
Dunham sınıflamasında Tane-mikrit oranı karbonat çamurtaşından karbonat tanetaşına doğru gidildikçe artmaktadır. Bu durum söz konusu kayaçların çökelme ortamı enerjisindeki farklılığı da yansıtmaktadır. Aynı oran artışı Folk sınıflamasında mikritten sparite geçerken de
gözlenir. Bundan da anlaşılacağı gibi Dunham ve Folk taneli dokudaki kireçtaşları esas olarak 3 gruba ayırmışlardır:
1. Mikrit dayanımlı,
2. Tane dayanımlı ve
3. ve 2. Grup arasında yer alan geçiş litolojileri.
Folk mikrit dayanımlı kayaçlarının "mikrit' olarak, tane dayanımlı olanlar ise "sparit" olarak isimlendirilmişlerdir (sparitler içerisinde, taneler arasında mikrit hemen hemen hiç yoktur ve onun yerini sparkalsit çimento almıştır). Geçiş litolojilerini hem taneli (dolayısıyla önemli ölçüde spari kalsitik çimentolu), hemde mikritli oldukları için mikrit ve sparit ke1imelerinin kısaltılarak birleştirilmelerinden oluşturulan "miksparit" terimiyle ifade etmiştir. Ör: Pelmiksparit Dunham sınıflamasındaki karbonat çamurtaşı ve karbonat vaketaşı genelde mikrit dayanımlıdır. Karbonat tanetaşı ise tane dayanımlı litolojileri, yani sparitleri ifade eder. Geçiş 1itolojileri ise karbonat istiftaşları ile temsil edilir. Bu duruma göre: Tane cinsleri de göz önüne alınıp, yukarıda açıklanan genel isimlerin içerisinde %lO' dan fazla da pellet içeren
bir kireçtaşı Dunham'a göre: Pelletli karbonat vaketaşı, Folk'a göre ise: Pelmikrit olarak
isimlendirilir.
Dunham (1962) sınıflaması uygulanması oldukça pratik"tir. Taneler birbirine destek olacak kadar-bol değillerse, çamur içinde yüzer durumda kalan tanelerin oluşturduğu dokuya "çamur
destekli"; karbonat çökeli içindeki taneler birbirine destek olacak şeki1de ise, "tane destekli"
denilmektedir. Koloni yapan mercanlar ve laminalı stromatolitik mavi-yeşil algler gibi bağlanma özelliği gösteren karbonat kayaları "bağlamtaşı" olarak tanımlanmıştır. Çamur oranının %10'dan fazla olmasl adlamada bir sınır olarak alınmıştır( Çamurtaşı, Vaketaşı). Tane destekli olarak oluşan karbonat kayaları da çamur ve çimento içeriğine bakılarak istiftaşı veya tanetaşı olarak adlandırılır.
Jordan Sınıflaması
Bu kavramlarda, organizmaların engelleyici, sarıcı, bağlayıcı ve çatı yapıcı özellikleri dikkate alınmıştır. Ayrıca, çakıl boyu karbonat tanelerinin %10 veya daha fazla oranlarda bulunmasına göre yüzentaş ve moloztaş gibi dokusal terimler de eklenmiştir.
ÇÖKEL YAPILAR Çökel kayaçlar içerisinde gözlenen ve çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişmiş olan değişik ölçekteki şekil ve yapılardır. Ortam analizlerinde çok yararlanılan bu oluşukları oluşum zamanlarına göre 2 ye ayırarak incelemek mümkündür.
