleri islah etmek veya istenmeyen
nitelikleri gidermek için eklenen maddeler.

KATODIK KORUMA [ Cathodic protection ] Metal bazli yer alti veya sualti borularini
paslanmaya ( oksitlenmeye ) karsi koruyan elektrokimyasal yöntem.

KATRAN [ Tar ] Kömür ve odunun damitilmasinda sonra geriye kelen siyah yapiskan
madde; petrol aritimi sonucunda olusan kalintiyi da ifade eder.

KELAT [ Chelat ] Deniz suyunda organik materyali ayirmaya yaraya n kimyasal ayirma
aygiti; Kelatlamaya yönelik etki maddeleri, köpük olusumunu önlemek amaciyla
deterjanlarda kullanilir.

KEMIRGEN ÖLDÜRÜCÜ ILAÇLAR [ Rodenticides ] Kemirgenleri öldüren kimyasal
maddeler.

KENDI KENDINE TEMIZLENME ( ÖZARITIM ) [ Self- purification ] Bir su
olusumunun organik atiklarla kirlendikten sonra yeniden arinma konusundaki dogal
yönelimi.

KENT MERKEZI [ City core ] Kentin en yogun ve genellikle merkezi is alaninin
bulundugu bölgesi.

KENT PLANLAMASI [ Urban planning ] Kentsel bir alanin fiziksel altyapi, konut ve
ulasim, toprak kullanimi, kentsel büyüme de dahil, çesitli ögelerinin planlanmasi süreci.

KENTSEL YÜZEYSEL AKIS [ Urban runoff ] Yogun imar görmüs alanlarda olusan
ve özellikle asili katilar, zehirli maddeler, bakteriler, besin maddeleri, asbest, yag, gres
yagi ve tuz gibi kaynagi kent sokaklari, insaat malzemeleri ve çöpler olan çesitli
kirleticilerin bulastigi yüzeysel su akisi.

KIRMIZI GELGITLER [ Red tides ] Kirlilik ve ötrofikasyon sonucunda, deniz
planktonu tiplerinin zehirli olabilecek düzeyde yogunlasmasiyla kiyi sularinin renginin
bozulmasi sekliyle olusan dogal olay.

KIRMIZI KIL [ Laterite ] Nemli tropikal ve subtropikal bölgelere özgü, demir ve
alüminyum oksitleri bakimindan zengin, oldukça ince kirmizi renkli toprak.

KIRMIZI VERI KITABI [ Red data book ] Nadir ve tehlike altinda bulunan türlerle
ilgili olarak IUCN' nin tuttugu bilgi dosyasi.

KIYI BÖLGESI YÖNETIMI [ Coastal zone management ] Kiyi sularinin ve su
havzalarinin, kirlilikten korumak ve azami yayari saglamak amaciyla yönetimi.

KIYI BÖLGESI [ Littoral zone ] Köklü bitki örtüsünün ortaya çiktigi, günes isiginin su
tabanina nüfuz edebildigi yüksek düzeyde fotosentez olayina olanak veren tatli sulardaki
sig kiyi bölgesi.

KIYI SU BENDI [ Coastal watershed ] sel suyunu depolayip sonra kiyi sularina
birakarak, su denetim sistemi islevi gören arazi parçasi.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #17 : 06 Nisan 2009, 19:56:51 »
0
KIYI SÜRÜKLENMESI [ Littoral drift ] Kirilan dalgalarin olusturdugu akintilarla
kumlarin denize çekilmesi. Bu durum kiyi koruma planlari açisindan önem tasir.

KIYISAL [ Littoral ] Sahilde yada sahil yakininda bulunan; sahille ilgili.

KIMYASAL ISLEM [ Chemical Treatment ] Zehirli, kokulu, yada asindirici nitelikteki
gazlarin ve emisyonlarin aritilmasinda kullanilan kimyasal yöntem.

KIMYASAL KIRLILIK [ Chemical pollution ] Gaz, kati yada sivi haldeki kimyasal
maddelerin etkisiyle havada, suda ve toprakta olusan kirlilik.

KIMYASAL OKSIJEN IHTIYACI [ COD= Chemical oxygen demand ] Bir su
örnegindeki organik ve oksitlenebilir inorganik bilesikleri yükseltgemek için gerekli
oksijen miktarini ölçen, suyun kalitesi ile ilgili bir gösterge.

KIMYASAL MUTAGENLER [ Chemical mutagens ] Daha sonraki kusaklarda
dogustan gelen kusurlarin artisina yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon
nadenleri.

KIRLETEN ÖDER ILKESI [ PPP= Polluter pays principle ] Kirliligin üstesinden
gelmenin bedelini kirleticinin karsilamasi gerektigini savunan ilke.

KIRLETICI [ Contaminant ] Havayi, suyu, topragi yada çevreni herhangi bir ögesini
kirleten madde.

KIRLETICI [ Pollutant ] Arzu edilmeyen etkilere yol açan kati, sivi yada gaz halindeki
madde. Birincil kirleticiler gürültü ve lagim suyu gibi dogrudan olusmus kirleticileri
içerir; ikincil kirleticiler ise kirlenmis ortamla tepkimeye giren birincil kirleticiler
tarafindan üretilir, ör. Ozon.

KIRLETICI SIZINTI [ Leachate ] Suyun topraga gömülü kati atiklarin arasindan
sizarken mevcut asili ve çözünmüs kati maddeyi ve bakterileri emerek olusturdugu, bazen
yer alti sularina da karisabilen kirletici.

KIRLI SIS [ Skog ] Önceleri duman (Smoke ] ile sisin ( fog ] birlikle tanimlanmasi için
kullanilmistir. Daha sonra ise özellikle atmosferde fotokimyasal tepkimeye ugrayan
otomobil egzoslarinin ve diger emisyonlarin yol açtigi kentsel alanlardaki fotokimyasal
bpupu anlatmak için kullanilmistir.

KIRLILIK ( KIRLENME ) [ Pollution ] Çevrenin insan, bitki ve hayvan yasami
açisindan tehlikeli yada potansiyel olarak tehlikeli olacak sekilde kirlenmesi;
bozulmayan yada dagilmayan atik materyalin çevreye birakilmasi.

KIRLILIGIN DÖNÜSTÜRÜLMESI [ Rendering pollition ] Sabunun ham maddesi
olan donyagini ve hayvan yeminde kullanilan, protein orani yüksek, yagsiz bir ürünü elde
etmek için hayvan atiklarinin pisirilmesi islemi.

KIRLILIGIN KAYDIRILMASI [ Translocation ] Kati atik toplanmasinda oldugu gibi,
kirliligin bir alandan yada yöreden bir digerine kaydirilmasi.

KLOR [ Chlorine ] Agartici, oksitleyici etki maddesi olarak su aritma yada mikrop
giderme amaciyla kullanilan halojen eleman; zehirli bir gaz.

KLOR IHTIYACI [ Chlorine demand ] Belirli bir hacim pis suda bulunan bütün
patojenik bakterileri öldürmek için gerekli klor miktari.

KLORDAN [ Chlordane ] Etkin maddesi klor olan uçucu nitelikteki böcek öldürücü.

KLORLAMA [ Chlorination ] Mikroplari giderme amaciyla içme suyu yada atik suya
klor eklenmesi.

KLORLANMIS HIDROKARBONLAR [ Chlorinated hydrocarbons ] Organa klorlar
diye de adlandirilirlar. Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieldrin, DDT,
klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir. Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu
ve deniz dibinde degismeden kalirlar.

KLOROFIL [ Chorophyll ] Oksiyen üretmek içim isigi ve karbon dioksiti kullanan,
bitkilerde bulunan renk maddesi.

KLOROFLUOROKARBON ' lar [ CFCs= Chlrofluorocarbons ] Aerosol
püskürtücülerde, sogutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanilan, ozon
tabakasinin tükenmesine yol açan ana faktör oldugu ve sera etkisine katkida bulundugu
düsünülen son derece kararli ( kalici ) bilesikler.

KOBALT 60 [ Cobalt 60 ] Hem insanlara hem de hayvanlara zararli nitelik tasimakla
birlikte tipta kullanilan radyoaktif kobalt.

KOKU GIDERME [ Deodorization ] Uygun olmayan kokularin ve gazlarin giderilmesi
yada önlenmesi.

KOKU MADDESI [ Odorant ] Gazlara koku eklemekle kullanilan ve böylece sizintilar
konusunda uyarici olan madde.

KOLIFORM BAKTERILER [ Coliform bacteria ] Insanlarin ve sicak anli hayvanlarin
kalin bagirsaklarinda yasayan ve sudaki konsantrasyonu patojenlerin de bulunabilecegini
gösteren indikatör bakteriler.

KOLLEKTÖR [ Collectors ] Gaz, sivi yada katilardan kirleticileri ayirip toplayan
kirlilik denetleme aygiti.

KOLLOIDLER [ Colloids ] Büyüklügü 10-1000 angstrom arasinda degisen, bir baska
madde de asili, çok küçük parçaciklar.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #18 : 06 Nisan 2009, 19:58:00 »
0
KOMPOSTLAMA [ Composting ] Kati atik ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik
çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüstürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

KONTROL BENDI [ Check dam ] Özellikle toprak erozyonunu denetlemek amaciyla
kullanilan, suyun ve molozun kanaldaki akisini geciktirmeye yönelik küçük bent.

KONTUR SERIDI MADENCILIGI [ Contour strip mining ] Kontur hatlari boyunca
yapilan yüzey madenciligi.

KORIDOR GELISIMI [ Corridor development ] Serit biçimindeki gelisim.

