Atık yönetiminde temel politika öncelikle atıkların oluşmadan önlenmesi, kaynağında azaltılmasıdır. Bu nedenle de az atık oluşturan ya da hiç atık oluşturmayan teknolojilerin (temiz teknoloji) tercih edilmesi gerekmektedir. Atıkların önlenemediği durumlarda ise üretilen atıkların yeniden kullanılması, geri dönüşümü ve geri kazanımı esastır. Atık yönetimi politikalarının son basamağı ise nihai bertaraftır.
Atıkta AB SüreciAvrupa Birliğinin katı atıkların yönetimi ile bertaraf edilmesine ilişkin mevzuatı; evsel nitelikli atıklar, ambalaj atıkları, atık yağlar, arıtma çamurları, düzenli depoların standartları, katı atık miktarının azaltılması ve bertaraf edilmesi yöntemlerini içeren bir dizi yönergeden oluşmaktadır. Ülkemizde de atık yönetimi ve temiz teknolojilerin kullanılmasına yönelik mevzuat 2872 sayılı Çevre Kanununa dayalıdır. 2003 yılına kadar geçen 20 yıllık sürede (1983-2003) atıklar konusunda sadece 3 adet yönetmelik uygulamaya konulabilmiş iken, 2003-2008 arasında 10 adet yönetmelik çıkartılmıştır. Yönetmeliklerin sayısı bu yıl sonu itibariyle 18 adete çıkması planlanmaktadır. Bu süreçte AB Mali İşbirliği PHARE programı Twinning Proje imkânlarından faydalanılmıştır. Bu amaçla iki Twinning projesi gerçekleştirilmiştir. Bunlar:
-“
Hava Kalitesi, Kimyasallar ve Atık Alanında Türkiye’ye Destek Projesi” Atık Alt Bileşeni 2003 Mali İşbirliği PHARE Programı - Twinning
8 Eylül 2004 – 30.11.2006
Bütçe: 1,4 milyon €
Atık Çerçeve Direktifi, Düzenli Depolama Direktifi, Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Direktifi, Tehlikeli Atık Direktifi, Yakma Direktifi ve Atıkların Taşınımı Direktifi’nin ulusal mevzuata aktarılması amaçlanmış ve ilgili yönetmelikler hazırlanmış, mevcut yönetmeliklerin revizyonu sağlanmış ve uygulama için stratejik eylem planları oluşturulmuştur.
-
“Türkiye’de Çevre Alanında Program Geliştirme-2004 Özel Atık Yönetimi AB Twinning Projesi” 30.11.2005-31.12.2007 (31 Mayıs 2008 ‘e kadar uzatılmıştır.)
Bütçe:1,5 milyon€
İçeriği : Atık Katalogu (2000/532/EC), Atık Yağlar (75/439 EEC), PCB/PCT (96/59/EC), Kullanılmış Pil ve Akümülatörler (91/157/EEC, 98/101/EC) ve Ömrü Dolmuş Araçlar (2000/53/EC) direktiflerinin ülke mevzuatımız ile uyumlaştırılması ve teknik kılavuzlar ile uygulama planlarının hazırlanmasını kapsamaktadır.
Söz konusu mevzuattan AB Mevzuatı ile uyumlulaştırılarak yürürlüğe girenler ve çalışmaları halen devam edenler aşağıda sıralanmıştır.


Endüstriyel tesislerden kaynaklanan tehlikeli atıkların 14.03.2005 tarihli Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine istinaden yönetilmesi gerekmektedir. AB direktifleri ile birebir uyumlu olan yönetmelikte atık üreticisinin, idarenin ve diğer tarafların yükümlülükleri net olarak belirtilmiştir.
Ayrıca atıkların uluslararası sevkıyatını düzenleyen Basel Sözleşmesine 1994 yılında taraf olunmuş olup, sözleşmeden doğan yükümlülüklerimiz eksiksiz yerine getirilmektedir.
Atıkların Yönetimine İlişkin Mevcut DurumKatı atık yönetim hizmetlerinde yaşanan en önemli problemlerden biri kendi temizlik işleri veya katı atık yönetim işletmeleri olan çok sayıda küçük belediyelerin bulunmasıdır. Bu sistem, etkili ve ekonomik olmadığı gibi, maliyetlerin karşılanamaması, yeterli kaynakların ve uygun teknolojinin bulunamaması ve genellikle de uygun katı atık yönetim pratiklerinin hayata geçirilmesinde ilerleme kaydedilememesi gibi problemlere yol açmaktadır.