1) Çökelme ile eş zamanlı yapılar
2) Çökelme sonrası oluşan yapılar
1)Çökelme ile eş zamanlı yapılar
A-Tabakalaşma
a) Paralel Tabakalaşma: Süspansiyon halindeki malzemeden çökelme sonucu oluşurlar. Her türlü ortamlarda bulunurlar.
b) Çapraz Tabakalaşma: Akıntı ve dalga işlevleri sonucu gelişirler. Karasal'dan denizele kadar birçok ortamlarda izlenirler. Çaprazlık açılarına göre, bazen ortam göstergesi olarak kullanılabilirler. Küçük açılı (en fazla 12°) düz1emsel çapraz tabakalar çoğunlukla plaj ve kıyı boyu setleri içerisinde bulunurlar. Orta açılı (18-28°) düzlemsel çapraz tabakalar özellikle delta önlerinde, bazen de akarsu çökellerinde ve kıyı boyu setleri içerisinde görülürler. Büyük açılı (24°-34°) olanları ise çoğu kez rüzgar ve seyrek olarak da delta önü çökelleri içerisinde rastlanır.
c) Laminasyon: Depolanmadaki süreksizliğin, depolanan malzeme özelliklerinin zaman zaman değişiminin veya bu malzemeyi depolayan etkenin hızlarındaki değişimin bir sonucu olarak değişir. Ortam analizlerinde laminasyon çökelme ortamlarının bentonik yaşam koşullarına ışık tuttuğu için önemlidir. Laminaların geliştiği ve korunduğu ortamlar içerisinde bentonik organizma kalıntısı çok az veya hiç yoktur. Zira laminasyonlar bentonik organizmalar tarafından kolayca tahrip edilebilen yapılardır.
d) Dereceli tabakalaşma: Birçok ortamlarda oluşabilir. Ancak çoğunluğuda türbidit ortamlarında gelişir.
e) Homojen kayac;lar: Homojen ve hiçbir yapı göstermeyen kayaçlar ya tamamen yoğun bentonik organizma faaliyetleri veya hızlı homojen malzeme depolanması sonucu oluşurlar. Bu nedenle de bu tür kayaçlar çökelme koşulları bakımından faydalı bilgiler verirler.
B- Tabaka üst yüzünde gelişen yapılar:
a) Yağmur ve buz kristal izleri: Bu tür izler doğrudan doğruya karasal ortamları belirlerler.
b) Kuşgözü yapıları : Gelgit ortamları içerisinde yer alan çökellerden gaz ve hava kabarcığı çıkışı sonucu gelişir ve bu ortamların göstergesi olarak kabul edilirler.
c) Biyojenik iz ve oyuklar: Bu yapılar çeşitli bentonik organizmaların hareketleri sonucu daha çökelme sırasında tabakalrın üzerinde veya jçerisinde gelişen oluşuklardır. Ortam analizlerinde daha çok ortamların derinliği hakkında bir fikir verirler. Bilindiği gibi bentonik organizmalar oksijenin yeterli olduğu derinlik limitlerinde yaşayabilirler. Biyojenik iz ve oyukların en yaygın olduğu ortamlar lagün ve gelgit düzlüklerdir.
d) Dalga ve akıntı izleri: Ripl-marklar denizel, ripl-mark'lar ise akarsu, deniz ve rüzgar ortamlarında gözlenirler. Düşük hızlı akıntı rejimlerini karakterize eden bu yapılar ortam analizlerinde, akıntı veya esinti yönü hakkında bilgi verirler.
e) Kuruma Çatlakları : Karasal ve gelgit düzlüğü çökelleri için karakteristik yapılardır.
f) Taban Yapıları: Doğada tabaka altlarında gözlenen bu yapılar aslında birincil durumda tabaka gelişirler. Bunlar orta şiddette veya kuvvetli bulanık akıntıların üzerinden geçtikleri şeyl veya çamurtaşı gibi ince taneli malzemenin tabaka yüzeyindeki etkileri sonucu oluşurlar.
Şekilleri itibarı ile kaşık, yiv, oluk, oyuklar halindedirler. Akıntı yönünün tayininde büyük kolaylık sağlayan bu yapılar genellikle bulanık akıntı (türbidit) çökelleri için karakteristiktirler. Çoğunlukla kıta yamacı ve derin deniz ortamlarına işaret eden taban yapıları daha birçok sığ ortamlarda da gözlenmişlerdir.