KORUMA [ Conservation ] Dogal ve insanlarin olusturdugu çevre kaynaklarinin (
madenler, su, ormanlar, balik yataklari, vahsi yasam vb. ) tükenme ve israfa karsi ve ayni
zamanda güzelliginin bozulmamasi amaciyla korunmasi, yönetimi ve akilci kullanimi.

KORUMA [ Preservation ] Özellikle geçmisten kalma yapilarin yararli durumunun,
bakimla mümkün oldugu kadar uzun süre korunmasi süreci.

KORUMA SERIDI [ Shelter belt ] Topragi rüzgar erozyonundan korumak için dikilen
agaçlar ve çalilar.

KOZMIK ISINLAR [ Cosmic rays ] Uzaydan gelen alfa, beta ve gamma isinlari. Bu
isinlar yeryüzünü etkileyen karmasik bir radyasyon ( isima ) sistemi olusturur.

KÖMÜR KALITESI [ Coal rank ] Bir kömürün digerlerine göre kalite düzeyi.

KÖMÜR-SU KARISIMI [ Coal-water mixture ] Boru hatlarinda, tankerlerde vb.
gerçekslesen, kirlilige yol açmadan ayrilmasi zor olan karisim.

KÖPÜK GIDERICILER [ Antifoamants, defoamants ] Köpürmeyi azaltmada kullanilan
veya köpük olusumunu denetlemek için deterjanlara eklenen kimyasal maddeler.

KRISTALLESTIRME [ Crystallization ] Sivi atiklarin aritilmasinda atik maddeden
suyu ayirmak için kullanilan yöntem.

KRITIK ALANLAR [ Critical areas ] Bataklik ve su taskinlarina açik alanlar gibi siki
gelisim kontrolü gerektiren, çevresel yönden hassas yada tehlikeli alanlar. Bazen tarihsel
ve arkeolojik yönden özellik tasiyan yöreleri anlatmak için de kullanilir.

KRIYOSFER [ Cryosphere ] Yeryüzündeki kar ve buz çökeltilerinin bütünü.

KULLANICI DOSTU [ User friendly ] Nasil kullanilacagi konusunda açiklayici bilgi
verilmeden nispeten kolayca kullanilabilen makineler ve bilgisayar yazilimini ifade eden
niteleme.

KULLANILABILIR BESIN [ Available nurient ] Büyüme için özümlenebilecek
durumdaki besleyici eleman yada bilesik miktari.

KULLANMA SUYU [ Potable water ] Asiri mineral yada tuz yogunlugu tasimaya n,
insan, hayvan yada bakterilerle ilgili zararli madde birikimi içermeyen, insanlarin
tüketmesine elverisli su.

KUM FILITRESI [ Sand filter ] Atik suda askida bulunan maddeyi süzmeye yarayan
kum dolu yatak.

KURAKÇIL BITKI [ Xerophyte ] Kurak kosullarda yasayabilen bitki.

KURSUN [ Lead ] Biriken bir zehir olup küçük bir miktarlari bile ciddi hastaliklara yada
ölümlere yol açan, dogal çevrede bulunan inorganik bir eleman. Bilinen en eski su
kirleticilerinden biridir ve kursun borulari su dagitim sebekesinde kullanilmalari sonucu
olusur. Havada bulunan kursunun büyük bölümü benzine katki maddesi olarak konan
tetraetil kursun ( TEL ] bilesiginden kaynaklanmaktadir.

KURSUN ARSENAT [ Lead arsenate ] Bir böcek zehiri türü.

KURSUNSUZ BENZIN [ Unleaded gasoline ] Organik kursun bilesikleri katilmamis
benzin.

KURUM [ Soot ] Kismi yanmadan olusan ince karbon parçaciklari yada yüksek karbon
içerigine sahip parçaciklar.

KURUTMA YATAGI [ Drying bed ] Birincil islemden sonra, suyun süzülüp
buharlastirilmasi için lagim çamurunun yayildigi özel alan.

KÜKÜRTÜN GIDERILMESI [ Desulfurization ] Fosil yakitlarin kükürt içeriginin
tasfiye edilmesi yada azaltilmasi islemi.

KÜL [ Ash ] Yanan maddelerin biraktigi kalinti.

KÜME IMAR [ Cluster development ] Insaat alaninin aza indirmek amaciyla kümeler
halinde yapilan binalar.

KÜMEKENT [ Conurbation ] Birlesmis kentsel topluluklar grubu yada agi.

LAER [ Lowest achievable emission rate ] Gerçeklestirilebilir en düsük emisyon orani.

LAGÜN [ Lagoon ] Lagim çamurunun islenmesinde kullanilan oksitleme havuzu.

LAGIM ÇUKURU [ Cesspool ] Konutlarin pis su depolama tanki.

LENITIK [ Lenitic ] Kendi kendine temizlenen, hizla akan sular.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #19 : 06 Nisan 2009, 19:59:11 »
0
LENTIK [ Lentic ] Göl, havuz, bataklik gibi kirlilige maruz durgun sular.

LHD [ Litre/household/day ] Litre / hane / Gün.

LIDAR (ISIK SAPTAMA VE UZAKLIK TAYINI ) [ Light detection and ranging ]
uzak mesafeye yayilmis baca zerrelerini bulmaya yarayan hava kirliligiyle ilgili teknik.

LIKEN [ Lichen ] Kayalarda ve agaçlarda olusan, sülfür dioksit gibi kirletici maddelerin
varligini gösteren suyosunu ve mantar birlesimi.

LIMNOLOJI [ Limnology ] Tatli sularin fiziksel, kimyasal ve biyolojik durumlarini
inceleyen bilim dali.

LINDAN [ Lindane ] Klorlanmis hidrokarbonlar ailesinden dayanikli suda çözünmeyen
bir tarim ilaci.

LINYIT (ESMER KÖMÜR) [ Lignite = brown coal ] Düsük kalorili bir kömür cinsi.

LITOSFER [ Lithosphere ] Genellikle yer yüzeyinden yaklasik seksin kilometre
derinlige kadar uzanan yer kabugu katmani.

LIZIMETRE [ Lysimeter ] Buharlasma sonucu su kaybi oranini ölçen alet.

LIZIZ [ Lysis ] Hücrelerin tahribi (yikimi).

LNG [ Liquefied natural gas ] Sivilastirilmis dogal gaz.

LPG [ Liquified petroleum gas ] Sivilastirilmis petrol gaz.

LRT [ Light rail transport; Long range transport ] Hafif rayli ulasim; Uzun menzilli
tasimacilik.

LTC [ Laboratory test chamber ] Laboratuar deneme odasi.

LV [ Limit values ] Sinir degerleri

MAB [ Man and the Biosphere Programme ] Insan ve biyosfer programi.

MAC [ Maximum allowable concentration ] Izin verilebilir azami yogunluk.

MAD [ ] izin verilebilir azami doz.

MADENCILIK ATIKLARI [ Mining wastes ] Madencilik çalismalarinin
sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarini kirletici etkiye sahip materyal,
özellikle kaya ve maden artiklari.

MAHALLE [ Neighborhood ] Bir kentsel alandaki cografi veya yönetsel alt bölüm.

MAKROBESINLER [ Macronutrients ] Organizmalarin nispeten büyük miktarlar
halinde yararlandigi karbon, hidrojen, oksijen, azot fosfor, sülfür, potasyum ve kalsiyum
gibi mineral besinler.

MAKROKLIMATOLOJI [ Macroclimatology ] En büyük (gezegensel) ölçekli rejimler
ve fenomenlerle ilgilenen, klimatolojinin alt dali.

MAKROTÜKETICILER [ Macroconsumers ] Parçaciklar halindeki organik
maddelerle heterotrofik beslenme yoluyla enerjilerini saglayan organizmalar.

MAKUL GÜNLÜK GIRIS [ ADI = acceptable daily intake ] Bir kaynagin
üstesinden gelebilecegi günlük kirlilik miktari.

MALIYET ETKINLIGI ANALIZI [ Cost-effectiveness analysis ] Belirlenmis bir
amaca ulasmak için mevcut olasiliklarin maliyetlerinin karsilastirilmasi. Burada her bir
olasiligin dolayli ve dolaysiz tüm maliyetleri göz önüne alinarak toplam maliyeti en
düsük olan seçilir.

MALIYET FAYDA ANALIZI [ Cost-benefit analysis ] Alternatif programlari,
potansiyel faydalari ve olasi maliyetleri açisindan degerlendirmeye yönelik bir analiz
yöntemi.

MAMUR ÇEVRE [ Built environment ] Dogal çevre üzerinde insan eliyle
gerçeklestirilen degisikliklerin, yapilar, parklar vb. dahil olmak üzere, bütünü.

MANYETIK AYIRMA [ Magnetic separation ] Kati atiktaki metalleri, yeniden
kullanilabilir hale getirmek için miknatis uygulama yoluyla ortamdan uzaklastirma.

MAP [ Major air pollutants ] Baslica hava kirleticileri.

MARPOL [ Marine Pollution Convention ] Deniz kirliligi sözlesmesi.

MARPOLMON [ Marine Pollution Monitoring Programme ] deniz kirliligini izleme
programi.

MATC [ Maximum allowable toxic concentration ] Izin verilebilir azami zehir
yogunlugu.

MCE [ Marginal cost-effectiveness ] Marjinal maliyet etkinligi.

MEDI [ Marine environment Data Information System ] Deniz çevresi veri ve bilgi
sistemi.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #20 : 06 Nisan 2009, 20:00:24 »
0
MEGALOPOLIS [ Megalopolis ] Kümekent; birçok kentsel alanin daha büyük bir
bütün halinde birlesmesi.

MEKANIK TOPLAMA [ Mechanical collection ] Hava, su ve toprak kirliliginin, daha
önceden isleme tabi tutulmadan mekanik toplama yöntemiyle denetlenmesi ve önlenmesi.

MEPC [ Marine Environment Protection Committee ] Deniz Çevresini Koruma
Komitesi.

MERKAPTANLAR [ Mercaptans ] Petrol rafinerilerindeki bir süreçte olusan ve kostik
soda ile ovularak (yikanarak) ayrilan, keskin kötü kokulu, sülfür içeren organik bilesikler.

METALIK HURDA [ Scrap ] Islenen metallerin kullanilmamis ve atilan parçalari.

METAN [ Methane ] Bataklik topraklarda, lagim sularinda ve ayrica kömür
madenlerinde organik maddenin anaerobik kosullarda ayrismasindan olusan, genellikle
batakli gazi olarak adlandirilan, dogal, renksiz gaz. Atmosferde yogunlugunun artmasi
"sera etki"ne katkida bulunur.

METROPOLITEN ALAN (ANAKENT ALANI) [ Metropolitan area ] Büyük sehir ve
ekonomik, toplumsal ve siyasal- idari etkenler nedeniyle ona bagli civar yöreler.

METRUK ARAZI [ Derelict land ] Terkedilmis, kullanilmayan arazi; bos kalan arazi
(nadas arazisi).

MEZOPOZ [ Mezopause ] Mezosferin üst kismi.

MEZOSFER [ Mesosphere ] Meteoritlerin (göktaslarinin) yanip yok oldugu sanilan,
stratosferlerle termosfer arasindaki bölge.

MIKROBESINLER [ Micronutrients ] Organizmalarin çok küçük miktarlarda
yararlandigi mineral besinler.

MIKROIKLIM [ Microclimate ] Küzük bir alandaki yöresel iklim kosullari.

MIKROORGANIZMALAR [ Microorganisms ] Biyolojik isleme tabi tutma
süreçlerinde aktif etki maddesi islevi gören ya da indirgeme faaliyetine katkida bulunan,
sivi atiklarda bulunan mikroskopik bitkiler ya da hayvanlar.

MIKROPLAR [ Microbes ] Çok küçük bitkiler ve hayvanlar; hastaliga yol açan bazilari
lagim suyunda bulunur.

MIKROPSUZLASTIRMA ( DEZENFEKSIYON) [ Disinfection ] Hastalik yapici
organizmalarin sözgelimi klorlama yoluyla yok edilmesi.

MONOKÜLTÜR [ Monoculture ] tek bir ürün yetistirilmesi.

MP [ Melting point ] Ergime noktasi.

MPN [ Most probable number ] Bk. En olasi sayi.

MUCUR [Slag ] Cüruf, ergimis metalin yüzeyindeki pislik.

MUTAGENLER [ Mutagens ] Genleri degistirme yetenegine sahip etki maddeleri.

MUTASYON [ Mutation ] Bir genin ya da kromozomun yapisindaki aktarilabilir
degisim.

MW [ Megawatt ] Megawatt; bir milyon watt büyüklügünde, isi veya elektrik üreten
tesislerin kapasitelerini belirtmekte kullanilan enerji birimi.

NADIR [ Rare ] Sayilar daha da azalacak olursa varliklari tehlike altina girecek türleri
ifade etmek için kullanilir.

NAP [ Noise abatement procedure ] Gürültü azaltimi yöntemi.

NDSI [Noise depreciation sensitivity index ] Gürültü kaybi duyarliligi indeksi.

NEKTON ORGANIZMALAR [ Nekton organisms ] Deniz ekosisteminin aktif olarak
yüzen mürekkepbaligi, balik ve balina gibi hayvanlari.

NET YENIDEN ÜREME HIZI [ Net reproduction rate ] Mevcut dogurganlik ve ölüm
hizlari sürecek olursa, ortalama bir kadin yasami süresince dogabilecek kiz çocuklarin
ortalama sayisi.

NIHAI ÖRTÜ [ Final cover ] Hijyenik kurallara uygun olarak düzenlenmis bir kati atik
dökme alaninda atigin üstüne serpilen en üst toprak örtü.

NIKEL [ Nickel ] Normal olarak insana zarar vermeyen, fakat sicak karbon monoksitle
tepkime iliskisi içine girince öldürücü bir zehir olusturan eser element. Öldürücü zehir
etkisi otomobillerde yanma sirasinda gerçeklesir.

NITRAT GIDERME [ Denitrification ] Nitrattaki azotu indirgemek yoluyla ortamdan
uzaklastirmak.

NITRATLAMA [ Nitrification ] amonyum iyonunun nitrosomonas ve nitrobakter
türünden mikroorganizmalar tarafindan nitrit ve nitrat iyonlarina yükseltgenme islemi.

NOKTA KAYNAK [ Point source ] Su kirliliginin bir su yoluna ulasabilecegi bagimsiz
ve farkli tasiyici; egzos bacasi gibi, bagimsiz nitelik tasiyan sabit hava kirliligi.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #21 : 06 Nisan 2009, 20:01:36 »
0
NÖTR ATMOSFER [ Neutral atmosphere ] Sapma oraninin beher 1.000 feetlik
yüksekli için 5.4 F dereceden daha az oldugu troposferin en alt katmanindaki havanin
durumu.

NTP [ Normal conditions of temperature and pressure ] Normal isi ve basinç kosullari.

NUPLEKS [ Nuplex ] Sakinlerinin sagligi ve yasamasi için gerekli her seyi içeren,
nükleer enerji ile çalistirilmasi düsünülen konut ve isyerlerinden olusan yapay mekanlar.

NÜFUS DAGILIMI [ Population distribution ] Topluma yönelik hizmet ve etkinliklerin
yer seçimini ve toprak kullanim biçimlerini etkileyen, nüfusun mekansal daglimi.

NÜFUS DINAMIGI [ Population dynamics ] Dogum, ölüm ve göç olaylari sonucunda
nüfus içinde gerçeklesen sayisal ve yapisal degisim süreci.

NÜFUS INDEKSI [ Population index ] Dolayli araçlarla gerçeklestirilen, bir
nüfusun büyüklügü ya da diger özellikleriyle ilgili tahmin.

NÜFUS ÖZELLIKLERI [ Population characteristics ] Yas daglimi, mekân dagilimi,
gelir modelleri, hane halki olusumu ve büyüklügü konusunda bilgi gibi, planlama
açisindan gerekli bir toplulugun nüfus yapisiyla ilgili olgular.

NÜFUS PROJEKSIYONU [ Popilation projection ] Geçmis egimlerin sürecegi
varsayimina dayanan, gelecekteki nüfusla ilgili öngörü.

NÜFUS SAYIMI [ Census ] Bir ülkedeki insanlarin resmi olarak belirli araliklarla
sayimi.

NÜKLEER ENERJI [ Nuclear energy ] Özellikle elektrik üretimi için nükleer fizyon ya
da füzyon ile olusturulan enerji. Nükleer enerji tesisleri, atik tasfiyesi ve kaza tehlikesi
açisindan kaygi kaynagidir.

NWT [ Non-waste technology ] Atiksiz teknoloji.

OCS [ Outer continental shelf ] Dis kita sahanligi.

OKSIJEN ÇUKURU [ Oxygen sag ] Biyolojik solunum nedeniyle, çogunlukla geceleri,
sudaki çözünmüs oksijen yogunlugundaki düsüs; açik bosaltim nedeni ile bir akarsuda
ani çözünmüs oksijen düsüsü.

OKSIJEN TÜKENMESI [ Oxygen depletion ] Kimyasal ya da biyolojik kullanimla
oksijenin giderilmesi ya da tüketilmesi.

OKSITLEME HAVUZLARI [ Oxidation ponds ] atik su aritiminda birincil asamada
atigin stabilizasyonu için kullanilan, atik suyun oksijenlendigi ve aritildigi nispeten sig
lagünler ya da havuzlar.

OKSITLEME ISLEMLERI [ Oxidation processes ] Atik suda organizmalarin biyolojik
büyümesini hizlandiran, böylece organik içerigini azaltan aerobik lagim suyu isleme
süreçleri.

OKSITLEYICI [ Oxidant ] Yeni bir madde olusturmak üzere havada kimyasal olarak
tepkiyen, oksijen içeren madde; fotokimyasal dumanin (sisin) birincil kaynagi.

OKTANOL-SU AYRILIM KATSAYISI [ Octanol-water pattition coefficient ]
Kimyasal maddelerin organik ve inorganik fazlarda çözünme oranlarini ifade eden
katsayi.

OLGUN KENT [ Mature city ] Nüfusu ve ekonomik faaliyeti azami düzeye ulasmis,
büyümekten çok durumunu koruma ve planli küçülme ihtiyaci içinde olan kent.

OLIGOTROFIK GÖLLER [ Oligotrophic lakes ] Ayirt edici özellikleri düsük besin
düzeyi, derin sulardaki büyük miktarlarda çözünmüs oksijen, duru soguk su ve sinirli
bitki yasami olan göller.

OM [ Oxidazable matter ] Oksitlenebilir madde.

ONKOJENIK [ Oncogenic ] Kanser yapici, karsinojenik.

OPTIMUM NÜFUS [ Optimum population ] Nüfus içindeki kisi basina mümkün olan en
yüksek gelire olanak veren ideal nüfus yogunlugu.

ORGANOFOSFATLAR [ Organophosphates ] Böcet denetiminde kullanilan, fosfor
içeren, malathion ve paration gibi kisa ömürlü (etki süresi sinirli) tarim ilaçlari .

ORMAN YETISTIRME [ Afforestation ] Orman yetistirme ya da mevcutlarin
gelistirilmesi.

ORMANCILIK [ Forestry ] Kaynaklarinin en verimli kullanimini saglamak amaciyla
ormanlarin ve orman arazisinin yönetimi.

ORMANSIZLASTIRMA [ Deforestation ] Agaçlarin ve çaliliklarin ekilebilinir toprak
kazanmak ya da kereste elde etmek amaciyla yok edilmesi.

ORTALAMA YASAM UMUDU [ Life expectancy ] Bir organizmanin umulan yasam
süresi.

ORTAM [ Ambient ] Çevreleyen atmosfer, belli bir yerin çevresi.

ORTAM GÜRÜLTÜSÜ [ Ambient noise ] Belli bir çevrede fondaki gürültü.

ORTAM HAVASI [ Ambient air ] Çevreleyen atmosferin isgal ettigi siniri belli olmayan
bölge; soludugumuz hava.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #22 : 06 Nisan 2009, 20:02:39 »
0
OSINOGRAFI [ Oceanography ] Okyanuslarin ve denizlerin bütün yönleriyle bilimsel
yönden incelenmesi ve arastirilmasi.

OTOBUR; OTÇIL [ Herbivore ] Bitki tüketerek enerji saglayan heterotrof organizma.

OTOJENIK ARDISIKLIK [ Autogenic succession ] Bir asamasinin yerini bir baska
asama alirken ayni zamanda yasanilan ortami da baskalastiran ardisik dizi.

OTOMOTIV EMISYONLAR [ Automotive emissions ] Tasitlardan kaynaklanan kirlilik;
Yakit deposu veya karbüratörlerden olusan buharlasma, krank karteri kaçagi ve egzos
borusu emisyonlari.

OTOTROFLAR (KENDIBESLERLER) [ Autotrophs ] Seker, nisasta, protein, yag ve
vitamin gibi moleküler yapi olusturmak için günes enerjisini tutarak ve kimyasal enerjiye
dönüstürerek kendi besinini üreten, kendi kendine beslenen canlilar; fotosentetik bitkiler.

OZON [ Ozone ] Oksijenden geçen elektrik bosaltimi ve radyasyonla olusan, oksijenin
tepkimeci, zehirli biçimi. Solunan atmosferde tahris edici olabilir, stratosfer de ise mor
ötesi isinlari süzdügü için gereklidir.

OZON TABAKASI [ Ozone layer ] Zararli morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst
atmosfer katmani. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere birakilmasi sonucunda
ozon tabakasinin zayifladigi, bunun ise cilt kanserinde artisa yol açacagi
hesaplanmaktadir.

OZONOSFER [ Ozonosphere ] Yeryüzünün 20-50 kilometre üzerindeki ozon içeren
atmosfer katmani (stratosferin bir bölümü).

ÖGÜTME [ Milling ] Kati atiklari küçük parçaciklara indirgeme islemi.

ÖLÇÜTLER [ Criteria ] Karalarin yada yargilarin dayandigi standartlar yada kurallar.

ÖLDÜRÜCÜ DOZ 50 [ LD 50 = Lethal dose 50 ] Bir maddenin enenecegi canli
grubunun yüzde 50'sini öldürecek tek dozluk miktari.

ÖLÜM HIZI [ Death rate ] Yil ortasindaki beher 1000 bireylik nüfus itibariyla belli bir
yilda gerçeklesen ölümlerin sayisi.

ÖN ISLEM [ Pretreatment ] Aritmanin daha etkili olmasi içim, belli maddelerin birincil
islem öncesinde atik sudan ayrilmasi süreci.

ÖRGÜ [ Bradiding ] Birbirine bagli çok sayida kanali bulunan nehir korkulugu modeli.

ÖRNEKLEME [ Sampling ] Kirli hava, su, vb. 'en alinan örneklerin incelenmesi;
örneklerin toplanmasini ifade eder.

ÖRSELENME [ Degradation ] Büyük organik moleküllerin daha küçük moleküllere
ayrismasina ve dengeli materyal olusumuna yol açan süre.

ÖRTÜ MALZEMESI [ Cover material ] Kati atiklarin dökülüp birakildigi çukurlarda,
çukurlarin üzerini örtmekte kullanilan toprak.

ÖTROFIKASYON [ Eutrophication ] Atiklarla gelen asiri besin maddelerinin
vejetasyonu uyarmasiyla göllerin çözünmüs oksijen yoklugu sonucunda ölmesine kadar
gidebilen yaslanma süreci.

ÖZARITIM ( KENDI KENDINE TEMIZLEME ) [ Self purification ] Bir su
olusumunun organik atiklarla kirlendikten sonra yeniden arinma konusundaki dogal
yönelimi.

ÖZÜMLEME KAPASITESI [ assimilative capacity ] Tüketilen besinleri vücut
maddelerine dönüstürme yetenegi; belli maddeleri özümleme yetenegi.

PAKET ARITMA TESISI [ Package treatment plant ] Prefabrik, tasinabilir, lagim suyu
isleme tesisi.

PARATION [ Parathion ] Son derece zehirli organofosfat tarim ilaci.

PARÇACIK MADDE [ Particulate matter ] Gaz yada havada asili durabilen yada
görünmeyen, kati yada sivi, toz, kum, kül ve sis gibi parçaciklar.

PAS TEMIZLEME [ Scaling ] Oksitleyiciler yada diger asindirici maddelere maruz
kalmis bir yüzeyde asinmanin durdurulmasi amaciyla tabakalar halindeki pasin sökülmesi
islemi.

PCBs [ Polychlorinated bipheyls ] Poliklorlu bifeniller.

PCC [ Pollution control costs ] Kirlilik denetim faaliyetleri.

PDR [ Precision depth recorder ] Hassas derinlik kayit aygiti.

PEP [ Program evaluation procedures ] Program degerlendirme islemleri.

PEROKSIASETIL NITRAT [ Peroxyacetyl nitrate ] ikincil nitelikte bir kirletici sayilan
ve gözde tahrise yol açan fotokimyasal duman bileseni.

PESTISITLER [ Pesticides ] Zararli bitki ve hayvanlari yok etmekte kullanilan, insan
ürünü kimyasal maddeler. Böcek öldürücü, yaprak dökücü ve kemirgen öldürücü türden
bazi tarim ilaçlari insan faaliyetleri yada genel saglik açisindan tehdit olusturabilir.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #23 : 06 Nisan 2009, 20:03:46 »
0
PETROL DÖKÜNTÜSÜ [ Oil Spill ] Tankerlerle ham petrol tasinimi sirasinda ya da
deniz dibi sondaj platformlarinda olusabilecek kazalarda denize dökülen büyük
miktarlarda ham petrolün meydana getirdigi tabaka veya alan. ( Bk. Petrol kirliligi )

PETROL KIRLILIGI [ Oil pollution ] Petrolün tasinmasi yada çikarilmasi sirasinda
büyük ölçüde dökülme yada sizma sonucunda kiyi sularinin ve bölgelerinin petrolle
kirlenmesi. Bu tür kirlenme kus ölümlerine, deniz kabuklularinin kirlenmesine ve kiyi
bölgelerinin bozulmasina yol açar.

PETROL SIZINTISI [ Oil slick ] Gemilerin limanlardaki faaliyetlerinin yol açtigi, su
yüzeyindeki nispeten küçük miktarlardaki petrol.

PEYZAJ DÜZENLEMESI [ Landscaping ] Bitki örtüsünü, diger dogal yada insan
yapimi ögeleri düzenleyerek dogal peyzaji insanlarin kullanmasi amaciyla baskalastirma
sanati ve isi.

PIHTILASTIRMA [ Coagulation ] ( Topaklanma, yumusaklastirma ) Fiziko-kimyasal
bir ön aritma süreci. Burada atik suyu demir (III) klorür, alüminyum sülfat çözeltileri
eklenerek çözünmüs veya kolloidal maddelerin yüzen ve çökelebilen katilara dönüsmesi
saglanir.

PIG [ Pig ] Radyoaktif materyalin gemilerle tasinmasinda ya da depolanmasinda
kullanilan ve genellikle kursundan yapilma metal kap.

PILE [ Pile ] Bir tür nükleer reaktör.

PIREKTIN [ Pyrethin ] Genellikle tarimda kullanilan aerosol böcek öldürücü madde.

PIROLIZ [ Pyrolysis ] Oksijenin bulunmadigi kosullarda atigin sicaklik etkisiyle
yanmasi.

PLANKTON [ Plankton ] Deniz, irmak, gölet ve göl sularinda yasayan ve akintilarla
tasinana çok küçük boyutlarda hayvanlar ve bitkiler.

PLUTONYUM [ Plutonium ] Nükleer enerji üretimi sirasinda olusan ve uzun bir
yarilanma müddetine sahip zehirli atiklarin ortaya çikmasina yol açan eleman.

POLIKLORLU BIFENILLER [ PCBs= Polychlorinated bipheyls ] Elektrik
transformatörlerinde, yalitkan akiskanlardan plastige kadar çesitli ürünlerin yapiminda
kullanilan son derece dayanikli zehirli endüstriyel kimyasallar sinifi; özellikle su
olusumlarinda bulunur.

POLIVINIL KLORID [ PVC = Polyvinyl chloride ] Yaninca hidroklorik asit yayan ve
mobilya ve giysi gibi ev esyasinda bulunan ve yaygin olarak kullanilan plastik yada
reçine.

POM [ Particulate organic matter ] Parçacik halinde organik madde.

POMPALAMA ISTASYONU [ Pumping station ] Içme suyu temin yada kanalizasyon
sisteminde suyun yada lagim suyunun daha yüksek bir kota transferi için gerekli enerjiyi
saglayan istasyon.

POSA [ Tailings ] Tarim ürünlerinin yada maden cevherinin islenmesi sirasinda ayrilan
atik yada ham madde kalintisi.

PPM [ Part(s) Per million ] Milyonda bir.

PPP [ Polluter pays principle ] Kirleten öder ilkesi.

PSD [ Particle size distribution ] Parçacik büyüklük dagilimi.

PUSLU ÇEVRE [ Mesic environment ] Ince bir sis tabakasinin hiç kaybolmadigi nemli
çevre.

PÜSKÜRTÜCÜ [ Propelllant ] Basinç altindaki siviyi püskürtmek için kullanilan araci
kimyasal. Genellikle kloroflorokarbonlardan olisan bu gazlar aerosl püskürtme
kutularinda püskürtücü olacakta yaygin biçimde kullanilir.

PVS [ Polyvinyl choloride ] Polivinil klorür.

RA [ Risk assesment ] Risk degerlendirmesi.

RAD [ Roentgen absorbed dose ] Sogurulmus radyasyon dozu birimi.

RADON [ Radon ] Topragin ya da kayalarin havaya saldigi dogal radyoaktif gaz; bu gaz
yetersiz havalandirilmis binalarda birikebilir ve sagligi tehlikeye sokar.

RADYASYON [ Radiation ] Elektromanyetik dalgalar ya da parçaciklar biçimindeki
enerji emisyonu (yayimi) ya da aktarimi.

RADYASYON TEHLIKESI [ Radiation hazard ] Radyoaktif maddelerin yaydiklari
parçaciklarin ve isinlarin yol açtigi tehlike; büyük dozlar hizli ölüme neden olur, buna
karsilik düsük düzeyde radyasyona maruz kalinmasi, kanser riskinde artisa yol açar.

RADYOAKTIF ATIK [ Radioactive waste ] Nükleer reaktör islemlerinden ya da tipta
arastirma, askeri ve sinai etkinlikler gibi kaynaklardan üretilen atik.

RADYOAKTIF SERPINTI [ Radioactive fallout ] Radyoaktif parçaciklarin yer yüzeyine
inmesi; ya da radyoaktif parçaciklarin kendisi.

RADYOJENIK [ Radiogenic ] Radyoaktif ayrismadan olusan madde.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #24 : 06 Nisan 2009, 20:04:53 »
0
RADYONÜKLID [ Radionuclide ] Radyoaktif çekirdek.

RAHATSIZ EDICI KOKU [ Odor nuisance ] Genellikle aminlerin, merkaptanlarin ya
da sülfür bilesiklerinin varligindan kaynaklanan, dogal nedenlerin ya da endüstriyel
islemlerin yol açtigi, arzu edilmeyen kokular.

RBA [ Risk-benefit analysis ] Risk-yarar analizi.

RDF [ Refuse derived fuels ] Çöpten çikarilan yakitlar.

REM [ Rem ] insan dokusuna bir rad veren iyonlastirici radyasyon dozu birimi.

REZERVUAR [ Reservoir ] Yapay olarak doldurulmus su olusumu; ayni zamanda her
hangi bir seyin fazladan bulunan miktari.

RISK FONKSIYONU (DENKLEMI) [ Risk function ] Bir hedefe yönelik zarar
riskiyle, o hedefin maruz kaldigi hava kirleticilerinin yogunlugu arasindaki iliski.

RÖNTGEN [ Roentgen ] Radyasyona maruz kalma birimi.

RÜZGAR DIZILERI [ Windrows ] Rüzgarin dogal etkisiyle havalanma saglamak için,
alanlar üzerine siralar halinde yayilmis kati atik kümeleri.

RÜZGAR ENERJISI [ Wind power ] Yel degirmenlerinde ve rüzgar jeneratörlerinde
oldugu gibi, rüzgar gücü kullanilarak enerji üretimi.

RÜZGAR PROFILI [ Wind profile ] Rüzgar hizindaki degisimlerin, yüksekligin ve
mesafenin bir fonksiyonu olarak, grafik halinde gösterilmesi.

RÜZGAR TÜNELI [ Wind tunnel ] Havanin düzgün bir hizla geçebilecegi kanal; hava
akimi modellerinin arastirilmasinda kullanilir.

RÜZGARÖLÇER [ Anemometre ] Rüzgar hizini ölçmeye yarayan aygit.

SABIT GAZ [ Intert gas ] Özellikle petrol tankerlerinde bos yerleri doldurmak için
kullanilan, olagan kosullarda baska maddelerle tepkime iliskisi içine girmeyen buhar

SABIT KAYNAK [ Stationary source ] Sabit konumdaki hava kirliligi kaynagi. Örnek:
Enerji santralleri ya da atik yakma tesisleri.

SABIT YÜKSEKLIK NOKTASI [ Bench mark ] Özellikle harita yapiminda kullanilan,
bir yükseklik ya da uzaklik için referans noktasi islevi gören, sabit yükseklikteki bir yer
üzerindeki isaret.

SAÇILMA [ Scattering ] Bir parçacikla veya parçacik sistemiyle çarpismanin yol açtigi,
gelen parçacigin veya gelen radyasyonun dogrultusunda veya enerjisinde degisme süreci.

SAGLIK [ Health ] Dünya Saglik Örgütü'nün tanimiyla, "sadece hastalik ya da sakatligin
yoklugu degil; fiziksel, zihinsel ve toplumsal yönden tam bir iyilik hali"dir.

SAGLIGA DOKUNAN [ Deleterious ] Zararli.

SAGLIK MÜHENDISLIGI [ Sanitary engineering ] Su saglanmasi, kanalizasyon ve
kati atik sistemleri, saglik koruma ve gidalarin islenmesi, kemirgen ve böcek denetimi ve
radyasyon denetimi gibi konulari içeren bir mühendislik dali.

SALMONELLA [ Salmonella ] Gida zehirlenmesine yol açan ve tifo tasiyabilen,
hastalik yapici bakteriler.

SAM [ Sound absorption material ] Sesi sogurucu madde.

SANAYI ALANI [ Industrial are ] Sanayileri barindirmak amaciyla ve sanayi parki
kullanimina yönelik olarak planlanmis, bir kentin içindeki ya da yöresindeki alan.

SAPMA [ Variance ] Belli bir yasanin, kuralin ya da düzenlemenin uygulanmasindaki
istisna.

SAPMA ORANI [ Lapse rate ] Yüksekligin artmasiyla isida meydana gelen düsme
orani.

SAPROFITLER [ Saprophystes ] Organik maddeleri ayristirarak yasayan bitkiler.

SAPROPEL [ Sapropel ] Oksijensiz kosullarda derin suda olusan çökelti katmani.

SAPTAMA SINIRI [ Detection limit ] Bir maddenin saptanabilir hale geldigi sinir.

SAPTIRMA BENDI [ Diversion dam ] Suyun bütününün ya da bir bölümünün akisini
saptirmak için bir akarsu üzerine insa edilen set.

SARI KEK [ Yellowcake ] Uranyum oksit.

SARNIÇ [ Cistem ] Yeraltinda ya da kapali (örtülü) durumda bulunan, insan yapisi su
depolama tesisi.

SAVAK [ Weir ] aritma tesislerinin çikisinda suya sabit bir debi saglamak üzere konulan
dikey engel.

SCOPE [ Scientific Committee on Problems of the Environment ] Çevre sorunlari
bilimsel komitesi.

SD [ Standard deviation ] Standart sapma.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #25 : 06 Nisan 2009, 20:05:55 »
0
SEL SUYU KANALI [ Storm sewer ] Kar ve yagmur sonucu olusan yüzeysel sel suyu
akisini toplamak üzere insa edilmis kanal.

SENTETIK YAKITLAR [ Synthetic fuels ] Dogal olarak tabiatta bulunmayan, özellikle
kömür, petrol sisti ve katran kumu gibi fosil yakitlardan birtakim islemler sonucu üretilen
yakitlar.

SENTEZ GAZI [ SYNGAS = Synthesis gas ] Kor halindeki kok ya da benzer artiklar
üzerinden buhar geçirmek suretiyle elde edilen karbonmonoksit-hidrojen karisimi gaz.
Uygun katalizörlerle çesitli kimyasal maddelerin üretiminde kullanilir.

SEPTIK ALAN [ Septic field ] Septik tank (fosoptik) sisteminde, sivi atigin bir tasfiye
sistemine bosaltildigi ikincil evre.

SEPTIK TANK (FOSOPTIK) [ Septic tank ] Kanalizasyon sistemlerine bagli olmayan
konutlardan gelen lagim suyunu isleme tabi tutan, yeraltindaki geçirimsiz tank.

SERA ETKISI [ Greenhouse effect ] basta karbon dioksit olmak üzere bazi atmosferik
gazlar sera caminin etkisini andirir bir etkiye sahiptir; isigi geçirir ama isiyi içerde tutar
ve isi artisina yol açar. Atmosfer ile yer arasindaki isi dengesi, sanayilesmedeki ve fosil
yakitlarin yanmasindaki artistan kaynaklanan atmosferik karbon dioksit artislarindan
etkilenir; bu ise atmosferdeki ortalama isiyi yükseltir. Bu gelismenin, buzullarin erimesi
ve okyanusun yükselmesi gibi genis kapsamli sonuçlar doguran iklim degismelerine yol
açmasindan korkulmaktadir.

SERPINTI [ Fallout ] Nükleer patlamadan sonra atmosferde kalan ve yagmur ya da
diger meteorolojik olaylarla yeryüzüne inen radyoaktif toz.

SERTLIK [ Hardness ] Bir suyun içerdigi kalsiyum ve magnezyum iyonlarinin toplam
miktari.

SES BASINÇ DÜZEYI [ Sound pressure level ] Desibel (dB) olarak ölçülen ses
yogunlugu.

SFD [ Single family dwelling ] Tek aileli konut.

SICAK SU KIRLILIGI [ Thermal pollution ] Çesitli nedenlerle isinmis suyun su
kaynaklarina akitilmasiyla, ortamin isinin, içindeki canlilar için zararli sonuçlar yaratacak
düzeye gelmesi,. Sicak su kirliliginin olumsuz etkilerinden birisi, mavi-yesil
suyosunlarinin çogalmasina yardim ederek su ortamindaki ötrofikasyonu
hizlandirmasidir.

SIHHI ATIK SU SISTEMI [ Sanitary sewer ] Atik suyu konutlardan veya isyerlerinden
alip tasiyan atik su sistemi; kanalizasyon.

SIHHI ATIK GÖMME ÇUKURU [ Sanitary landfill ] kati atiklarin her gün,
sikistirilmis ve toprakla örtülmüs katmanlar halinde gömüldügü çukurlar. Doldurulan
alanlar yesillendirilip park haline getirilebilir.

SIKISTIRMA [ Compaction ] Atik maddenin fiziksel olarak küçültülmesi.

SINIR ÖTESI KIRLILIK [ Transboundary pollution, transfrontier polltion ] Bir
ülkedeki emisyonlarin genellikle hava ya da su ile tasinarak bir diger ülkeyi etkilemesi.

SIYIRMA [ Skimming ] Suyun yüzeyinden petrolün ya da pislik katmaninin mekanik
yöntemle alinmasi.

SIZDIRMA [ Leaching ] Yagmur suyunun etkisiyle kirletici sizintinin bir toprak ya da
atik materyal katmanindan ayrilmasi süreci.

SIZDIRMA ALANI [ Leaching field ] Atik sivinin foseptikten civardaki topraga
geçmesine ve sizarak filtre edilmesine olanak saglayan, kapali hendekler içindeki açik
boru sistemi.

SIZINTI [ Seepage ] yüzey suyunun topraktan geçerek asagilara yönelmesi hareketi.

SIKLON KOLLEKTÖRÜ [ Cyclone separator ] Merkezkaç kuvvetiyle ve mekanik
olarak çalisan, büyük parçaciklari ortamdan uzaklastirarak hava kirliligini denetlemeye
yarayan aygit.

SILT [ Silt ] Inorganik karakterli çökelti.

SINERJISTIK ETKI [ Synergistic effect ] Kimyasal maddelerin ve süreçlerin
öngörülemeyen kombinasyonlar olusturarak beraber tepkimeye girme ve bunun
sonucunda da tek baslarina sahip olduklarindan belirgin bir biçimde daha güçlü ya da
bütünüyle farkli bir etki gösterme egilimleri.

SIS [ Fog ] Atmosferde asili durumdaki görülebilir nem,Görüsün 1000 metrenin altina
düstügü atmosfer olayi.

SISLENDIRME [ Fogging ] Sivi durumdaki bir kimyasal maddeyi hizla isitarak dumana
benzeyen çok küçük zerreler olusturmasini saglama yoluyla yapilan zararlilara karsi
ilaçlama. Sivrisinek ve karasineklerle mücadelede kullanilir.

SIYAH DUMAN [ Black smoke ] kömürün yanmasindan ya da herhangi bir baska fosil
yakitin yanmasindan olusan duman.

SIYAH GELGIT [ Black tide ] Petrol döküntüleriyle kirlenmis deniz.

SIYAH KAR [ Black snow ] atmosferin parçaciklarla yogun biçimde yüklenmis bir
bölümünden inen kar.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #26 : 06 Nisan 2009, 23:22:45 »
0
SIYAH YAG [ Black oil ] Siyah hidrokarbon; renksiz yaglarin tersine, daha koyu renkli
yaglar.

SIYAH YAGMUR [ Black rain ] Petrol döküntüsü, petrol kuyusu veya orman yangini
gibi nedenlerle atmosfere dagilan kurumun yagisla yeryüzüne inmesi.

SIYANÜR [ Cyanides ] Hidrosiyanik asitin son derece zararli tuzlari. Siyanür içeren
endüstriyel atik su, su kirliligine önemli katkida bulunur.

SNG [ Subtitute natural gas ] yardimci dogal gaz.

SOGURUCULAR [ Absorbers ] Kirli bir gaz emisyonunda gaz karsimi içindeki
bilesenleri sivi ortama aktarmakta kullanilan hava kirliligi denetleme cihazlari.

SOGUTMA HAVUZU [ Cooling pond ] Nükleer reaktörden yayilan yakit elemanlarinin
depolandigi ve kisa ömürlü fizyon ürünlerinin parçalanmasina olanak veren büyük su
tanki.

SOGUTMA KULESI [ Cooling tower ] Termik santrallerde veya endüstride kullanilan
sogutma suyunun islem sonrasi isisini almak için kullanilan yapi. Burada sogutma
isleminden sonra isinan sogutma suyu kulenin tepesindeki difüzörlerden asagiya
püskürtülerek isinin kulesin altindan üflenen havaya geçmesi saglanir.

SONIK PATLAMA [ Sonic boom ] Süpersonik patlama diye de adlandirilir. Ses hizini
asan bir hizda giden uçagin olusturdugu patlamali gürültü. Bu olay gürültü kirliligine yol
açar.

STABILIZASYON [ Stabilization ] Atiklardaki aktif organik maddenin nötr materyale
dönüsmesi.

STANDARTLAR [ Standards ] Kirleticilere maruz kalma konumunda asilmamasi
gereken düzeyleri gösteren kurallar.

STP [ Standard conditions of temperature and pressure ] Standart isi ve basinç kosullari.

STRATOPOZ [ Stratopause ] Stratosferin üst siniri.

STRATOSFER [ Stratosphere ] Troposfer üzerinde uzanan ve çok düsük nemlilik
kosullarina sahip üst atmosfer katmani. Atmosferin 15-50 km. yükseklik arasindaki
tabakasi.

SU ARITMA [ Water treatment ] Çökeltme, pihtilastirma, filtrasyon, dezenfeksiyon,
yumusatma ve havalandirma gibi, sudaki zararli maddeleri giderici ve suyu kullanilir
veya içilir hale getirici islemler.

SU AYIRIM HATTI [ Watershed ] Denaj havzalarini ayiran yükseltilmis sinir hatti.

SU BASI [ Headwater ] Bir akarsuyun ya da irmagin genellikle yükseklerde bulunan
kaynagi ve yukari kesimleri.

SU ESOSISTEMI [ Aquatic ecosystem ] Kara (tatli su) ve deniz (okyanus) ile ilgili su
ekosistemleri.

SU HAKLARI [Water rights ] Balikçilik ve gemicilik haklari, suyun kaynak disi
kullanimi haklari vb. dahil, su kullanimiyla ilglii olarak düzenlenmis haklar.

SU KALITESI STANDARTLARI [ Water quality standars ] Konutlarin kullanmasi,
sulama, balik üretimi, endüstriyel kullanim ya da enerji üretimi gibi belirli amaçlarla
kullanilacak su ile ilgili olarak uyulmasi gereken kurallar ve sinirlar.

SU KAYBI [ Evapotranspiration ] Terleme yoluyla bitkilerden ve çesitli sekillerde yerin
yüzeyinden buharlasan toplam su miktari.

SU KAYNAKLARI YÖNETIMI [ Water resources management ] Su kaynaklarinin
saglanmasi, kullanilmasi, korunmasi ve dagitim gibi etkinlikleri içeren yönetim.

SU KIRLILIGI [ Water pollution ] Suyun yararli kullanimini etkileyecek miktarlarda
kimyasal, fiziksel ya da biyolojik maddelerin katilmasiyla kalitesinin bozulmasi. Su
kirlenmesinin en yaygin kaynaklari; yetersiz evsel atik su aritma tesisleri, endüstriyel
atiklarin bosaltilmasi, yüzeysel akis, madencilik faaliyetleri ve sulamadir.

SU KORUMA [ Water conservation ] Konutlarin, sanayinin ve tarimin tükettigi su
miktarinin azaltilmasina yönelik programlar ve yöntemler. Uygulama örnekleri genellikle
yüzeysel akisin yeniden kullanilmasi, rezervuarlardaki buharlasmanin azaltilmasi ve
yeniden islenmis suyun endüstriyel amaçlarla kullanilmasi gibi alanlarda görülür. Çifte
boru tesisati sisteminin, gelecek yillarda suyun yeniden islenme yüzdesinin artmasi
sonucunu dogurmasi beklenmektedir.

SUDA ÜRÜN YETISTIRILMESI [ Aquaculture ] Tatli veya tuzlu suda yasayan
organizmalarin üretimlerinin yapay olarak hizlandirilmasi yöntemi.

SU SAGLAMA SISTEMI [ Water supply system ] Içme suyunun kaynaktan tüketiciye
kadar toplanmasi, islenmesi, depolanmasi ve dagitimi.

SU SERTLIGI [ Water hardness ] Suda kalsiyum karbonat ve diger kimyasal
maddelerin bulunmasindan kaynaklanan su sertligi köpürmeyi önler ve su üzerinde
birikinti olusmasina yol açar. Su, kireç ve soda külü ile isleme tabi tutularak ve filtre
edilerek ya da gözenekli bir katyondan geçirilerek yumusatilabilir.

SU STERILAZSOYU [ Water sterilization ] Aritmadan sonra içme suyuna uygulanan
islem.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #27 : 06 Nisan 2009, 23:23:55 »
0
SU TOPLAMA [ Impound ] Hidroelektrik enerji üretimi, içme suyu saglanmasi ya da
sulama gibi amaçlarla su toplanmasi ve depolanmasi.

SU TOPLAMA HAVZASI (DRENAJ HAVZASI) [ Drainage basin ] yagis sularinin
belirli bir çikisa dogru sürekli olarak aksanini saglayan arazi parçasi.

SU TUTMA HAVZASI [ Catchment ] Yagis sularini alip toplayan drenaj havzasi.

SU YUMUSATICILARI [ Water softeners ] Suyu iyon degisimi islemiyle yumusatan
mineral bilesikler.

SULAK ALANLAR [ Wetlands ] Doymus toprak kosullari gerektiren bitki örtüsünü ya
da su yasamini besleyecek yeterli yer üstü ya da yer alti sularina sahip, turbalik ve
bataklik gibi alanlar; birçok balik ve su kusu türü için yetisme ortami saglayan önemli
vahsi yasam ortamlari.

SULU OKSITLEME [ Wet oxidation ] Sicak gazlarin olusumuna yol açan alevsiz
yanma yöntemiyle, son derece yogunlastirilmis çamurun parçalanmasi.

SULU YIKAYICI [ Wet scrubber ] Kabarciklanan atik gazi sividan geçirerek ya da
siviyi gaz akintisina püskürterek, parçaciklarin ya da gazlarin giderilmesi için kullanilan
hava kirliligi denetleme aygiti.

SUSUZLASTIRILMIS ÇAMUR [ Dewatered sludge ] Yanmaya ya da gübre olarak
kullanilmaya elverisli bir kivama getirmek amaciyla sivi içerigini azaltici isleme tabi
tutulmus lagim çamuru.

SUYLA TASINAN HASTALIKLAR [ Waterborne diseases ] Genellikle kirlilik
bulasmis suyla tasinan kolera, tifo, çiçek, dizanteri, mide ve bagirsak iltihabi, hepatit gibi
salgin hastaliklar.

SUYUN SIZMASI [ Percolation ] Suyun kayalardan ya da topraktan asagilara dogru
sizarak (süzülerek) inmesi.

SUYUN TEKRAR KULLANIMI [ Water reuse ] Atik suyun aritimindan sonra alici
ortama desarj edilmeyip özellikle sulama amaciyla kullanilmasi.

SUYUN TEMIZLENMESI [ Water purification ] Içme suyu üretmek için gerekli
yöntemlerin bir parçasi olarak filtrasyon, kimyasal islemler, damitma ya da dondurma
islemleri yoluyla suyun isleme tabi tutulmasi.

SÜLFÜR (KÜKÜRT) [ Sulfur ] Çok çesitli ticari ve tibbi kullanim alanlarina sahip,
metalik olmayan eleman.

SÜLFÜR (KÜKÜRT) DÖNGÜSÜ [ Sulfur cycle ] Kükürt içeren bilesiklerin biyosfer,
hidrosfer, atmosfer ve litosferdeki çevrimi.

SÜLFÜR (KÜKÜRT) DIOKSIT [ Sulfur dioxide ] Sülfürün havada yanmasiyla olusan
renksiz, tahris edici keskin kokulu gaz; çogu yakitta bulunan sülfürün yanmasindan
olusan belli basli hava kirleticilerinden biri.

SÜLFÜR (KÜKÜRT) TRIOKSIT [ Sulfur trioxide ] Kükürt dioksitin atmosferde
katalitik ya da fotokimyasal süreçlerle yükseltgendigi üç oksijen ve bir kükürt atomundan
olusan bilesik. Havadaki nem ile sülfürik aside dönüsür ve asit yagmuruna neden olur.

SÜLFÜRIK ASIT [ Sulfuric acid ] Saf haldeyken renksiz durumdaki koyu yagli sivi. En
yaygin kullanilan, son derece zehirli ve asindirici bir endüstriyel kimyasal maddedir.

SÜPRÜNTÜ [ Litter ] Sokaklara, karayollarina ve bos arsalara gelisigüzel atilip saçilmis
kati atik.

SÜRAT TRENI [ Bullet train ] Son derece süratli tren.

SÜRDÜRÜLEBILIR GELISME [ Sustainable development ] Simdiki kusaklarin
ihtiyaçlarinin gelecek kusaklarin ihtiyaçlarini tehlikeye atmadan karsilanmasina olanak
veren ekonomik büyüme politikalari.

SÜZME [ Filtration ] Sivi atik aritiminda kullanilan, bakterileri ve diger organizmalari
azaltirken çökelmemis atik maddeyi ve koloidleri ayiran ve atigi taneli maddelerden
olusan bir katmandan geçirerek süzme saglayan islem. Lagim suyu aritim filtreleri
genellikle kumlu filtrelerdir, basinçli süzme ise çamurun suyunun ayrilmasinda kullanilir.

SÜZÜLME [ Infiltration ] Yüzeyden akan suyu topragin sogurmasi; topragin suyu
akarsulara ve yüzey akintilarina asamali olarak birakan bir depo gibi islev görmesine
olanak saglayan süzülme (sizma) süreci.

SYNDET [ Synthetic detergent ] Sentetik deterjan.

SERIT GELISME [ Strip development = Ribbon development ] Bir ana caddenin
uzunlugu boyunca olusan, yogun , büyük kismi ticari amaçli yapilanma.

TABAN ALANI KATSAYISI [ Floor area ratio ] Bir bina arsasinin toplam büyüklügü
ile o arsa üzerine insa edilecek binanin izin verilen azami taban alani arasindaki oran.

TAHRIS EDICI [ Irritant ] Gözlerde rahatsizliga yada ciltte kasintiya yol açan, havayla
tasinan kirletici.

TAKSONOMI [ Taxonomy ] Organizmalari siniflandirma bilimi.

TARIMSAL KIRLILIK [ Agricultural pollution ] Tarimsal faaliyet sonucu olusan sivi
ve kati atiklar.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #28 : 06 Nisan 2009, 23:25:02 »
0
TARIMSAL (EKO) SISTEM [ Agro(eco) system ] Tarimsal faaliyetlerle çevreleri
arasindaki iliski.

TARIMSAL ORMANCILIK [ Agroforestry ] Tarim ürünleri yada hayvanlarla ayni
toprakta agaç veya benzeri bitkiler yetistirmeye yönelik, tarim ve ormancilik
yöntemlerini birlestiren toprak yönetimi teknikleri.

TARIHI KORUMA [ Historic preservation ] Gelecek kusaklara yönelik olarak tarihsel
varliklarin saptanmasi, degerlendirilmesi, korunmasi, bakimi, restorasyonu ve yeniden
kurulmasi.

TASFIYE [ Disposal ] Bir maddenin tasfiyesi yada isleme ugratilmasi süreci. Atik
tasfiyesi, atik suyunun isleme tabi tutulmasi ve kati atiklarin islenmesini ifade eder.

TASIMA KAPASITESI [ Carrying capacity ] Bir sistemin çevre niteligi bozulmadan
nüfusta meydana gelen artisi kaldirma konusundaki azami yetenegi.

TASIYICI [ Vector ] Hastalik, parazit yada enfeksiyon tasiyan organizma.

TASKIN [ Flood ] Topragin geçici olarak bir akarsu yada çok miktarda yagmur veya
diger nedenlerle olusan büyük su kütlelerinin baskinina ugramasi.

TASKIN ALAN [ Flood plain ] Bir taskin kaynaginin bitisiginde olup vadi tabanini
olusturan ve genellikle taskina ugrayan arazi.

TASKIN ALANI YÖNETIMI [ Flood plain management ] Taskin alanlarinin
kullanilabilmesi ve taskinlardan en az zarar görmesi için düzenlenmis planlama ve
uygulama. Bu alanlardaki imarin tipini; yogunlugunu ve yapisal seklini belirleyen
yönetmelikler, taskin alani yönetiminin esasini olusturur.

TASKIN DENETIMI [ Flood control ] Taskinlarin yol açtigi zarari denetlemek yada
asgariye indirmek için kullanilan set, kanal, bent ve baraj gibi teknikler.

TATLI SU KAYNAKLARI [ Freshwater bodies ] Göletler, göller, pinarlar, çaylar,
irmaklar, dereler,vb.

TEHDIT ALTINDAKI TÜRLER [ Endangered speciies ] Bütünüyle yada önemli bir
bölümü itibariyle tükenme tehlikesi altindaki fauna ve flora.

TEHDIT ALTINDAKI TÜRLER [ Threatened species ] Nadir bulunan ve yakin
gelecekte varliklarini sürdürmeleri çesitli nedenlerle zorlanabilecek olan türler.

TEHLIKELI ATIKLAR [ Hazardous wastes ] Geregince yönetilmedigi takdirde insan
sagligi ve çevre için tehlike olusturan, hastaliga yada ölüme yol açabilen maddeler içeren
atiklar. Özellikle hidrokarbonlar gibi tutusabilir atikalr, asitler ve alkaliler gibi asindirici
atiklar, kendiliginden tepkimeye yatkin reaktif atiklar, tarim ilaçlari, arsenik bilesikleri,
radyoaktif bilesikler, kadmiyum bilesikleri vb.

TEK KULLANMALIK [ Disposable ] Bir kez kullandiktan sonra atmaya yönelik.

TEK YÖNLÜ PAKETLEME [ One way packging ] Geri kazanilmayan paketleme ; bir
kez kullanilip atilan paketleme.

TEL [ Tetraethyl lead ] Tetraetil kursun.

TEMEL PROFIL [ Baseline profile ] Yapay bozulmalardan önce bir bölgede bulunan
çevre kosullarinin ve organizmalarin arastirilmasi.

TEMIZ TEKNOLOJILER [ Clean technologies ] Kirlieticii etkileri olmayan
teknolojiler.

TEMIZLEME [ Purification ] Organik, ayrisabilen materyalin sabit, kararli materyale
dönüstürülmesi islemi; lagim suyu isleme sürecinin bir bölümü; suya uygulandiginda, bu
islem klorlama yada havalandirma gibi islemlerle zararli bakterilerin yok edilmesi
anlamina gelir; hava açisindan ise atmosferin parçaciklardan temizlenmesi demektir.

TERASLAMA [ Terracing ] Suyun yüzeysel akisini denetlemek ve toprak erozyonunu
asgariye indirmek amaciyla bir yamacin konturu üzerine kurulan toprak set.

TERMIK SANTRAL [ Fossil fuel plant ] Fosil yakit kullanan elektrik santrali.

TERMOSFER [ Thermosphere ] Mezopozun üzerinde bulunan ve yükseldikçe isinin
arttigi atmosfer katmani.

TERS OZMOZ [ Reverse osmosis ] Yüksek çogunluktaki çözeltilerde çözücünün basinç
altinda filtrelerden geçerek daha düsük yogunluktaki çözeltiye dogru hareketi; arzu
edilmeyen çözünmüs katilarin ve kolloidlerin giderilmesi için suyun isleme tabi
tutulmasinda kullanilir.

TESVIYE [ Grading ] Islevsel olarak toprak yüzeyi ve alti drenaj modelleri kurmak ve
toprak erozyonunu asgariye indirmek, görünüsü iyilestirmek, sulamayi kolaylastirmak
yada fazla topragi en yararli biçimde dagitmak için bir yerin profilinin yeniden
olusturulmasi.

TETRAETIL KURSUN [ TEL= Tetraethyl lead ] Çok zehirli organik kimyasal madde.
Belirli miktarda petrol yakitina katildiginda tortulanmayi önler, yakitin oktan sayisini
arttirarak motordan daha iyi verim alinmasini saglar. Eksoz borusundan atilan inorganik
haldeki kursun insan sagligi açisindan tehlike yarattigindan yakitlara kursun bilesikleri
ilavesine karsi çesitli yasal önlemler uygulanmasina baslanmistir.

Çevrimdışı ozguryolcu

  • FM Yönetici
  • *
  • İleti: 7312
  • Liked: 49
  • İtibar: +16606/-1
  • Sayginlik Puani: 1530752
  • Sayginlik Derecesi:
  • Cinsiyet: Bay
  • Respect: +8
    • MADENCİLİK FORUM SİTESİ
Ynt: Çevre Terimleri Sözlüğü
« Yanıtla #29 : 06 Nisan 2009, 23:26:09 »
0
TETRAMETIL KURSUN [ TML = tetramethyl lead ] Benzinde vuruntu önleyici etki
maddesi olarak kullanilan tetraetil kursuna benzeyen, ama ondan daha aktif olan bir
kimyasal madde.

THP [ Toxicity, hazard, persistence ] Zehirlilik, tehlike, dayaniklilik.

TIRMANMA [ Entrainment ] Gaz veya sivilarda çökelti halde veya askida bulunana
partikül maddelerin dikey tasima güçleri araciligi ile asagidan yukari dogru hareketi.

TICARI ATIKLAR [ Trade effluents ] isyeri atiklari.

TVL [ Threshold limit value ] Esik siniri degeri.

TMF [ Tropical moist forest ] Tropikal nem ormani.

TML [ Tetramethyl lead ] Tetra metil kursun.

TNEL [ Total noise exposure level ] Toplam gürültüye maruz kalma düzeyi.

TNR [ Total noise rating ] Toplam gürültü degerlendirmesi.

TOKSIKOLOJI [ Toxicology ] Zehirleri ve etkilerini, etkime mekanizmalarini ve
aritilma yöntemlerini inceleyen bilim dali.

TOLERANS [ Tolerance ] Bir organizmanin çevresindeki degisimlerin üstesinden gelme
yetenegi; insan yada hayvan besinine uygulanan bir kimyasal maddenin emniyet düzeyi.

TOPAK, YUMAK [ Floc ] Biyolojik yada kimyasal etkimeyle lagim suyunda olusan
kati maddeler kümesi.

TOPAKLANMA, YUMAKLASTIRMA [ Flocculation ] Atik su aritimi sirasinda
fizikokimyasal olarak topaklarin olusmasiyla çökelmemis atik maddelerin ortamdan
syrilmasi.

TOPLAMA KANALI [ Interceptor sewer ] Akintiyi ana kanallardan toplayip lagim
suyu aritma tesisine tasiyan büyük kanal hatti.

TOPLAMA SEBEKESI [ Collection network ] Kanalizasyon sisteminin bütünü için
kullanilan terim.

TOPLULUK [ Community ] Belli bir cografi alana yerlesmis ve etkilesim içinde
bulunan türlerden olusan grup.

TOPOGRAFYA [ Topography ] Yer yüzeyinin fiziksel biçimi.

TOPRAK ÇÖKMESI [ Land subsidence ] Yer yüzeyinin çesitli nedenlerle , özellikle
kömür, tuz, altin su yada petrol gibi maddelerin çikarilmasi islemleri sonucunda asagi
dogru göçmesi.

TOPRAK EROZYONU [ Soil erosion ] Toprak parçaciklarinin havanin etkisi ile
degisip ufalanmasi ve sonra da rüzgar ve su tarafindan tasinmasi dogal süreci.

TOPRAK ISLAHI [ Land reclamation ] Barajlar, kanallar ve pompalama sistemleri insa
ederek topragin tarim ve gelistirme amaciyla kullanilabilecek biçimde degistirilmesi.

TOPRAK KAYMASI [ Mass wasting ] Yerçekimi etkisiyle, kaya yada topragin yavas
yavas yada yüksek bir hizla asagi dogru hareketi.

TOPRAK KORUNMASI [ Soil consevation ] Erozyonda ötürü topragin bozulmasini,
topragin denge kaybini yada bitkilerin aldigi besin maddelerinin kaybini asgariye
indirmek amaciyla uygulanan toprak kullanimi yönetimi.

TOPRAK KULLANIM HARITASI [ Land use map ] Bir cografi bölgedeki toprak
kullanim durumunu, siyasi sinirlari, ulasim agini ve yöredeki su olusumlarini da içerecek
biçimde gösteren harita.

TOPRAK KULLANIM PLANI [ Land use plan ] Topragin, kamusal ve özel imar
çalismalarinda dahil olmak üzere, nasil kullanilacagi konusundaki resmi öneri.

TOPRAK KULLANIMI [ Land use ] Topragin sanayi, konut, dinlenme yada diger
amaçlara tahsis edilis biçimleri.

TOPRAK KULLANIM ARASTIRMASI [ Land use survey ] Belli bir alanda topragin
kullanim biçimlerinin envanterinin çikarilmasi çalismasi. Bu çalisma, genellikle
açiklamali harita olarak ve istatistik verilerle özetlenir.

TOPRAK ÖRTÜSÜ [ Ground cover ] Rüzgar ve suyun yol açtigi toprak erozyonunu
azaltmak amaciyla yetistirilen bitkiler.

TOPRAK YÖNETIMI [ Land management ] Mevcut nüfusun ve gelecek kusaklarin
ihtiyaçlari ve dogal çevrenin korunmasi bakimindan azami uzun vadeli yarari saglamak
amaciyla topragin gelistirilmesini ve korunmasini amaçlayan yönetim.

TOPRAKBILIM (PEDOLOJI ) [ Pedology ] Toprakla ilgili bilim.

TOPRAKSAL [ Terrestiral ] Toprakla ilgili, karayla ilgili.

TORTUNUN ÇÖKELMESI [ Deposition of sediment ] Akan suyun enerjisinin
çökelmemis tortunun yükünü kaldiramamasi durumunda, materyalin, su sütunundan
akinti yatagina çökelmesi.


GoogleTagged - Etiketler

 


Çevre Terimleri Sözlüğü Related Topics

Tünelcilik Terimleri
Ano:  Herhangi bir yöntemin uygulanmasında, bir işlemin gerçekleştirildiği tünel parçasına denir.Radye: Tünele gelen yükü daha g... Continue..

Gösterim: 1359 - Yanıt: 1 - Başlatan:ozguryolcu
Sondaj Terimleri
AĞIR ÇAMUR, Sondajlarda kullanılmak üzere hazırlanmış bentonitli çamura ince öğütülmüş barit ilave edilmek suretiyle elde edilen... Continue..

Gösterim: 1332 - Yanıt: 1 - Başlatan:ozguryolcu
Çelik Teknik Sözlüğü
Demir-Çelik Sektörüyle ilgilenen arkadaşlar, bu sektöre yönelmeyi düşünen arkadaşların kendilerini geliştirmeleri için güzel bir... Continue..

Gösterim: 449 - Yanıt: 1 - Başlatan:omur_sonmez
Madencilik terimleri-TEKNİK İNGİLİZCE OLARAK YAYINLANSIN
arkadaşlar yeni bir konu araştırması yapsa arkadaşlarımızdan birisi ve madencilik terimlerini veya makine ekipmanlarını teknik i... Continue..

Gösterim: 1869 - Yanıt: 27 - Başlatan:ahmetevrenbas
Autocad Sözlüğü
Autocad sözlüğüne sahip olmak isteyenler buyrun.   Continue..

Gösterim: 341 - Yanıt: 0 - Başlatan:ozguryolcu