Bu nedenle, atıkların bertarafı için daha büyük yönetim birimlerinin (Mahalli İdare Birlikleri) kurulmasını teşvik etmek önem taşımaktadır. Böylece, sınırlı kaynaklardan maksimum avantaj sağlanacak şekilde yararlanılabilir ve büyük ölçekli işletmeler ve büyük tesisler ortaklaşa kullanılarak daha fazla verim elde edilebilir. İşbirliğinin, pahalı ve kompleks tesislerin planlaması, kurulması ve işletilmesi açısından son derece önemlidir.
Bakanlığımızca; Mahalli İdare Birlikleri aracılığı ile en geniş bölgenin faydalanabileceği (50-60 km yarıçap dahilinde) “Katı Atık Bertaraf Tesisleri”nin hayata geçirilmesi katı atık sorununun çözümünde en önemli konu olarak görülmektedir. Bu noktadan hareket edilerek ülke genelinde birlik oluşturan belediyelere öncelik verilerek çalışmalar bölgesel düzeyde yürütülmüştür.
2003 yılında yayınlanan 2003/8 sayılı genelgemiz ile; il genelinde bölgesel işbirliği yapabilecek belediyelerin ve alternatif katı atık depolama alanlarının belirlenmesi istenmiştir. Ayrıca vahşi atık depolama alanlarının ise katı atıkların kontrolü yönetmeliği doğrultusunda kapatılarak rehabilite çalışmalarının başlatılması gerektiği yönünde tüm valilikler talimatlandırılmıştır.
Entegre Bertaraf Tesisleri” yapılması için son derece önemli ve gerekli olan jeolojik ve jeoteknik etütler, çevresel etki değerlendirmesi çalışmaları, uygulama projeleri ve ihale dokümanlarının hazırlanması aşamasında her türlü teknik ve maddi destek Bakanlığımızca verilmiştir.
Bakanlığım koordinatörlüğünde ülkemiz genelinde çalışmalar devam ettirilmiş ve 2004 yılına kadar 15 olan Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi sayısı şu an itibariyle 32’ ye çıkarılmıştır. Söz konusu tesisler yaklaşık 29 milyonluk bir nüfusa hizmet vermektedir. Hizmet götürülen nüfusun yaklaşık % 43’ünü oluşturan atıklar uygun yöntemlerle bertaraf edilmektedir.
BAKANLIĞIMIZCA BELEDİYELERLE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR
Konu ile ilgili tüm çalışmaların tamamlanmasıyla 2012 yılına kadar ülkemizde üretilen atıkların % 70’i düzenli depolama tesislerinde bertaraf edilmiş olacaktır.
Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği ile ambalajlı ürünleri piyasaya sürenler, ambalaj atıklarının geri kazanımından ve bu amaçla yapılacak harcamaların karşılanmasından sorumlu tutulmaktadır. Bu kapsamda Bakanlığımız kayıtlarında 2005 yılında 890 olan piyasaya süren işletme sayısı 2008 yılında 4500’e ulaşmıştır.
Yönetmeliğe göre ambalaj atıklarının lisanslı işletmeler tarafından toplanması ve geri dönüştürülmesi esastır. Ancak lisans uygulaması ilk olarak 2003 yılında başlatılmıştır. 2003’ten 2007’ye kadar olan dört yıllık süreçte Bakanlığımızca lisanslandırılan ayırma tesislerinin sayısı 2003 yılında 15 iken bu sayı 2008 yılı itibariyle 108’e yükselmiştir.
Bugün itibariyle yaklaşık 100 belediyede kaynakta ayrı toplama çalışması yürütülmektedir. Çalışmaların yürütüldüğü bölge sınırları içerisindeki konutlarda yaşayan nüfus 3.489.044 kişidir. Bu nüfus ülke nüfusunun yaklaşık %7’sine tekabül etmektedir.
Özellikle Büyükşehirlerimizde geri kazanım ve kaynağında ayrı toplama uygulamaları ile ilgili ciddi çalışmalar ve gelişmeler mevcuttur.