C- Tektonik olmayan deformasyon yapıları:
a) Yiikleme, top ve yastık yapıları : Bu yapılar farklı sertlikte çökellerin depolanma sonucu üst üste geldikleri yerlerde ve daha taşınmanın olmadığı sıralarda oluşurlar. Göreli olarak sert ve yoğun çökeller ( daha sert ve yoğun olan çökeller ağırlandıklarında ötürü yumuşak, çamurlar çökelme ortamı hakkında pek bilgi vermez.
b)Göçme ve kayma yapıları : Bu yapı1ar yumuşak halde bulunan çökellerin yerçekimi ve diğer etkileri ile ani olarak bir yamaç aşağl akma veya kaymalar sonucu oluşurlar. Oluşum mekanizmaları itibari ile de, bulundukları ortamlarda çökelmenin kazara ancak duraylılığın az olduğunu gösterirler. Değişik ortamlarda oluşma olasılığı bulunan bu yapılar en fazla kıta yamacı ve delta ortamlarında bulunurlar.
2. Çökelme Sonrası Oluşan Yapılar
A- Erime Dokanakları: Kireçtaşlarının sürekli çökelme nedeni ile gömülmesi ve üstündeki basıncın artmasl sebebi ile başlayan erimelerin oluşturduğu testere dişlerine benzer yapılardır. Birincil çökelme kalınlığının azaldığını işaret eden bu oluşuklar çökelme ortamı hakkında herhangi bir ipucu vermezler.
B- Tektonik Deformasyon Yapıları: Fay, kıvrım ve çatlak, gibi deformasyon yapılarının ortam analizlerinde herhangi bir önemi yoktur.
FOSİL İÇERİĞİPaleontolojik çalışmalarda organizmaların sistematik ve tür karakteristiklerinin tanımlanmasına aşırı ölçüde ilgi gösterilirken malesef, ortam analizlerinde büyük yararları olacak ekolojik çalışmalara pek az yer verilmektedir. Bu çalışmaların eksikliği özellikle ülkemiz için halen güncel bir sorun olarak ortada durmaktadır.
Organizmalar doğada ekolojik olarak belirli topluluklar halinde yaşarlar. Her topluluğun kendine özgü yaşam tarzı ve belirgin özelliklere sahip bir dünyaları vardır. Bu özelliklerin bir kısmını fosilleşmelerinden sonrada yansıtırlar. Ortam analizlerinde önemli olan fosil topluluğundan hareketle yaşam koşulları açığa çıkarılmasıdır. Çökel kayaçlar içerisinde izlenen fosi1 toplulukları başlıca 3 şekilde oluşmuş olabilirler.
1. Fosil topluluğunu oluşturan organizmalar, içinde bulunduğu kayacın çöke1le ortam içerisinde yaşamış ve fosillerdir. Diğer bir deyişle bu organizma parçaları bu organizma parçaları otoktondur. Ortam analizlerinde en yararlı bilgiler bu tür toplu1uklardan elde edilir.
2. Fosil topluluğu genelde otoktondur ancak bazı organizmalar daha yaşantıları sırasında veya ölümlerinden sonra başka bir ortamdan taşınarak getirilmiş ve depolanmıştır.
3.Fosil topluluğunun tümü kayacın çökelme ortamına yabancıdır. Yani bu organizmalar başka bir ortamdan taşınılarak getirilmiş ve içinde bulundukları kayacın çökelme ortamında depolanmışlardır. Bu tür fosil toplulukları ortam analizlerinde pek kullanılmazlar.
Fosil toplulukları ortam analizi açısndan değerlendirilirken bu toplulukların toplumsal veya bireysel bazı özelliklerinin incelenmesi gerekir. Bunlar: Morfolojik bileşim, iç yapl, boyut, biiyiime şekli, korunma, sayısal yoğunluk, sınıf ve tür yoğunluklarıdır.
1.Morfolojik Bileşim.: Morfolojik bile$im tayininde fosil topluluklarını oluşturan bireylerin şekil,cins ve türleri tayin edilir. Bazı cins ve türlerin belirgin ortamlar için karakteristik oldukları göz önüne alınırsa, böyle bir ayırımın ortam analizlerinde kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu kendiliğinden ortaya çıkar.
2. İç yapl : Organizma iskeletlerinin iç yapılarının incelenmesi sistematik tanımlama için şarttrr. Ancak bu tür bir çalışmanın ortam analizlerinde herhangi bir önemi yoktur.
3. Boyut: Organizmaların tekil veya topluluk olarak boyut ölçüleri, ortam analizlerinde doğrudan doğruya karbonatların tane boyutunu belirlediği için önemlidir. Organizma boyutları yaradılışı dışında ; tuzluluk, sıcaklık, su ortamının bulanıklığı, erimiş gaz miktarı ( Ör.HzS) ve yiyecek mikdan gibi faktorlere de bağlıdır. Ortam koşullarını elveriş1i veya elverişsiz olduklarına göre organizma boyutları belirli ölçüde küçülüp büyümektedir. Örneğin; herhangi bir türe ait organizmalar bir ortam içerisinde normalinden daha küçük veya büyük boyutlarda ise, o takdirde yaşadıkları ortam içerisinde normal koşulların varlığından şüphe etmek gerekir.
4. Biiyiime Şekli : Mercan ve alg gibi bazı organizmalar içinde bulundukları ortam koşullarına göre farklı büyüme şekilleri gösterirler. Bundan yararlanılarak o organizmanın yaşadığı ortam ve koşullarının tahmin etmek mümkündür. Örneğin; bir mercan cinsi olan Favositesler, yüksek enerjili ve çalkantılı resif çekirdeklerinde dom şeklinde dikine bir büyüme, daha düşük enerjili resif yamaçlarında ise yatık ve düzlemsel bir gelişme gösterirler.
5. Korunma: Ortam analizlerinde fosil toplulukları incelenirken, kavkıların korunma derecelerinin, kayaç içerisinde dağılma şekillerinin ve nihayet tabaka düzlemlerine göre yönlenmelerinin saptanması gerekir. Bütün bu artırmalar çökelme ortamının fizikse1 koşulları hakkında yararlı bilgi1er verirler.
6. Sayısal Yoğunluk : Karbonat veya herhangi bir çökel kayaç içerisindeki fosillerin sayısal yoğunluğu, çökelme ortam koşullarının elverişliğini ve ortamdaki yiyecek bolluğunu göstergesi bakımından önemlidir. Ancak fosillerin sayısal yoğunluğunun, çökelme ortamı içerisinde yaşayan organizmaların sayısal yoğunluğunu yansıtmadığını unutmamak gerekir. Örnekleme gerekirse : Herhangi bir ortamda aslında çok daha fazla sayıda organizma yaşıyordur, fakat bunların sadece bir kısmı fosilleşmiştir. Başka bir olasılıkla, çökelme ortamı içerisinde gerçekte daha az organizma yaşamaktadır ve bugün taşta gözlenen iskeletlerin önemli bir kısmı çökelme sırasında ortama dışardan taşınmıştır.
7. Sınıf ve tür yoğunlukları : Sayısal yoğunluk ile sınıf veya tür yoğunlukları farklı şeylerdir. Sayısal yoğunluğu kontrol eden ana parametrenin ortamdaki yiyecek bolluğu olmasına karşın, sınıf ve tür yoğunluğunu kontrol eden parametreler tuzluluk, sıcaklık, deniz tabanının niteliği, vb., ekolojik nedenlerdir. Herhangi bir sınıf veya tür yoğunluğunun artışı, çökelme ortamı koşullarında ancak bu organizmaların tolerans gösterebileceği anoksik koşulların geliştiğine işaret eder. Diğer bir deyişle, sınıf veya tür yoğunluğunun azlığı normal denizel koşulların bir ifadesidir.
KARBONAT ORTAMLARINDA YAYGIN ORGANİZMALARIN EKOLOJİK VE PALEO-EKOLOJİK ÖZELLİKLERİKırmızı Algler : Bunları en iyi şekilde fazla ışıklı ve suların çalkantılı olduğu sığ kıyı şeritlerde gelişme gösterirler. Düşük gel-git seviyeli altında oluşumları önemli miktar ve yayılımlara ulaşırlar. Normal olarak sığ yerlerde çoğunlukla bulunmalarına rağmen, 100 metrenin üzerine çıkan derinliklerdede bu bitkilerin yaşadığı görüşmüştür. Algler esas itibari ile fotosentez yapmak için ışığa bağlı olduklarından ışığın ulaşamadığı derinliklerde yaşayamazlar. Sıcaklık ve tuzluluk değişiminden de alglerin yaşamı üzerinde etkisi görülür. Tuzluluğu normal (350/00 ve sıcaklığı 20°C ' nin altına düşmeyen ılımlı denizlerde algler yaşamlarını sürdürürler.
Kırmızı Algler : Yaşlı kayaçlar (özellikle Tersiyer yaşlı) içerisinde çoğunlukla Mercanlarla birlikte resif ve merceksi karbonat yığışımlarını oluştururlar ve bu tür ortamları karakterize ederler.
Yeşil algler: Genellikle sığ, ılıman, tropik sularda bol bulunurlar. Bunlann bulunduğu sular fazla çalkantllı değildirler. Yaşlı kayaçlarda, bilhassa Halimeda türü,, resif ardl veya lagün
ortamlarını karakterize etmektedirler.
Mavi-yeşil algler: Bu algler prensip itibari ile karasaldan derin denize kadar her türlü ortamlarda yaşarlar. Ancak bu organizmaların oluşturduğu "stratomatolitler" bugünkü ortamlarda kıyı şeritlerini gel-git düzlükleri karakterize ederler. Kuşkusuz diğer verilerle de desteklendiği takdirde bu tür oluşumlar yaşlı kayaçlarda kıyı ortamını gösteren en iyi verilerdir.
Radiolarialar: 'Bu silis kavkılı organizmalar sığ denizlerde de bulunmasına rağmen genellikle derin deniz ortamlarını karakterize ederler. Bugünkü okyanus sedimentleri içinde radiolaryalar önemli bir yer tutarlar.
Kokolitler : Bu planktonik algler derin deniz ortamlarına işaret etmektedirler.
Diatomeler : Silisli kavkıları olan bu organizmalar türlerine göre denizelden tatlı suya varan değişik ortamlarda yaşarlar. Türlerinin incelenmesi sonucu; denizel tatlı su veya bunların karışımı. olan ortamların birbirinden ayrılmasına olanak hazırlayabilirler.
Foraminiferler
Planktonik foraminiferler: Bentonik foraminiferler genellik1e türlerine bağlı olarak çok değişik yaşama ortamları sergilerler. Kuşkusuz bunların yaşamı planktoniklerde olduğu gibi çok derinlere uzanmaz. Ortam analizlerinde önemli olan bazı türleri vardır.
Bağlayıcı foraminiferler: Homotrema ve Carpenteria türünden olan bu foraminiferler resif ortamlarını karakterize eder ve bu ortamlarda bir önem taşımazlar. Ancak bağlayıcı foraminiferlerle bir araya ge1diklerinde sığ deniz ortamını belirlerler. Keza, bunlar globigerinid foraminiferlerle birlikte relatif olarak daha derin deniz ortamlarını gösterir.
Küçük, ince kavkı duvarlı foraminiferler: Bunlar arasında Miliolidae grubu önemli yer tutar. Bu organizmalar çoğunlukta oldukları kayaçlarda genellikle resif ardı veya resif ortamlarını karakterize ederler .
Biiyiik bentonik foraminiferler: Büyük bentonikler içerisinde Heterostegina ve Cycloclypeus'lar önemlidirler. Bu organizmalar genellikle resif veya benk önü ortamlarına işaret eder1er.
Siingerler: Normal çalkantılı olan denizel ortamlarda, sert zeminler üzerinde tutunarak yaşayan organizmalardır. Süngerlerin bol olduğu yerlerde terijen malzeme depolanmasınıda yavaş olduğu ortamlara işaret ederler. Kalker spiküllü süngerler normal denizel sularda ve 100 metrenin altındaki derinliklerde yaşarlar. Bunların fazla bulundukları yer1er derinlik itibariyle 10 metrenin altında olan yerlerdir. Silis spikül ve iskeletli süngerler nispeten daha derin ve 200 metreye kadar olan denizlerde yaşarlar.
Mercanlar: Mercan grubu içerisine antozoan, hidrozoan mercanlar ve alg içeren mercan gruplan girerler. Mercanların hepsi sıcak denizel ortamlarda ve tuzluluğun 34 ile 36 ppt olduğu yerlerde yaşarlar. Mercanlar fizyolojik yapıları itibarı ile denizlerin sığ ve oldukça çalkantılı kısımlarını tercih ederler. Bulanık sularda da organizmalar yaşadıkları için çoğunlukla bulundukları yerlerde terijen malzeme depolanması azdır. Ekolojik olarak rnercanlar "Ahermatipik" ve "Hennatipik" olarak iki kısma ayrılırlar. Hermatipik olanları kırmızı alglerle birlikte modern resiflerin büyük bir kısmını oluştururlar. Yaşlı kayaçlarda bu organizmalar yaygın olduğu zaman resif veya benk ortamını gösterirler.
Annelid kurtları : Tatlı sudan denizlere kadar o1an her türlü ortamlarda yaşar1ar çok değişken olan derinliklerde bulunmalarına rağmen, çoğunlukla sığ suları tercih eder1er. Bu organizmalar birbirlerine tutunarak küçük resif yapıları oluşturdukları gibi diğer hayvan kavkıları üzerine yerleşerek de yaşamlarını sürdürürler. Annelidlerin sebep olduğu oyuk iz yapıları da (Burrows and trails) yaşlı sedimentler içerisinde oldukça yaygındır.
Bryozoalar: Bunlar da denizel organizmalardandır. Bryozoaların bulunduğu ortamların sıcaklık ve derin1ikleri değişken olmakla beraber, ılımlı ve derinliği 400 metreden az olan sular bu organizmaların yaşamı için en uygun yer1erdir. Bryozoalar da mercanlar gibi çalkantılı ve berrak yerleri tercih ederler. Ayrıca bu organizmaların yaşamlarını sürdürebilmek için belirli bir sert zemin veya nesneye tutunma zorunluluğu vardır. Bazen bu organizmalar yüzen bitki parçalan v.s de tutunabilir1er.
Brakiyopodlar : Denizel organizmalardır. Bunlar genelliklede yumuşak veya sert olan zeminler üzerinde yaşayabilmelerine rağmen, çoğunlukla pedikülleri sayesinde sert olan zemin ve nesnelere tutunarak yaşamayı tercih ederler. Bu organizmaların bulunduğu ortamların berrak veya çalkantılı olması koşulu yoktur; ancak sedimentasyonun çok çabuk ve fazla olduğu yerlerde yaşayamazlar.
Ekinodermler : Denizel ortamları karakterize ederler. Bazen lagün ve haliçlerde de bulunurlar. Belirli bir derinlik bağımlılıkları yoktur. Kıyı şeridinden derin denize kadar her türlü ortamlarda bulunurlar.
Mollüskler : Genellikle çok değişik ortam koşulları içerisinde yaşayabilirler. Bilhassa Pelesipod ve gastrapod'lar lagünden derin denize kadar değişen ortamlarda bulunur1ar. Ancak
bu organizmaların miktar itibariyle büyük boyutlara ulaştığı yerler, genellikle sığ denizel veya
lagüner bölgeler olmaktadır. Pelajik gastrapod'lardan olan Pteropod'lar genellikle derin deniz veya açık deniz koşulları altında yaşar ve bunlara ait sedimentler içerisinde bulunurlar.
Ostrakodlar : Genellikle çok kişilik olan bu organizmalar her türlü ortam içerisinde yaşayabi1irler. Bunların ortam analizlerinde başarılı bir şekilde uygulanmasl ancak etrafı paleontolojik açıklamalarla ve bilgilerle mümkündür.
Stromatoporoidler: Bu organizmalar çoğunlukla resif ortamlarını karakterize ederler. Bunların bulunduğu ortam suları genellikle sığ çalkantılı ve berraktır. Stramatoporoidlerin üzerine yerleştikleri zemin çoğu zaman sağlam ve sert olmaktadır.
Trilobitler : Denizel olan bu organizmalar değişik ortam koşullarında ve bazen de resif ortamlarında yaşamlarını sürdürürler.
KİREÇTAŞLARININ ORTAM ANALİZLERİNDE KULLANILABİLECEK DİĞER VERİLER NELERDİR ?Kireçtaşları içerisinde yer alan bazı yerli mineraller ile dolomit ve evaporit gibi sık sık kireçtaşları ile birlikte bulunan litolojiler kireçtaşlarının ortam analizlerinde yararlı olurlar.
Kireçtaşları içerisinde bulunan belli başlı yerli mineraller: şamozit,. Glokonit, fosfat ve Manganez yumrularıdır.Birer demir silikat minerali olan şamozit ve glokoniler tipik olarak denizel ortamı işaret ederler. Her iki mineral de terijen malzeme geliminin az, çökelmenin yavaş olduğu ortamlar için karakteristiktir. Fosfat iyi bir derinlik göstergesidir. Çoğunlukla 30-300 m. arasındaki derinliklerde gözlenirler. Bu mineraller genellikle organik madde içeriği
Bol olan dip akıntılarının yüzeye çıktığı kıtaların sahil zonlarında gelişirler. Fosfatlar da bulundukları ortamda yavaş çökelmeyi ifade ederler. Manganez yumruları çoğunlukla derin deniz oluşukları olarak bilinirler. Ancak sığ denizlerde de oluşurlar.
Dolomit ve evaporitlerin çökelme ortamları karasal'dan denizel'e kadar değişir. Ancak bunlar genellikle buharlaşmanın şiddetli olduğu gel-git düzlüklerinde daha fazla depolanırlar. Diğer verilerle de desteklendiği takdirde, evaporitler yaşlı kireçtaşı ortamlarının tuzluluk,buharlaşma sıcaklık ve biyolojik koşulları hakkında bilgi verirler.
İncelenen bir fasiyesin çökelme ortamı yorumlarken kullanılabilecek diğer önemli bir veri de, bu fasiyesin altında ve üstündeki birimlerin çökelme ortamlarının niteliğidir. Bilindiği gibi normal (geçişli) dokanak ilişkisi gösteren kayaçlar oluşum ortamları çökelme sırasında yan yana olmak zorundadır (Walther Kanunu). Ör: Transgresyon veya regresyona bağlı olarak normal koşullarda bir gel-git düzlüğü çökelinin üzerinde veya altında ancak lagün-gel-git altı veya bataklık-karasal çökellerin yer alabileceği gibi.
BÜTÜN BU İNCELEME VE BİLGİ BİRİKİMİNDEN SONRA ORTAM NASIL YORUMLANIR?Herhangi bir kireçtaşının geometri, litoloji çökel yapı ve fosil içeriği ayrıntılarıyla belirlendikten sonra onun ortam yorumuna geçilir. Ortam yorumundan amaç, kireçtaşının nerede çökelmiş olduğunu ortaya koymaktır. Bu da o ortama gel-git düzlüğü, lagün, kıta sahanlığı vb. isim vermekle mümkün olur. Ortama isim verildiğinde söz konusu ortamdaki çökelme koşulları da bir bakıma otomatik olarak belirlenmiş olur. Zira güncel ortam bilgilerimizden bir lagünün veya bir gel-git düzlüğünün coğrafik konumunun, fiziksel, fizikokimyasal ve biyolojik koşullarının neler olduğu veya neler olabileceği az-çok bilinmektedir.
O halde ortamı isimlendirmek ortam analizlerinde en son aşamadır. İsimlendirme de ancak çökelme koşullarının bilinmesiyle olur. Bu bakımdan, herhangi bir kireçtaşının incelenmesi ile elde edilen bulgulardan, önce o kireçtaşının çökelme koşullarını belirlemek ve daha sonra ise bu koşulların hangi ortamlara ait olabileceğini tahmin etmek gerekir. Çökelme koşulları araştırılırken bunları 3 ana grupta toplamak. uygun olur. Bunlar fiziksel, fiziko-kimyasal ve biyolojik koşullardır.
Fiziksel koşullar içerisinde ortamların çalkantı derecesi (enerji düzeyi), bulanıklık derecesi (terijen malzeme getirimi), ışık miktarı, derinlik, sıcaklık ve taban topoğrafyasl gibi özellikleri aydınlatılır. Ortamların çalkantı derecesi çökeller içerisindeki kil, silt, mikrit miktarı, boylanma ve fosil karakterleriyle, belirli ölçüde tahmin edilebi1ir. Ör: Mercanlar berrak sulan daha crok tercih ederler. 191kmiktan paleontolojik verilerle saptanabilir. Ör: Kireçtaşları içerisinde fotosenteze bağımlı alglerin ve mercanların bulunduğu ortamın ışıklı olduğunu kanıtlar. Derinlik paleontoloji, litoloji, çökel yapısı ve bazı yerli minerallere dayanılarak belirlenebilir. Paleontolojik veriler organiznmaların nitelik ve ekolojilerinden kaynaklanır. Ör: Mercan, alg, miliolid gibi organizmalar sığ, radioler ve pelajik foraminiferler ise daha derin ortamların göstergesidirler. Litoloji de bazen derinlik hakkında bilgi verir. Ör: Stromatolitler, resifler kıyı ve sığ ortamları, türbiditler ise daha derin ortamları belirtirler. Çökel yapılarından kuşgözü, kuruma çatlağı, ripl-marklar, vb. yapılar sığ derinliklere işaret ederken, taban yapıları genellikle derin denizleri gösterirler. Fosfat ve glokoni gibi bazı yerli mineraller yine belirli derinlik limitlerinin (30-2000 m.) göstergesidirler. Ortam sıcaklığının tayini de çoğu kez paleontolojik ve litolojik veriler ile yapılmaktadlr. Ör: Mercanlar sıcak, radiolerler soğuk suları tercih ederler. Evaporitler sıcak ve kurak koşulları yansıtırlar. Ortamın taban topoğrafyasının belirlenmesi ise ancak yanal fasiyes değişimlerinin ve kalınlık haritalarının hazırlanması ile mümkündür.
Fiziko-kimyasal koşullar içerisinde ortamların tuzluluk, pH ve Eh gibi özelliklerini ince1emek gerekir. Tuzlu1uk genellikle paleontolojik ve litolojik verilerden tahmin edilir. Ör : Mercanlar çoğunlukla %30-40 tuzluluktaki sularda yaşarlar. Ph miktarı litolojik ve mineralojik verilerden bulunabilir. Ör: Kalsit ve aragonitler pH > 7.8 olduğu sularda çökelirler. Fosfatın çökeldiği sularda ise bu değer 7.8' den daha küçüktür. Eh değerine ise kabaca kireçtaşının renk, fosil, çökel yapl ve bazı yerli mineral1eri incelenerek yaklaşılabilir. Ör: Kırmızı renk oksidasyonu, siyah renk indirgeyici koşulları belirtir. Fosillerin sayısal bolluğu ortamda oksijen miktarının normal olduğunu gösterir. Çapraz tabakalaşma ortamdaki çalkantıyı, dolayısı ile havalandırmayı ifade eder. Kireçtaşlarında pirit gelişimleri de bu çökeller içerisinde zamanla indirgeyici koşulların gelişmiş olduğuna işaret eder.


