Yönetmelikler – Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
– Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği
– Endüstriyel Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği
– Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği
– Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği
– Su Ürünleri Yönetmeliği
– Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
– Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
– Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
– Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği
– Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği
– Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği
– Tehlikeli Kimyasallar Yönetmeliği
– Zararlı Kimyasal Madde ve Ürünlerin Kontrolü Yönetmeliği
– Radyoaktif Madde Kullanımından Oluşan Atıklara İlişkin Yönetmelik
– Hafriyat toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği
– Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği
– Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Uygulama Yönetmeliği
– Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik
– Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği
– Nesli Tükenmekte Olan Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretin uygulanması
konusundaki yönetmelikler
– Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele
Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik
– Yaban Hayatı Koruma ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları ile İlgili Yönetmelik
– Otoyol Trafiği Yönetmeliği
– İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik
– İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği
– Çevre Sağlığı Denetimi ve Denetçileri Hakkında Yönetmelik
Madenciliğe Dair Kanunlar - Madencilik Kanunu
Madenciliğe Dair Yönetmelikler - Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği
- Maden ve Taşocağı İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Tozla Mücadeleyle İlgili
Yönetmelik
- Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği
- Maden Kanununun I (a) Grubu Madenleri ile İlgili Uygulama Yönetmeliği
- Deniz Göl veya Nehir Altında Bulunan Madenlerdeki Çalışmalar Hakkında
Yönetmelik.
- Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği
- Sondajla Maden Çıkarılan İşletmelerin Şubat Düzenlemesiyle Sağlık ve Güvenlik
Şartlarının Yönetmeliği
4.2 Ülkemizin Taraf Olduğu ve ÇED Kapsamında Göz Önüne Alınması Gereken
Uluslararası Sözleşmeler Bern Sözleşmesi Sözleşmeye 1984 yılında üye olan Türkiye sözleşmenin Ek liste 1’deki bitki türleri ve Ek
Liste 2’deki hayvan türlerini, onların doğal yaşam alanlarıyla birlikte korumak amacıyla
gerekli kanuni ve yönetsel önlemleri almakla yükümlüdür.
CITES Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine
İlişkin Sözleşme
CITES Sözleşmesi, nesli tehlikedeki yaban hayatının uluslararası ticaretini kontrol edebilmek
için, bu tür alışverişlerde hükümetlerin iznini şart koşan, dünya çapında bir sistem
geliştirmiştir.
Paris Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme
Sözleşme, "daimi bir temel üzerine ve modern bilimsel yöntemlere uygun olarak, istisnai
değerdeki kültürel ve doğal mirasın kolektif korunmasına matuf etkin bir sistemi kuran yeni
hükümleri, bir sözleşme biçiminde kabulünün zorunlu olduğunu" belirtmektedir.
Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar
Sözleşmesi - Ramsar Sözleşmesi Sözleşmenin ana amacı "sulak alanların ekonomik, kültürel, bilimsel ve rekreasyonel olarak
büyük bir kaynak teşkil ettiği ve kaybedilmeleri halinde bir daha geri getirilmeyeceği" esasını
vurgulamaktır.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Rio Konferansı) Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin amacı: "ilgili hükümleri uyarınca takip edilecek amaçları,
biyolojik çeşitliliğin korunması; bu çeşitliliğin unsurlarının sürdürülebilir kullanımı; genetik
kaynaklar ve teknoloji üzerinde sahip olunan bütün hakları dikkate almak kaydıyla, bu
kaynaklara gereğince erişimin ve ilgili teknolojilerin gereğince transferin sağlanması ve uygun
finansmanın tedariki de dahil olmak üzere, genetik kaynakların kullanımından doğan
yararların adil ve hakkaniyete uygun paylaşımıdır."
4.3 Avrupa Birliği (AB) Direktifleri Madencilik faaliyetleri ile ilgili AB Direktiflerinin dikkate alınması tavsiye edilir.
Söz konusu Direktifler tüm AB kanunlarını içeren EUR-Lex web sitesinde mevcuttur.
5 PROJE VE ALTERNATİFLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Madenler sadece cevherin bulunduğu yerlerden çıkarılabilir. Saha konumu, özel jeolojik ve
fiziksel faktörlerin kombinasyonu ve ekonomik faktörlerle birlikte göz önünde tutularak
belirlenir. İnşaat için alternatif sahalar karşılaştırılır ve proje fizibilite çalışmaları
doğrultusunda değerlendirilir. Bu fizibilite çalışmaları temel olarak jeolojik ve ekonomik
faktörleri göz önünde tutar.
Bu çerçevede sağlanan alternatifler:
- Tesislerin konumları, atık depolama alanı, pasa depolama alanı, şantiyeler, sürekli
konaklama, güç kaynağı ve ulaşım yolları;
- Madencilik metodu ve işleme yöntemleri;
- Cevher ve atık taşıma yöntemleri;
- Su kaynakları ve su yönetimi stratejileri;
- Atık yönetimi seçenekleri;
- Alanın madencilik sonrası kullanım planları ve doğaya yeniden kazandırma;
- Eylemsizlik alternatifi
Yer alternatif, taş ocağı gibi faaliyetlerde değerlendirilebilirken yer alternatifi olmayan
yerlerde teknoloji alternatifleri değerlendirilir.
5.1 Yer Seçimi Alternatifleri Ekonomik açıdan cevher naklinde madenden işleme tesisine ve tesisten havuzlara boru
hattının kısa tutulması tercih edilirken; atık yığınları, maden ekipmanı ve cevherin madenden
işletme tesisine taşınmasında bazı esneklik olabilmektedir. Cevher işleme tesisi konumunun
belirlenmesinde kritik etkenler; yeterli su tedariği, atık havuzlarının konumu ve ulaşımdır.
Tasarım, topografyaya uygun olmalıdır.
5.2 Madencilik Metodu Alternatifleri
Madencilik metotları iki çeşittir: açık ocak ve yeraltı madenciliği. Bir cevher kütlesinin
madenciliğe elverişliliğinin incelemesinde fizibilite çalışmaları ve çevresel fayda-maliyet
analizleri yapılır. Yapılan çalışmalarda her iki yöntemin de maliyetlerinin yakın hesaplanması
durumunda çevresel açıdan daha uygun olan yöntem seçilir. Proje sahibi yatırımcının çevreye
daha az zarar veren yöntemleri seçmesi ve çevre dostu uygulamaları tercih etmesi, ÇED
sürecinin kısa tutulmasını sağlar.
Açık ocak madenciliği ve yeraltı madenciliğinin çevre, sağlık ve güvenlik konularında
avantajları ve dezavantajları vardır. Açık ocak madenciliğinde, yeraltı madenciliğine göre
rehabilitasyon ve doğaya yeniden kazandırma faaliyetleri; açık ocak için daha geniş sahalar
kullanıldığından, daha geniş alanda gerçekleştirilmektedir. Diğer taraftan, yeraltı
madenciliğinde açık ocak madenciliğine kıyasla sağlık ve güvenlik risklerinin azaltılması için
daha fazla önlem alınması gerekmektedir.
Bu iki temel madencilik metodu arasındaki seçim, büyük ölçüde jeolojiye ve maden
cevherinin toplamdaki derinliğine; maden cevherinin tenörü, cevher kütlesinin etrafındaki
kayacın jeoteknik özellikleri, projenin konumu ve cevher kütlesinin işletmesinin ekonomisine
bağlıdır. Yüzeye nispeten yakın yerlerde bulunan cevherler genelde açık ocak madencilik
metotlarıyla çıkarılır. Yeraltı madenciliği, yerin derinliğinde bulunan yüksek tenörlü cevher
yatakları için uygundur.
Yeraltı madenciliğinin çevre açısından en büyük avantajları şunlardır:
- Görsel değer: Yeraltı madenciliğinin görsel etkisi, açık ocak maden işletmeciliği ile
kıyaslandığında ihmal edilebilir.
- Yüzeysel bozunma: Yeryüzünde depolanan atık kaya miktarı, açık ocak
işletmeciliğinde yeraltı işletmeciliğine göre daha fazladır. Ayrıca maden cevheri
işleme atıklarının, yeraltı çalışmalarında kazı alanlarının doldurulmasında kullanılır
ve yeryüzündeki depolanan atık miktarı azaltılmış olur.
- Gürültü ve patlatma: yeraltı patlatması; yüzeydeki patlatmaya göre toz üretimi,
gürültü ve titreşim bakımından büyük ölçüde daha az etki göstermektedir.
Kullanılan teknolojinin, madencilik faaliyetlerinde çevreye verilen etkilere karşın verimlilik
ve cevher kazanımının en yüksek düzeyde tutulmasını sağlayacak şekilde seçilmesi önemlidir.
Cevher zenginleştirme işlemleri, proje yer seçiminde olduğu gibi cevherin özelliklerine bağlı
olup ekonomik etkenler sebebiyle esneklik arz etmemektedir ve alternatifler bazen mümkün
olmamaktadır, ancak kimyasal kullanımında farklı kimyasal seçenekleri, ekonomik olmayan
kayanın içinde mineral kaybını azaltıp ekonomik kazancın olabilecek en yüksek seviyelerde
tutulması için cevherdeki mineralin azami kazancının sağlanması, benzer şekilde su ve enerji
tüketimini azaltan veya fırınlama gibi işlemlerde açığa çıkan gazın önlenmesi veya
giderilmesine yardımcı olan konfigürasyonlar gibi düzenlemelerden faydalanılabilir.
5.3 Malzeme Taşınması Alternatifleri Maden alanı ile cevher işleme tesisleri arasında malzeme sevkıyatı büyük kazıma ve taşıma
ekipmanı filoları (kamyonlar, skraperler, kepçeler, buldozerler, döner kepçeli ekskavatör,
dreglayn, vs.), konveyörler, boru hatları veya raylar gerektirir. Sahada cevher işleme tesisleri;
kömür ve yapı malzemeleri için hazırlama ve lavar (kömür yıkama) tesisleri, hazırlama
tesisleri, konsantratörler, liçleme tesisleri ve finansmana bağlı olarak izabe tesisi ve
rafinerileri dahil eder. Geniş ölçekli madencilik ve/ya da cevher işleme tesisi, büyük bir
endüstriyel kompleks olup; hava sahası, karayolları, demiryolları, liman ve alışılagelmiş yan
tesisler gibi altyapıya ihtiyaç duyacak binlerce işçinin çalıştığı faaliyetlerdir. Bu yöntemlerde
kullanılacak teknoloji ile çevre üzerinde etki en aza indirgenmelidir.
5.4 Su Kaynakları ve Su Yönetimi Stratejileri Projenin su ihtiyacını düşürmek ve suyun geri kazanımı, suyun muhafazalı kullanımı yoluyla
su kaynaklarına baskının azaltılması yollarıdır. İşletme aşaması ve maden kapanışında maden
su ihtiyacının karşılanması ve randımanlı bir şekilde kullanılmasının yanı sıra, bozulmuş
arazilerde asit kaya drenajının (AKD) önüne geçilmesi ve drenaj sistemlerinin izolasyonu için
bir Su Yönetim Planı'nın hazırlanması ve uygulamaya geçirilmesi tavsiye edilir. Plan,
kontamine suyu geri kazanımı ve yeraltı, yüzey sularına kontamine suyun deşarjını azaltmak
için önlemleri açıklamalıdır.
5.5. Atık Yönetimi Alternatifleri Atıklar, insan sağlığı ve çevreyi koruyacak şekilde bertaraf edilmelidir. Atık yönetim planı;
atıkların jeoteknik ve jeokimyasal duraylılıkları ve uzun dönem yüzey ve yeraltı suyu
yönetimini kapsayıp bunlarla sınırlı kalmayan kapama sonrası hususları ele almalıdır.
Yüzeyde bertaraf sistemleri, asidik liç oluşturan malzemenin oksidasyon veya sızıntı
suyundan ayrı tutulması amacı ile tasarlanmalıdır. Temiz su kaynaklarına deşarja;
1) alternatiflerin çevresel analizi ve 2) su kaynakları ve akış yönündeki kullanıcılar üzerindeki
olumsuz etkileri kontrol etmenin yöntemleri hakkında bilgi sağlanmadığı takdirde izin
verilmemektedir.
Eğer madencilik işletmesi bir dizi açık ocak açmayı dahil ediyorsa, iş sahipleri terk edilecek
çalışma alanlarında geri doldurma yöntemiyle atık bertarafının fizibilitesini
değerlendirmelidir.
5.6 Eylemsizlik Alternatifi Eylemsizlik alternatifi, projenin gerçekleştirilememesi durumunda meydana gelebilecek
alternatiftir. Bu alternatif diğer alternatifler için referans çerçevesi oluşturduğundan özellikle
önemlidir.
6 ETKİLER 6.1 Giriş Bütün madencilik faaliyetleri, akiferler dahil yüzey ve yeraltı katmanlarına etki eder. Yüzey
madenciliği; hektarlar veya kilometre kareleri kapsayan alanlarda taş ocaklarını, açık ocaklar,
sıyırma madenciliğini dahil eder. Bu faaliyetler, geniş açık ocaklar veya taş ocakları ve pasa
yığınları ile proje alanının tamamen etkilenmesini gerektirir, ancak çoğu zaman madencilik
faaliyeti esnasında veya sonrasında pasanın ocaklara geri doldurulması mümkün olmaktadır.
Açık ocak madenciliğinde çevresel konular şunlardır: trafik, patlatma, istihraç ve sevkıyat
kaynaklı toz; dizel araçları ve patlama kaynaklı emisyon, gürültü ve titreşim; kontamine
maden sularının tahliyesi, akiferlerin olumsuz etkilenmesi; toprak ve bitki örtüsünün
kaldırılması; ve görsel etkiler. Madencilik dışı arazi kullanımları, faaliyet ve doğaya yeniden
kazandırma çalışmaları sırasında engellenmektedir.
Keşfetme ve hazırlık evreleri genellikle kısa vadelidir ve şunları içerir:
- Ulaşım yolları, sondaj delikleri, pilot ocaklar ve arazi hazırlığı nedeniyle araziy
etkiler;
- Trafik, delme, kazıma ve saha temizleme kaynaklı toz oluşumu;
- Dizel ekipman faaliyetinden gürültü ve emisyon;
- Toprak ve bitki örtüsü, dereler, drenajlar, sulak alanlar, kültürel ya da tarihi kaynakla
ve akiferlerin bozulması;
- Diğer arazinin kullanımlarıyla bağdaşmama.
Hazırlık ve işletme aşamalarının etkileri genellikle uzun vadeli ya da kalıcıdır. Bu kapsamd
aşağıdakiler sıralanabilir:
- Arazi kullanımında, kazı malzemelerinin depolama bölgelerinde yığılması;
- Bozulmuş sahalarda yüzey akıntısı kaynaklı sediman nakli;
- Bozulmuş sahalarda rüzgar erozyonundan dolayı toz üretimi;
- Yapı malzemeleri ve kamyon nakliyesinden dolayı gürültü ve toz üretimi;
- Malzemeden dolayı titreşim oluşumu;
- Malzemeden dolayı egzos emisyonu;
- Madencilik sahasındaki lağım ve katı atıklar;
- Diğer katı atıklar (hurda metal vb.);
- Habitat ve bitki örtüsü kaybından kaynaklanan arazi kullanımındaki değişiklik;
- Madencilik faaliyetleri ve ekipmanıyla oluşan görsel etkiler.
6.2 İnşaat ve İşletme Aşamalarındaki Olası Çevresel Etkiler İnşaat ve işletme sırasındaki potansiyel etkiler; yüzey suyu, yeraltı suyu, su kalitesi, toprak ve arazi kullanımı, flora ve fauna, sosyo-ekonomi, beşeri değerler, tarihi yerler ve peyzaj
üzerinde olabilir.
Hava Kalitesi İnşaat aşamasının hava kalitesi üzerinde göze çarpan en önemli etkiler aşağıda verilmektedir:
- Hava kalitesi ve açık havada görüş netliğinin düşmesi (patlama, trafik, rüzgar
erozyonu);
- Rutin faaliyetlerden kaynaklı dizel emisyonları sonucunda hava kalitesinin düşmesi;
- Proses emisyonları nedeniyle hava kalitesinin düşmesi;
- Yapım sırasındaki hava kalitesi üzerindeki potansiyel etkiler; gaz emisyonları, toz
çökelmesi ve toz ile gaz kirliliğidir.
Tozun önemli kaynaklarından biri, maden sahası ve proses tesisleri arasında kamyon, çekici,
ray ve konveyör ile gerçekleştirilip depolama, harmanlama ve yükleme tesislerini dahil eden
cevher sevkıyatıdır. Boru hatları bu çeşit riskleri göstermez. İşletmenin neden olduğu dizel
emisyonları hava kalitesinin düşmesine neden olur.
Yüzey Suyu İnşaat faaliyetlerinin etkileri, bozulmuş alanlar, pasa yığınları ve cevher yığınlarından
kaynaklanan toprak erozyonu, sediman birikimi nedeniyle yerel rezervuar/havuzların
kapasitesinin düşüşü ve yüzey sularının etki görmesi (örneğin dere dibi tarayarak madencilik
yapma gibi) ile yüzey suyunun bozulmasına neden olabilir. İnşaat aşaması sırasındaki işletme
sıvı atıklar ve havayla temasa maruz bırakılan alanlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Aşağıda belirtilen kaynaklardan gelen sıvı atıklar göz önünde bulundurulmalıdır:
- İşletme faaliyetleri esnasındaki yüzey akışları;
- Alan drenaj ve kuşaklamaları, ocaktan su pompalanması ile kaya yığınları, liç yığını
ve diğer işletme alanlarından yüzey akışı;
- Projenin işletme aşamasında kullanılan yağ, yakıt ve diğer sıvı kimyasalların sızıntısı
veya dökülmesi (ve eğer mevcutsa, yığınlardan sızıntı).
Yeraltı Suyu Yeraltı sularının, maden drenleri, ekipman bakımı,sıhhi tesisat ve evsel kaynaklardan gelen
atık su ile kirletilmesi ile yerel akiferlerin arama sondaj delikleri ve maden kazıları tarafından
etki görmesi, inşaat aşamasında beklenen etkilerdir.
Yeraltı sularının kirlenmesinin kaynakları şu şekilde sıralanabilir:
- Kaya yığınından yüzey akışı ve sızıntı;
- Yeraltı su seviyesindeki değişiklikler;
- Liç yığınından yüzey akışı ve sızıntı;
- Açık ocaktaki sızıntılar;
- İşletmenin ve araç bakım atölyelerinden kazara dökülmeler ve deşarjlar.
Toprak ve Arazi Kullanımı Potansiyel etkiler şu şekilde özetlenebilir:
- Mevcut toprak kütlesini ve arazi kullanımını kayba uğratacak şekilde toprakların
taşınması ya da üzerinin örtülmesi;
- Topografyanın değişime uğratılması;
- Arazi üretiminin geçici ya da kalıcı olarak kaybolması;
- Açık ocak ve yığın alanlarında mevcut arazi şeklinin değiştirilerek arazi kullanım
kabiliyetinin düşürülmesi;
- Toprağın cevher malzemesi ve toksik maddelerden nedeniyle kirletilmesi;
- Artan nüfus baskısı ve plansız yapılaşma nedeniyle proje sahası etrafındaki alanların
bozulması.
Flora ve Fauna Aşağıdaki potansiyel etkiler göz önünde bulundurulmalıdır:
- Arazi kullanımının habitata etkisi;
- Sıvı, gaz ve toz emisyonları, faaliyet görmüş alanlardan yüzey akıntısı ve katı
atıkların bertarafı sonucunda bitki ve hayvanların yaşadığı habitatın kalitesinin
düşmesi;
- Proje su ihtiyacının karşılanması amacıyla yeraltı suyunun pompalanması ile yeraltı
su seviyesinin düşmesiyle proje arazisi dışındaki sucul habitatların azalması veya
bozulması;
- Ekipman faaliyeti, patlatma, proses tesisi ve artan insan baskısıyla artan gürültünün
hayvan türlerini rahatsız etmesi;
- Kirli suların deşarjından dolayı bitki örtüsünün (ve toprağın verimliliğinin)
azalması/yok olması;
- Bitki örtüsünün değiştirilip, alanda yetişmeyen türlerin getirilmesi;
- Habitat değişimi ve habitat kaybından dolayı üretkenlik ve popülasyonda düşüş;
- Trafik ve arazinin bozulmasıyla yaban hayatın olumsuz etkilenmesi.
Sosyo-ekonomi İnşaat faaliyetleri ile ortaya çıkan hizmet ve altyapıda talep artışı, sosyal ve kültürel
çatışmaların halk üzerinde endişe verici etkileri olabilir. Potansiyel sosyo-ekonomik etkiler;
inşaat aşaması için hem proje hem de mevcut durumun tanımına, ÇED sürecinde yapılacak
halkın katılımı toplantılarına, sosyo-ekonomik karakteristiklere ve ülkemizdeki benzer
projelerden edinilen tecrübelere dayanılarak belirlenmelidir.
Beşeri Değerler Proje alanına yakın ikamet eden insanların yaşam kalitesi veya değerlerini etkileyebilecek
olası etkiler; toz, gürültü, titreşim ve trafiktir. Araçların çalışmasından kaynaklanan gürültü,
patlatmadan kaynaklanan gürültü ve sarsıntı yöre halkını rahatsız edebilir. Ayrıca,
patlatmadan kaynaklı sarsıntılar yapılara da zarar verebilir.
Arkeolojik Alanlar Söz konusu alanlara ulaşımın maden inşaatı sayesinde kolaylaştığı veya mümkün kılındığı
durumda kültürel kaynaklar ve tarihi yapılar zarar görebilmektedir. Patlatma ve vibrasyonun
tarihi yapılar üzerine etkileri değerlendirilmelidir. Sit alanları içinde madencilik faaliyetleri
gerçekleştirilmemektedir.
Görsel Sondaj aletleri, madencilik kazıları ve teçhizatları ile tesisler, yöre halkına görsel sıkıntı teşkil
edebilir.
6.3 Faaliyetin Sona Erdirilmesinden Sonraki Olası Çevresel Etkiler Kapanma sonrası ve esnasındaki potansiyel etkiler; yüzey suyu, yeraltı suyu, hava kalitesi,
topraklar, arazi kullanımı, flora ve fauna, beşeri değerler, arkeoloji, peyzaj ve görsellik
üzerinde etkilidir.
Bu etkilerin yanı sıra madencilik faaliyeti sırasında oluşan etkilerin giderilmesi için doğaya
yeniden kazandırma faaliyetleri gerçekleştirilmelidir. Doğaya yeniden kazandırma,
madencilik faaliyetleri neticesinde etkilenen alanların eski ekonomik ve çevresel durumlarına
yakın bir duruma getirilmesini sağlamayı, hatta kimi durumlarda yöre halkının kalkınmasına
katkıda bulunacak şekilde daha iyi ekonomik özelliklere (örneğin sahanın madencilik
çalışmaları sonrasında golf sahasına veya rekreasyon amaçlı kullanılabilecek bir göle
dönüştürülmesi) ulaşmayı hedeflemelidir.