Atık yönetiminde öncelik verdiğimiz konulardan biri tıbbi atıkların doğru yönetiminin sağlanmasıdır. Ülkemizde 2007 yılı verilerine göre yaklaşık 92 bin ton tıbbi atık oluşmaktadır. Yapılan analitik çalışmalar sonucunda bu atıkların % 55’inin uygun olmayan yollarla dere kenarına, evsel atıklarla karıştırılarak veya açıkta yakılarak bertaraf edildiğini tespit ettik. Bu uygulamalara son verilmesi için Bakanlığımca yeni stratejiler geliştirilmiştir. Bakanlığımızın bu konudaki önceliği tıbbi atıkların sterilizasyona tabi tutularak zararsız hale getirilmesidir. Ayrıca bu tür çalışmalara Bakanlığım imkanları dahilinde belli ölçülerde finansman desteği sağlanabilmektedir. 2008 yılı sonu itibariyle düzensiz olarak bertaraf edilen tıbbi atık miktarı % 28’e kadar düşürülmüş olacaktır. Artan tıbbi atık miktarı da dikkate alınarak 2012 yılında oluşacak tıbbi atıkların %84 nün mevzuata uygun şekilde bertaraf edilmesi sağlanmış olacaktır.
Atık madeni yağların kullanım ömürleri dolduktan sonra yaygın olarak çevre ve insan sağılığına uygun olmayan yollarla kullanıldığı belirlenmiştir. Bazı tespitlerimize göre ekmek fırınlarında dahi atık yağların yakıt olarak kullanıldığı, taşıt yakıtlarına atık yağların karıştırıldığı, ısınma amaçlı hava kirliliği yaratacak şekilde bunların yakıldığı belirlenmiştir. 2007 yılında toplam 37551 ton atık yağ kayıtlı olarak toplanmıştır. 2007 yılında yönetmeliğe uygun olarak toplanan atık yağ Türkiye genelinde oluşan atık yağ miktarının yaklaşık %20’sine karşılık gelmektedir. Kayıt altına alınan atık yağ toplama miktarında her yıl %5 lik bir artış beklenmektedir. Buna göre 2012 yılında oluşacak atık yağ miktarının tahminen %40’ı yönetmeliğe uygun olarak toplanacak ve geri kazanılacaktır.
Bitkisel atık yağlar, kanalizasyona sistemlerini tıkamakta, yüzeysel sularda havadan suya oksijen transferini önleyerek zamanla sudaki oksijenin tükenmesini hızlandırmaktadır. Ayrıca atık su arıtma tesislerinin işletme maliyetlerinin artmasında söz konusu yağların büyük etkisi bulunmaktadır. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği ile 2007 yılında yaklaşık 3000 ton kullanılmış kızartmalık yağ ve yaklaşık 90 bin ton bitkisel yağ rafinasyon atığı toplanarak geri kazanımı sağlanmıştır. Kızartmalık yağların evlerden toplanması çalışmaları özellikle büyükşehir belediyeleri tarafından 2008 yılında başlatılmıştır.
Zararlı maddeler içeren pillerin toplanması ve uygun şekilde bertaraf edilmesi için Bakanlığımızca gerekli yasal düzenlemeler yapılmış olup, 2006 ve 2007 yıllarında yaklaşık 200 ton/yıl atık pil kaynakta ayrı toplanarak yönetmeliğe uygun olarak bertaraf edilmiştir. Diğer yandan 2007 yılında yönetmeliğe uygun olarak 43 bin ton akü toplanmıştır. Toplanan akümülatörlerden yaklaşık 25 bin ton kurşun ve 5 bin ton plastik geri kazanımı sağlanmıştır.
Ülkemizde yaklaşık 200 bin ton civarında araçlardan kaynaklanan atık lastik oluşmaktadır. Bu atıkların geri dönüşümünün sağlanması ve enerji amaçlı kullanımının desteklenmesi için Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği 2007 yılında yayımlanmıştır. Bu sayede lastik granüllerinin spor sahalarında, çocuk oyun alanlarında kullanılmasının sağlanması planlanmaktadır.
Ayrıca Poliklorlu Bifeniller ve Terfenilerin stok ve atıklarının bertarafı ülkemizde 2025 yılına kadar tamamlanacaktır.
Türkiye'de TÜİK tarafından 2004 yılı için yapılan imalat sanayii atık envanterine göre, sektörel atık türü ve bu atıkları üreten sektörlere göre, atık üretim ve bertaraf edilen miktarlara ilişkin veriler değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara varılmaktadır:
Mahir Erdem, T.C. Çevre Orman Bakanlığı, Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanı